InstagramKöşe Yazarlarımız

Sendikalar? Genel Grev? Tüketici Boykotu? Özgür Özel’in İşi Hiç Mi Hiç Kolay Değil







Özel’in miting çağrısına ellerinde pankartlar ve orak çekiçli bayraklarla katılan, mangalda kül bırakmayan sol partiler acaba neden bir genel grev örgütleyemediler?

CHP Genel Merkezi’ne düzenlenen polis harekatıyla, 23 Mayıs 2026 tarihi, Türkiye siyaset tarihine yeni bir kara leke olarak eklendi.

Yargı darbesinin hemen ardından gerçekleştirilen bu operasyondan bu yana CHP, iktidarın arzusu ve planlaması doğrultusunda giderek şiddetlenen bir “iç savaş”a sürüklenmiş durumda.

Bu kargaşa derinleşerek sürecek ve çok uzun bir zaman alabilir.

AKP-MHP ittifakı bir yanda, DEM Parti diğer yanda, şimdi de CHP karşı yanda kaldı; böylece iktidar, ihtiyacı olan zamanı kazandı.

Rejimin en büyük kozu dış dünyanın bu ülkenin iç siyasetine dönük umursamazlığı ve —açıkça söylemek gerekir ki— ülke genelindeki seçmenin bezginliği, “ne olacaksa olsun artık” yılgınlığıdır.

Zamanın ruhu biraz böyle; ikisi de doğal, şaşırtıcı değil.

Ama toplumsal dinamiklerin tamamen yok olması da eşyanın tabiatına aykırı. İktidar ittifakının sahnelediği tüm hamlelere rağmen sosyal direnç kırılmadı; parçalı, bölük pörçük, ama hafife de alınamaz. Kriz öfkeyi besliyor; öfke kanal arıyor.

CHP lideri Özgür Özel gelinen noktanın kişisel açıdan da “varoluşsal” olduğunu kavrayalı epey oldu. Akıbetinin İmamoğlu gibi olacağını hissediyor, siyaseten bir ölüm kalım kavgası veriyor. Hitabeti, belagati iyice güçlendi, cesareti katlandı, şimdi elindeki tüm kozları sırasıyla ortaya koyuyor.

Vazgeçmek niyetinde görünmüyor. Her ne kadar “artık iki CHP var” demiş olsa da parti içi liderlik mücadelesinin peşini bırakmadı.

Delegelerden olağanüstü kurultay için yeterli imzayı topladığı haberi geldi; bu arada CHP’nin eski 111 milletvekili de temmuz ortasında kurultay çağrısı yaptı. Parti bir değişim fırsatının eşiğinde ve hizip yuvası olarak, tarihi bir samimiyet ve özveri sınavında.

Ama rejimin karşı hamleleri de önceden hazırlanmış görünüyor. Adalet Bakanlığı ve Başsavcılık başka ülkelerdeki tarihsel pratiklerden haberdar olunmadığını boşa çıkarır bir maharetle yeni adımlar atıyor.

Yazıyı yazarken gelen son haber şuydu:

İstanbul Başsavcılığı, kurultay soruşturmasında kapsamlı mali inceleme başlattı. Başsavcılık, oy kullanan delegeler ile birinci derece yakınlarının banka hareketleri, MASAK raporları ve SGK kayıtlarının incelenmesini talep etti. CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da ‘mutlak butlan’ kararı vermişti.

Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, kurultay öncesinde görevde olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi üyelerinin tedbiren göreve dönmesine karar vermişti

Yani? Yanisi şu: Hukuk mücadelesinde Özel ve ekibinin önüne yokuş üstüne yokuş çıkacak. Bu kesin.
Hangi irade galebe çalacak? Rejim ittifakının, yani “sistem”inki mi, yoksa CHP’yi iktidar için ciddi bir seçenek kılmaya çalışanlarınki mi?

Cevap hem belli hem de tahminlere, sürprizlere açık.

Peki, kamuoyu ne durumda? Son günlerde beni en çok bu ilgilendiriyor. Ama ne idüğü belirsiz bazı “türedi” şirket isimleriyle tedavüle sokulan, manipülasyon amaçlı anketler değil. Bunlar aynen Mayıs 2023 seçimleri öncesinde olduğu gibi zuhur ettiler ve sersemlemiş medya tarafından sorgusuz sualsiz yayımlanıyorlar.

Bu en civcivli zamanda gençlerin gelecek kaybını, huzursuzluğunu, öfkesini konuşurken dikkatimi Kanye West konseri çekti.

Hayır, bu Nazi hayranı zavallı çocuğun abuk subuk ifadeleri ve Hitler şarkısı ardından pek çok ülkede aforoz edildiği halde Türkiye’de sahne bulması değildi beni şaşırtan. Türkiye zaten epeydir ipten kazıktan kurtulmuş ne kadar garip tip varsa hepsinin yığıldığı bir yer haline geldi.

