InstagramKöşe Yazarlarımız

Söz Sizde Gençler… Ama Gerçekten Mi?







Söz sizde gençler…

Yıllardır en çok duyduğumuz cümlelerden biri belki de budur.

Her kürsüde söylenir, her toplantıda alkış alır, her seçim döneminde süslenerek yeniden önümüze konur. “Yürüyün gençler”, “gelecek gençlerindir”, “gençlere fırsat verilmeli” denir.

Peki somut olarak bunun karşılığı var mı?
Asıl mesele tam da burada başlıyor.

Çünkü iş konuşmaya geldiğinde herkes gençleri yanında görmek istiyor. Meydanlarda gençlerle fotoğraf vermek isteyen çok. Gençlerin enerjisinden, dinamizminden faydalanmak isteyen çok. Ama iş yönetime, karar almaya, sorumluluk paylaşmaya geldiğinde aynı cesareti göremiyoruz. O noktada geri adımlar başlıyor.

Bugün dünyaya baktığımızda bunun başarılı örneklerini görüyoruz. Genç yaşta sorumluluk alan, ülkelerini yöneten, siyasete farklı bir vizyon getiren birçok isim var.

Dünyanın birçok yerinde gençler sadece destek veren değil, yön veren pozisyonda bulunuyor. Çünkü artık çağ değişiyor. Siyaset sadece tecrübeyle değil; vizyonla, değişime ayak uydurabilmekle, toplumu anlayabilmekle de şekilleniyor.

Peki bizde neden hâlâ aynı noktadayız?

Kaç tane gence gerçekten yol veriliyor?

Kaç gencin omzuna samimiyetle sorumluluk bırakılıyor?

Kaç gence “sen yapabilirsin” deniliyor?

Yerelden genele kadar sürekli “gençlerin önü açılsın” söylemini duyuyoruz ama uygulamada bunun karşılığını görmekte zorlanıyoruz. Hatta bırakın ön açmayı, çoğu zaman gençleri gerçekten kucaklayan bir anlayış bile göremiyoruz.

Elbette siyasette tecrübe önemlidir. Belli bir yaşın, belli bir birikimin değeri vardır. Bunu kimse inkâr edemez. Ancak gençlerin olmadığı bir siyasi yapı da her zaman eksik kalır.

Çünkü gençlerin enerjisi, cesareti, üretkenliği ve farklı bakış açısı siyasete canlılık katar. Yeni yollar açar. Yeni düşünceler üretir.

Siyaset yalnızca yılların alışkanlıklarıyla yürütülemez.

Daha önce de yazdığım, maalesef siyasette çok yaygın bir hastalık var:
Ben olmazsam olmaz” anlayışı…

Ve ne yazık ki bu anlayış birçok yerde kökleşmiş durumda. Özellikle dar alanlarda, kırsalda bu durum daha fazla hissediliyor.

Ataerkil yapıların güçlü olması, ilişkilerin daha hassas ilerlemesi, “kırılmasın”, “ayıp olmasın” düşüncesi bazen siyasetin önünü kapatan başka sonuçlar doğuruyor.

Böyle olunca da yeni isimlerin önüne görünmez duvarlar örülüyor.

Oysa kimsenin kimseye “sen dur, ben varım” deme hakkı yoktur.
Olmamalıdır da.

Gerçek büyüklük; koltuğu bırakabilmekte, arkadan geleni yetiştirebilmekte ve kendinden sonrasını hazırlayabilmektedir.

Eğer bir insan yıllarca siyasetin içinde olup da kendinden sonra yürüyecek bir isim yetiştiremiyorsa, topluma yeni bir yol gösteremiyorsa, orada ciddi bir eksiklik vardır.

Çünkü siyaset kişisel alan değil, toplumsal sorumluluktur.

Gençlerin önünü açmak sadece birkaç güzel cümle kurmakla olmaz. Onlara alan vermek gerekir. Sorumluluk vermek gerekir. Hata yapmalarına da fırsat tanımak gerekir. Çünkü bugün söz hakkı verilmeyen gençler, yarının yükünü taşıyamaz.

Artık sözde değil, özde bir değişime ihtiyaç var.

Umarım önümüzdeki dönem; yerelden genele kadar herkese örnek olan, farklı bakış açılarını ortaya koyan, gençlerin gerçekten söz sahibi olduğu renkli bir siyasi dönemin başlangıcı olur.

Hayat devam ediyorsa, umut da her zaman vardır.

Güneşin doğduğu yerden herkese selam olsun…















Başa dön tuşu