InstagramKöşe Yazarlarımız

Bizi Yok Sayanlara Duyurulur: Bu Memleket Hepimizin







Seçimler yaklaştıkça, sosyal medyada giderek artan bir linç kültürü gözlemliyoruz. İskele- Karpaz halkına yöneltilen suçlamalar artık akıl almaz boyutlara ulaştı.

Okul kazası geçiren çocuklara bile vicdansızca “Bu düzeni aileniz yarattı” deniliyor. Bu sadece bir öfke değil; bu, bilinçli bir hedef göstermedir.

Bu halkı yok saymanın, aşağılamanın, bölmeye çalışmanın adı.

Ama biz buradayız. Burada olduğumuz için Karpaz var. Aksi halde talan edilecekti.

Bunu göremiyor musunuz?

Biz bu topraklarda doğduk, büyüdük, yaşadık ve hâlâ yaşıyoruz. Başka yerde de yaşayamayız.

Bu toprakların yükünü taşıyanlar da yarasını saranlar da biziz.

Karpaz bir yerin adı değil, bir halkın kaderidir.

Ve biz bu kaderi sırtlanarak bugünlere geldik.

Şimdi dönüp bize “yağmacısınız, bu düzeni siz yarattınız” demek kolay.

Peki o düzeni inşa edenlere, halktan kopuk siyasetçilere neden kimse bir şey demiyor? Savunduğunuz kişi veya kişiler hiç mi seçilmedi sanıyorsunuz?

Bu bölgeye seçim dışında uğramayanları alkışlarken, sisteme boyun eğmemiş insanları hedef göstermek nasıl bir çelişkidir?

Görmeseniz de bilin, burası kırılgan bir yapıya sahip.

Yıllarca ihmal edilmiş, dışlanmış, ötekileştirilmiş bir bölgeden söz ediyoruz.

Bu bölgeye yapılacak her yanlış hamle, her dışlayıcı söylem sadece kırmakla kalmaz, geri dönüşü olmayan yaralar açar. Bunları yaşadık.

Burası bir kez daha itilirse, asla toparlanamaz. Vazgeçin insanları suçlamaktan, insanlara tepeden bakanların hatalarını buraya yığmaktan.

Bugün yaşanan sorunların kaynağı halk değil; temsil edilmeyen, duyulmayan, hesaba katılmayan halkın yerine karar veren bir sistemdir.

İnsanlar artık kendilerini yönetenlerin kendilerinden biri olmasını istiyor. Karpaz bölgesi insanları buna aç.

Görmezse, inanmaz. Varsa bu niyet, ortaya çıkmalıdır.

Yapanlar, yer verenler, karşılığını alıyor. Yapmayanlar da sitem ediyor.

Sadece isim olarak değil, yaşam olarak, duygu olarak, mücadele olarak oradan gelen insanlar görmek istiyor.

Kendini orada görmeli de zaten. Başka türlü inandırıcı olmuyor.

Seçme ve seçilme hakkı sadece sandıkta değil; her kademede, her platformda, her karar mekanizmasında kullanılmalıdır.

Özellikle sol partiler, artık tribünlerden izleyen değil, halkla aynı toprağa basan kadrolarla yol yürümek zorundadır.

Farklı kültürleri temsili yet anlamında içine almalıdır. Az olsun benim olsun dersek, yol alamayız.

Halk yoksa, sol da yoktur.
Bu halk yıllarca dışlandı, ama yılmadı.

Ama bilin: Her halkın sabrının bir sınırı vardır.

Bugün birlik olmazsak, yarın kimse kalmayacak.

Birbirimize düşersek, omuz omuza durmazsak kaybederiz.

Bana göre önümüzdeki seçim süreçleri bu bölgenin de bu ülkenin de son şansıdır. Temsili yet zorunlu hale gelmiştir.

Burada doğan, memleketini seven, yağma düzene baş kaldıran, her kültüre saygı duyan, diğer halkları yok saymayan, soran ve sorgulayan TC kökenli kişi veya kişileri somut olarak içine alan kazanacak.

Göstermelik değil, SOMUT.

Bedel ödedik deyip kendi yapısını korumaya çalışanlar, başını kaldırıp asıl bedel ödeyenleri de görsünler.

Bu fırsat harcanırsa, sadece var olan düzen değil, o düzenin içinde ayakta kalmaya çalışan herkes de yok olacak.

Çünkü artık hiçbir yapı halktan kopuk bir şekilde ayakta kalamaz.

Bu sözleri bölgeyi iyi bilen, burada doğmuş, burada büyümüş biri olarak tarihe not düşüyorum.

Bu toprakları biz terk etmedik. Ama terk edilen hep biz olduk. Artık susmayacağız. Artık sadece izlemeyeceğiz.

Gerçekleri kabul eden, yol alacak.

Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.













Başa dön tuşu