Karpaz’da Oynanan Oyun: “Suçla, Böl, Parçala, Unuttur”

Toplum olarak karşı karşıya kaldığımız sorunların birçoğunda karşımıza çıkan ve ne yazık ki hâlâ aşamadığımız bir refleks var; Ayrıştırmak.
Bir sorun yaşandığında hemen taraflar yaratılıyor.
“Siz Lefkoşalılar”, “Siz çevreciler”, “Siz Karpazlılar” gibi genelleyici, dışlayıcı ve çoğu zaman öfkeye dayalı etiketlerle birbirimize karşı konumlandırılıyoruz.
Ve ne yazık ki bunun bir oyun olduğunu, birilerinin çıkarlarına kullandığını görmüyoruz.
Bu söylemleri ve bu söylemlerden oluşan tavırları aşamazsak, bir milim yol alamayız.
Lefkoşa’da BİZİM, Karpaz’da BİZİM. Bu memleketin her bir noktası önemlidir, değerlidir.
Bu değere sahip çıkmalıyız.
Ayrıştırıcı dil Karpaz özelinde, sıkça karşımıza çıkıyor.
Bir yanda “Karpazlılar toprağını sattı, sahip çıkmadı” gibi suçlayıcı ifadeler, diğer yanda “Lefkoşalılar ne anlar buranın halinden?” gibi savunma refleksiyle doğan başka bir öfke…
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: Hepimiz bir diğerini suçluyor, hiç kimse meseleye bütüncül yaklaşamıyor.
Oysa ortada apaçık bir gerçek var; Bizi bu “siz-biz” ayrımıyla zayıflatmak isteyen bir anlayış var.
Bu anlayış zaman zaman politik çıkarlara hizmet ediyor, zaman zaman da dikkatleri asıl sorunlardan başka yöne çekmenin kolay bir aracı hâline geliyor.
Her dönem, toplumun belirli kesimlerinden biri, yapmadığı işler nedeniyle günah keçisi ilan ediliyor.
Çevreciler, avcılar, yerel halk, yönetenler ya da yönetilenler…
Her biri belli dönemlerde hedef tahtasına konuluyor. Oysa çoğu zaman mesele ne o kesimlerin eksikliği ne de niyeti.
Asıl amaç; birilerini öne atıp, kendi yapılmayanları gizlemek, sorumluluktan kaçmak.
Bu oyuna gelmemeliyiz.
Ayrıştırmanın kendisi zaten bir örtbas yöntemidir. Bu noktadan uzak durmak, daha gerçekçi ve çözüme odaklı bir tavır geliştirmek zorundayız.
Hep söylerim; Karpaz, sadece Karpazlıların değil; bu ülkenin tamamının ortak mirasıdır.
Sahip olduğu doğa, tarih, kültür ve insan yapısı, bugünün değil, yüzyılların birikimiyle şekillenmiştir.
Bu yüzden buradaki her gelişme sadece bölgesel değil, ulusal bir meseledir. Bu bilinçle hareket etmeliyiz.
Birbirimizi suçlayarak, etnik, coğrafi veya inanç temelli ayrımlar yaparak değil; ortak bir bilinçle hareket ederek bu zenginliği koruyabiliriz.
Aksi takdirde, bölge elden gittikten sonra ne suçlamaların ne de haklılık iddialarının kimseye bir faydası kalmaz.
Seçim zamanı yaklaştıkça, özellikle bu ayrıştırmadan faydalanan kesime net olarak şunu söylüyorum; Biz Karpazlıyız ve Kıbrıslıyız. Kimin ne olduğunu da çok iyi biliyoruz.
Bize bu gözle bakanlara kapımız da gönlümüz de açıktır.
Bu söylem yalnızca bir grubun değil, herkesin ortak dili olmalı.
Her kesimden insan bunu konuşmalı, bunu sahiplenmeli ve benimsemelidir.
Artık bu “siz” ve “biz” ayrımını geride bırakma zamanı geldi.
Çünkü mesele sadece Karpaz değil.
Mesele, biz olabilmek.
Birbirimizi anlayabilmek, empati kurabilmek ve birlikte mücadele edebilmek.
Karpaz’ı korumak, geleceğe taşımak istiyorsak; hep birlikte, aynı cümlede yer almalıyız: Sen, ben, BİZ olacağız.
Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.



















