InstagramKöşe Yazarlarımız

ABD Aniden Vurdu: “Bundan Sonra Tufan” mı?







Önceki yazının başlığı “Trump ABD’yi İran Savaşına Sokacak mı?” idi.

ABD başkanının “karar vermek için iki hafta süre tanıyorum” demesinin, Umman sürecini ve Avrupa liderlerinin müzakere çabalarını boşa çıkartma amacı da taşıyan, dikkat dağıtma amaçlı bir sis bombası olduğu anlaşıldı.

Çevresindeki şahinler ile “İran’ı yaraladık, kendisini toplamasına izin vermeden vuralım” argümanına dayalı baskıyı artıran İsrail hükümeti kazandı.

Guardian’da Andfrew Roth’un dikkat çektiği gibi, önceleri bir gözlemci kesimi “Trump faktörü”ne bel bağlamıştı, “ABD başkanının öngörülemezliği ve pazarlık becerisi, güçlü İsrail Başbakanı’yla başa çıkmada belirleyici bir avantaj sağlayabilir” diye düşünülüyor, öyle umuluyordu. Hatta, Netanyahu’nun denediği bilek güreşinden yenik çıkacağı sanılıyordu.

Ancak, eski danışmanlarından, “şahinJohn Bolton haklı çıktı: “Trump sağa sola kulak verir, kimden sihirli cümle gelirse o tarafa gider” demişti.

O an yaşandı ve elbette ki, Trump bu kararını verirken, iç siyasetteki otoriterlik hamlelerinde bu riski de almayı tercih etti.

B-2 operasyonu ABD’de demokratları ayağa kaldırdı, “emrivaki” de dendi, “anayasa ihlali” de, hatta buna Kongre’nin bazı Cumhuriyetçi üyeleri de katıldı ama kumar böyle bir kumar.

Bu eşiği de aşarsa, Trump yoluna devam edecek. Ama bu aşamadan sonra İsrail ile nasıl bir ilişki formatı kuracak, şu ana kadar olduğu gibi sürüklenecek mi, işte orası bir muamma.

Her hal-ü kârda, şimdi, zikzaklar çizdikten sonra siyasi hayatının en büyük kumarını oynayan, “sonu gelmez savaşlara karşıyım” sloganını yalayıp yutan bir Trump var.

Kendisinden önceki başkanların yapmadığını yaptı, “bunker buster” denilen imha gücü en yüksek bombaları ilk kez bir savaşta kullanan bir başkan olarak tarihe geçti.

Ama aldığı risk bunların çok ötesinde: Bu ani kararıyla ülkesini yeniden açık hedef haline getirdi, “sonu gelmeyen savaşlar” sayfasını yeniden açtı, bölgede diğer ülkeleri de istemedikleri tercihlerle karşı karşıya bıraktı.

(Trump) İran liderliğinin bölgede konuşlanmış 40 binden fazla Amerikan askerine karşı muhtemel misillemesini ülkesinin püskürtebileceğine açık açık bahse giriyor.

İsrail’in sekiz gündür süren amansız saldırılarına rağmen bu askerlerin tamamı Tahran’ın füze filosunun menzili içinde yer alıyor.

Ayrıca, ciddi şekilde zayıflamış bir İran’ı intikam almak için terör, rehine alma ve siber saldırı gibi alışıldık yöntemlerini kullanmaktan caydırabileceğine dair de bahse giriyor” diye yazıyor, New York Times’ın kıdemli savunma muhabiri David Sanger.

Trump’ın açıklamasından şunu anlıyoruz: B-2’lerin saldırısı (belki şimdilik) sadece üç nükleer tesisle sınırlı. İran’ın elindeki orta menzilli füze stoku ayrıca drone (SİHA) cephaneliği, İsrail’in saldırılarından ciddi bir zarar görmedi, bunu B-2 saldırıları ardından İran’ın İsrail’e karşı yoğunlaştırdığı roket dalgası da teyit etmekte.

