
Yeşil Barış Hareketi (YBH) Yönetim Kurulu, avcıların isteği ve Merkezi Av Komisyonu‘nun onayıyla, av sezonunun Mart ortasına kadar uzatılmasının, doğaya yapılan haksız saldırı, bilimsel gerçeklere de saygısızlık olduğunu vurgulayarak, bu yanlıştan derhal dönülmesi gerektiğini söyledi
YBH: Üreme döneminin başladığı Mart ayında av yapılması, doğanın döngüsünü hiçe saymaktır
Yazılı açıklama yapan YBH, av sezonunun Mart ayı ortasına kadar uzatılması kararının bir “müjde” gibi sunulmasının, bu ülkenin doğasına karşı yapılan haksız bir saldırı ve bilimsel gerçeklere açık bir saygısızlık olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Şubat ayında bitmesi gereken av döneminin, üreme döneminin başladığı Mart ayına taşınması; doğanın döngüsünü hiçe saymak, yaban hayatını siyasi popülizme kurban etmektir. Daha da vahimi, bu kararın ‘iklim değişikliği’ gerekçesiyle savunulmaya çalışılmasıdır. İşlerine geldiğinde ‘İklim Krizi’ni hatırlayıp, istismar malzemesi yapanlara doğa düşmanı davranışlarını hatırlatmakta yarar vardır” denilerek şöyle devam edildi;
“Doğal alanlar insanlar tarafından istila edildi”
• “Avlak” olarak ifade edilen doğal alanların insanlar tarafından “istila edildiği” için neredeyse yarı yarıya azaldığı,
• Sıcaklıkların yaz aylarında aşırı arttığı, özellikle bu yıl Aralık ayına kadar dikkate değer yağışın düşmediği,
• Doğadaki canlıların beslenebileceği hiçbir yerde yeşil bir ot bitmediği, içecek su bulamadıkları bu dönemde,
• Geleceği kurtarmaya yönelik hiçbir kaygı duymadan, akıl ve bilim devreye sokulmadan, bugün ağızlara sakız edilerek gerekçe yapılan “iklim değişikliği” hiç yokmuş gibi, doğada bu koşullarda yaşam mücadelesi veren, enerjisi tükenmiş son canlılar, bencil ve keyfi kayıtsızlıkla adeta bir savaş ortamını andıran, “Gazze”den farksız saldırılarla karşı karşıya bırakılmış ve katliam gerçekleştirilerek büyük bir yıkıma sürüklenmiştir!… Şimdi de üremelerinin önü tıkanmaktadır.
İklim krizi; birçok türlerin daha erken üremesine, göç takvimlerinin değişmesine ve habitat kaybına yol açmaktadır.
Üstelik, bilimsel veriler birçok popülasyonun son yıllarda 2–3 hafta daha erken üremeye başladığını ortaya koymaktadır.
“Bu, büyük bir bilimsel cehalet, doğamızın hiç hak etmediği yeni bir cinayet girişimi”
Yani yapılması gereken avı uzatmak değil, daha erken bitirmektir. Şimdi “İklim değişikliğini” gerekçe göstererek üreme döneminde avı uzatmak, büyük bir bilimsel cehalettir, ya da kamuoyunu bilerek yanıltarak gerçekleştirilecek, güzel adamızın ve doğamızın hiç hak etmediği yeni bir cinayet girişimidir.
Merkezi Av Komisyonu’nun (MAK) yapısı ve karar alma pratiği uzun süredir kamu yararı yerine, asli görevi olan doğal yaşamı dikkate almak ve değişimleri yakından takip etmek olması gerekirken, belirli bir kesimin taleplerini önceleyen bir görüntü vermektedir.
Doğa, belirli bir lobinin talebi doğrultusunda yönetilemez. Yaban hayatının, hiçbir koşulda siyasi hesapların malzemesi yapılması kabul edilemez!.
Mart ayı; kuşların, memelilerin ve birçok türün üreme ve hazırlık dönemidir. Bu dönemde av baskısının sürdürülmesi, popülasyonları zayıflatır, biyolojik çeşitliliği geriletir ve ekosistem dengesini bozar. Bunun adı ‘avcılığı desteklemek’ değil, doğayı tüketmektir.
“Bilim dışı, haksız ve çok ağır bir hata”
Bu karar yalnızca avcıları ilgilendiren bir mesele de değildir. Söz konusu tükenişi hızlandırmakla ekosistemin çöküşünü yaratmanın vebali, ülkemize ve insanlarımıza çok ağır biçimde yansıyacak, doğacak sorunlar karşısında ülkemiz nefes alamaz, üretim yapılamaz ve yaşanamaz hale gelecektir.
Doğa kamusaldır, üstelik sadece insanlara ait değildir; bir grubun ayrıcalıklı imtiyazlarla kullanımına bırakılacak bir alan hiç değildir. Doğaya karşı sorumsuzluğu aymazlıkla ‘müjde’ diye pazarlamak, doğanın ayrılmaz bir parçası olan insanlar dahil, tüm canlıların gelecek nesillerlerine karşı işlenen haksız bir saldırıdır.
Yeşil Barış Hareketi olarak açıkça ifade ediyor ve uyarıyoruz:
• Üreme döneminde avcılık yapılmasın önünün açmak bilim dışı, haksız ve çok ağır bir hatadır.
• İklim krizini yanlış ve art niyetle yorumlayarak alınan bu karar derhal geri çekilmelidir.
• Av sezonu yasal süresi olan Şubat ayı bitmeden sonlandırılmalıdır.
• Kararlar popülizmle değil bilimsel verilerle alınmalıdır.
• Bu yanlıştan dönülmez, Meclis kararına kadar taşınırsa; bu kararı onaylayacak her tek Millet Vekili hem tarih önünde kendi kişiliklerini doğa ve ülke düşmanı ilan ederek geleceklerini karartan, hem ülkemizin doğasını, hem de ekosistemin çöküşünü başlatacak imzayı atmış olacaklardır!…
Bu ülkenin doğası ‘siyasi şov malzemesi’ değildir!… Bu yanlıştan derhal dönülmelidir!…”



















