
Vicdan-i ret aktivistlerinden Halil Karapaşaoğlu, 40 yaşını doldurmuş olmasına rağmen, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı‘nın kendisine, seferberlik çağrılarına uymadığı için dava göndermeye devam ettiğini, hapis yattığı halde seferberlik çağrılarıyla ilgili de dava açıldığını söyleyerek, askerden kendisine, “yasal olarak 48 yaşına kadar seferberliğe çağırmaya hakkımız var. Hapis yattığın cezanı ödediğin anlamına gelmez” dediğini belirtti
Karapaşaoğlu: “Yasal olarak 48 yaşına kadar seferberliğe çağırabiliriz” dediler
Sosyal medya hesabından açıklama yapan Karapaşaoğlu, vicdan-i retle ilgili kendisi adına yeni bir süreç başladığını söyledi.
Polise gittiğini ve Aralık 2025’deki seferberlik çağrısına gitmediği için hakkında bir dava daha dosyalandığını söyleyen Karapaşaoğlu, bunun 2025 yılına dair dosyalanan 2. dava olduğunu, Mahkeme tarihlerini beklediğini kaydetti.
Karapaşaoğlu, 2025 Ağustos ayında 40 yaşına girdiğini, bundan önceki davanın Haziran 2025’teki seferberlik çağrısına uymaması olduğunu, yeni davanın ise 40 yaşına girdikten sonra açıldığını söyleyerek, bunun ilk kez olduğunu çünkü 40 yaşını dolduran Kıbrıslı erkeklere seferberlik çağrısının yapılmadığını hatırlattı.
Ayrıca bir yılda 2 kez seferberliğe çağırılmış olmasının da garip olduğunu ve bunu öğrenmek için Asal Şube2ye gittiğini belirten Karapaşaoğlu, aldığı yanıtın; “Yasal olarak 48 yaşına kadar seferberliğe çağırılabileceği” şeklinde olduğunu kaydetti.
“Hapis yatmanın cezayı bitirmek anlamına gelmediği söylendi”
Aynı yılda neden 2. kez seferberliğe çağırıldığı konusunda da “önceki çağrıya uymamasının cezası olduğu” cevabını aldığını belirten Karapaşaoğlu, seferberlik çağrılarına uymaması nedeniyle 2 kez cezaevine girdiğini yani cezalarını çektiğini hatırlattığını söyledi.
Karapaşaoğlu, hapis yatmanın cezayı bitirmek anlamına gelmediği cevabını aldığını, seferberlik yapana kadar çağrı yapma hakları olduğunu söylediğini anlatı.
Karapaşaoğlu, “Ben de, ‘hiç seferberliğe gitmezsem, siz bana sonsuza kadar dava açabilirsiniz ve sonsuza kadar beni çağırabilir misiniz?’ diye sordum. Kumandan bana ‘evet, bu yasal hakkımız var’ dedi” dedi.
“Bunun adı ‘sivil ölüm’dür”
Bunun “sivil ölüm” anlamına geldiğini, Türkiye’de böyle isimlendirildiğini söyleyen Karapaşaoğlu, şunları söyledi;
“Devlet sizi kısır bir döngünün içine sokar ve sizi sürekli olarak baskı altında tutar. Size uygulanan bu süreç sizi yaşarken öldürür. Kıbrıslı vicdan-i retçi olarak koloni rejimi beni kısır bir döngünün içine sokmuş oldu.
Bu beni sonsuza kadar yargılayıp, sonsuza kadar beni hapse atabilirler anlamını taşımaktadır. Bu yeni bir aşamadır. Ben buna ‘sivil ölüm’ değil Spinoza’dan ödünç aldığım ‘yaşama sevinci’, ‘yaşama direnci’ olarak yanıt vermek isterim.
“Otoriterler AİHM’e başvurmamı da Kanatlı’nın AİHM’de Türkiye’ye karşı aldığı kararı da dikkate almadı”
Vicdani retçi Murat Kanatlı 2014 yılında vicdani reddinden dolayı hapis yatmış AİHM’e yaptığı başvuru sonucunda Türkiye suçlu bulunmuştu. AİHM’e başvurduğu zaman Kanatlı ve Haluk Selam Tufanlı aleyhine olan davalar geri çekilmişti.
2019 yılında hapis yattıktan sonra ben de aynı şekilde AİHM’e başvurdum. Ne yazık ki Kıbrıs’ın kuzeyindeki otoriterler ne AİHM’e başvurmamı ne de Kanatlı’nın AİHM’de Türkiye’ye karşı aldığı kararı dikkate aldı.
Bu Türkiye’nin kolonisi durumunda olan Kıbrıs’ın kuzeyinin AİHM kararlarını sallamadığı anlamına gelir.
“Ben Kıbrıslıyım. Kıbrıslılara karşı silah tutmayacağım”
2013 yılında vicdani reddimi açıkladım. Ondan beri ordunun seferberlik çağrılarına itaat etmedim. Defalarca mahkemeye çıktım, yargılandım ve hapis yattım.
Ben Kıbrıslıyım. Kıbrıslılara karşı silah tutmayacağım. Türkiye’nin, Yunanistan’ın, Anglo-Amerikan emperyalizminin, NATO’nun Kıbrıs’taki planlarının çıkarlarının parçası olmayacağım.
Onların çıkarları doğrultusunda ilk önce yaşadığım adaya Yunanistan tarafından darbe yapıldı sonra da Türkiye kuzeyi kolonileştirdi.
Kıbrıslılar onların çıkarları için öldü ve öldürdü. Kıbrıslılar Kıbrıs için yaşamalıdır. Vicdani ret sivil itaatsizliğin eylemidir.
“İnsan düşünür. İnsan konuşur. İnsan direnir”
Türkiye’nin uyguladığı politikalar doğrultusunda imha edilen, değersizleştirilen bir hayalete dönüştürülen, yok sayılan Kıbrıslılardan biriyim.
Bu politikaları korumak için onların askeri olmayacağım. Onlara itaat etmeyeceğim. Vicdani reddim de kolonyal bir bilinçle, sömürgeciye karşı sivil itaatsizlik eylemidir.
Ben insanım. İnsan olduğumu unutmak istemem. Kendimi unutmak istemem. Unutmamak için da direnirim. İnsan düşünür. İnsan konuşur. İnsan direnir”




