Diğer yandan, bir ihtiyat payı da bırakalım. Bazı bağımsız askeri kaynaklara göre, üç hedeften en önemlisi olan Fordo’da kayda değer bir hasar olmadı.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın başkanının, saldırı ardından “bir nükleer sızıntı yok” demesi bir anlam taşımayabilir ama İran’dan da herhangi bir “sızıntı var” açıklaması da gelmedi.

Öyle veya böyle, bu nokta şu anda bulanık. Kim doğruyu söylemekte, bilmiyoruz. Sonuçta savaş propagandasının başrolde olduğu bir süreçteyiz.

Trump ve Netanyahu iyice zayıflatıldığını düşündükleri İran’ yönetimini “topyekun teslim” noktasına getirdiklerini düşünüyorlarsa yanılıyor da olabilirler. İran liderlerinin Tahran, Cenevre ve İstanbul’da yaptıkları açıklamalar, “sonuna kadar direnme” yönünde. Hele bu saatten sonra Tahran’ın beyaz bayrak kaldırması mikroskopik bir ihtimal.

İran’ın misillemesi krizi tüm bölgeye yayma hedefine yönelebilir. Seçenekleri çoklu. Dünyanın petrol sevkiyatının beşte birinin “şişe ağzı” sayılan Hürmüz Boğazı’nı kapatmak için gerekli askeri kapasiteye sahip.

Basra Körfezi’ni açık denize bağlayan hayli dar -55 km- bu boğaz küresel ticaret açısından hayati öneme sahip. Dünyadaki petrolün dörtte biri ve sıvı doğal gazın yüzde beşte biri buradan geçmekte.

Kapatma hamlesi Basra Körfezi’ndeki ABD donanmasının gemilerini sıkıştırabilir. ABD’yi daha yoğun bir savaşa çeker.

Bu kritik noktaya mayın döşenmesi ardından yavaşlayan trafik gaz fiyatlarının daha da fırlamasına yol açar.

Her ne kadar İsrail’in hamleleri Lübnan’daki Hizbullah’ı etkisiz kıldıysa, Assad’ın gitmesiyle Suriye’deki İran uzantısı güçler halsiz kaldıysa da, bölgede hala İran’ın kullanabileceği iki uzantı var.

Bunlardan biri Yemen’deki Husi güçleri, diğeri de son zamanlarda sesi yüksek çıkmaya başlayan, Basra’da konuşlu “Kata’ib Hezbollah” örgütü. Liderleri Abu Ali al-Askari, önceki gün CNN’e “bölgedeki ABD üslerini ördek avlaklarına çevireceğiz” dedi.

Bu, onların başarısından çok, savaşın bu iki ülkeye daha sert biçimde yansımasını işaret ediyor. “Bölgede sekizi daimi olmak üzere toplam 18 ABD askeri üssü mevcut)

Bir başka boyut daha var. Bazı Ermeni kaynakları, Azerbaycan’ın, İsrail saldırılarına dolaylı katkı verdiğini, sadece orada İsrail’e tahsis edilmiş üssün kullanımına değil, drone üretimine de izin verdiğini iddia ediyor.

Eğer bu doğruysa, Azerbaycan, İran’ın genişleteceği misillemede “radar ekranına” öncelikli olarak girmiş de demektir.

Gelişmelerin hız ve kapsamına bağlı olarak İran farklı bir yol da izleyebilir.

Tahran, çatışmaya daha fazla düşman tarafı çekmemek ya da daha kapsamlı bir ABD bombardımanını davet etmemek için intikamını soğuk bir şekilde, daha uzak bir tarihte alma yolunu seçebilir. Geçmişte, dış saldırılara verdiği tepkileri geciktirdiği olmuştur” diye yazıyor, Guardian’ın diplomasi muhabiri Julian Borger. Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi’nın Pazar günü yaptığı dile getirdiği “ebedi sonuçları olacak” cümlesi bunu anlatıyor olabilir.

Sonuç olarak şunu söylemek mümkün: Nefretin yeni nefret dalgaları doğurduğu, siyasi-etnik-dini kan davasının katmerlendiği, enerji kaynakları üzerindeki yeni paylaşım kavgasının daha da alevleneceği, “sonu gelmez savaşların” bir kez daha teyit edildiği, alabildiğine toksik bir döneme hazır olalım.













Başa dön tuşu