Beni şaşırtan, ülkenin ekonomik olarak batmakta olduğu bu dönemde konsere neredeyse 118 bin kişinin para vererek gitmesi oldu.

Kanye West’e para vermek! Madonna’nın Rio’daki ücretsiz konserine 1,5 milyon, Shakira’nın aynı kentteki ücretsiz konserine 2 milyon kişi gelmişti.

Ücretsiz deyip geçmeyin; bu konserlerin Rio belediyesi ve esnafına katkısı toplamda yaklaşık 777 milyon reais (~130 milyon euro) olmuştu.

Kanye West konseri neden ücretsiz değildi? Soran yok. Organizatör ILS Vision kişi başına ortalama 15 bin 640 TL ile alınan biletlerden toplamda yaklaşık 1.85 milyar TL (~30 milyon dolar) brüt gelir elde etti.

Ve emin olabilirsiniz ki, bu paraları bilete basanların umurunda değildi Türkiye’nin maruz kaldığı rejim değişikliği. Asıl kamuoyu anketleri o turnikelerde yapılmalıydı; genç kesimin geleceğe nasıl baktığını, toplumun genel ruh halinin önemli boyutunu anlamak için.

Bunları bize niye anlatıyorsun, dip dalgayı ıskalama” dediğinizi duyar gibiyim.

Peki, o zaman başka bir cepheye dönelim yüzümüzü. Mahkeme kararı ve tahliye ardından Özgür Özel’in elinde ne gibi mali ve teknolojik imkânlar kaldı? Bunu Güvenpark’ta kendisinin de ifade ettiği gibi gördük.

Özel şimdi elindeki iki kartı zorluyor: Parti içi delegelerin desteği ve seçmenin mitinglere katılımının ülke sathına yayılacak şekilde canlı tutulması.

Bunlar tek başına yetecek mi? Ciddi ve samimi bir soru.

En önemli nokta şu ve onunla bitireyim:

İyi kötü normal bir Avrupa ülkesinde —hatta Gürcistan’ı da buna katabiliriz— merkez-sol veya sosyal demokrat denebilecek bir ana muhalefet partisine 23 Mayıs benzeri bir huruç harekâtı düzenlenseydi, o ülkedeki sendikalar, STK’ler ve barolar sessiz kalır mıydı?

Biliyoruz ki, bu demokrasi düşmanı hamleye karşı o toplum yandaş şirketlere yönelik bir tüketici boykotu başlatır ve daha önemlisi, ülke ucu açık bir genel grev dalgasıyla rejimi silkelemeye başlardı.

CHP’yi sosyal demokrat sayıyorsak, bu dönemin en kritik ve tarihi sınavı, özellikle işçi örgütlerinin protestosu olacaktı.

Olmadı.

Bunun nedenlerini biliyoruz. Ne kadar tersini söyleseler de CHP’nin sendikalarla bağı 12 Eylül sonrasında koptu gitti. Parti, siyaset esnafının üşüştüğü bir elit yapı haline geldi.

Bu bir vakıa.

Peki, Özel’in miting çağrısına ellerinde pankartlar ve orak çekiçli bayraklarla katılan, meydanlara doluşan irili ufaklı sol partiler —mesela adına “işçi” yazan parti veya adına “komünist” kelimesinin varyasyonları olan (bir tanesinin erkek lideri tam 20 senedir partinin başında) partiler— oralarda bağırıp çağıracaklarına, madem işçi örgütlemesinde o kadar iddialılar, neden bir genel grev örgütleyemediler?

Neden?

Yoksa lafta habire yüceltilen işçinin, emekçinin bu sefalet manzarası umurunda değil mi? Yoksa sendikalar da ülkeyi kemiren çürümenin bir parçası mı?

Yoksa soldaki partiler boş lafla yürütülen konforlu peynir gemilerinin mürettebatı mı?

Başka bir soru: Şu hayati demokrasi kavgası 2023’te Kılıçdaroğlu’nun aktif katkısıyla TBMM’ye doluşan siyaset esnafının kaçta kaçını ilgilendiriyor?

Sorular ortada.
Cevapları size bırakıyorum.

Şunu biliyorum: Şu anda en dikkat çekici siyasi kavgayı veren, “fırsatları zorlayan” Özel’in işi çok, ama çok zor.

Geçenlerde Foreign Policy’deki yazısında, Berlin’deki düşünce kuruluşu Bilim ve Politika Vakfı’ndan (SWP) Salim Çevik’in vurguladığı gibi, CHP’ye kayyım atayan mahkeme kararının sergilediği acı gerçek, Türkiye’de demokrasiyi önemseyen ama sayısı gitgide azalan kesim için kaygı üretiyor olması.

İktidarın ekmeğine yağ süren de bu.















Başa dön tuşu