
Maliye-Sen, hem kamu görevlileri hem de asgari ücretliler için sosyal adaletin sağlanması çağrısında bulundu. Sendika, artan hayat pahalılığına ve enflasyon verilerine dikkat çekerek, maaş artışlarının ve kamusal düzenlemelerin toplumun en kırılgan kesimlerini koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı
Maliye-Sen: Hayat pahalılığı yeniden tırmanışa geçti
Hazine ve Maliye Çalışanları Sendikası (Maliye-Sen), ekonomik göstergelerin endişe verici boyutlara ulaştığı bu günlerde yazılı bir açıklama yayımlayarak, Haziran 2025 itibarı ile, hem Kıbrıs’ın kuzeyinde hem de Türkiye’de hayat pahalılığı yeniden tırmanışa geçtiği vurgulandı.
Maliye-Sen, açıklamasında, İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), bir önceki aya göre yüzde 1,42 artarken, yılın ilk altı ayındaki kümülatif artış yüzde 17,79, yıllık artış ise yüzde 35,78 olarak gerçekleştiğini belirtti.
Sonrasında Türkiye İstatistik Kurumu‘nn (TÜİK) verilerini paylaşan Maliye-Sen, TÜİK’in ise Haziran ayında TÜFE’nin aylık bazda yüzde1,37 , yılbaşından bu yana yüzde 16,67, yıllık ise yüzde 35,05 oranında arttığını duyurduğuna işaret etti. Bağımsız araştırma grubu ENAG’ın verileri’nin ise bu artışların çok daha yüksek olduğunu ortaya koyarak aylık enflasyonu yüzde 3,05, yıllık ise yüzde 68,68 olarak hesapladığı belirtildi.
Maliye-Sen, bu oranların sabit gelirli çalışanlar açısından günden güne ağırlaşan yaşam koşullarını açıkça gösterdiğini kaydetti.
“Hayat pahalılığı ödeneği kamu görevlileri ve emekliler için yetersiz yansıyor”
Açıklamada Maliye-Sen, kamu görevlilerine Haziran ayı itibarıyla brüt yüzde 17,79 oranında hayat pahalılığı ödeneği ekleneceği belirtilirken, bu artışın gelir vergisi ve sosyal güvenlik kesintileri sonrası net maaşlara yüzde 13 ila yüzde 15 düzeyinde yansıyacağı ifade edildi.
Buna karşılık emekli maaşlarına artışın kesintisiz ve net yüzde 17,79 olarak uygulanacağı bildirildi.
Maliye-Sen, bu durumun kamu çalışanlarının reel gelirini korumakta yetersiz kaldığını, maaşların hayat pahalılığı karşısında eridiğini ve gerçek alım gücünün düştüğünü vurguladı.
“Asgari ücrette derin adaletsizlik”
Sendikanın açıklamasında en dikkat çekici başlıklardan biri ise asgari ücretin durumu oldu. Mevcut asgari ücretin, belirlenme sürecinde TÜFE oranlarının gerisinde bırakıldığı hatırlatılarak, bunun çalışanları geçim sınırının altına iten bir uygulama olduğu ifade edildi.
Maliye-Sen, enflasyonun gerçek seviyelerini dikkate alan bir asgari ücret düzenlemesinin zorunluluk olduğunu belirtti ve bu konuda acil bir revizyon çağrısında bulundu.
“Cari açık ve borç stoku alarm veriyor”
Kıbrıs’ın kuzeyinin ekonomik verilerine de işaret edilen açıklamada, yalnızca çalışanlar değil, tüm toplumun ekonomik sağlığının bozulmakta olduğu uyarısında bulunuldu.
Cari açığın artmakta, kamu borç stokunun ise rekor seviyelere ulaşmakta olduğu kaydedildi. Bu sürdürülemez tablonun yapısal sorunları daha da derinleştirdiğine dikkat çekildi.
“Vergi adaleti sağlanmadan ekonomik denge kurulamaz”
Sendika, bu ekonomik çöküntünün temel nedenlerinden birinin vergi sistemindeki adaletsizlik olduğunun altını çizdi. Büyük sermaye gruplarına sağlanan istisna ve bağışların gözden geçirilmesini, vergiden kaçınma yollarının sınırlandırılmasını ve vergi muafiyetlerinin adil bir çerçevede yeniden düzenlenmesini talep etti.
Kayıt dışı ekonomiyle etkin bir mücadele verilmeden ne mali denge kurulabileceği ne de toplumsal adaletin sağlanabileceği ifade edildi.
“Emekçinin hakkı göz ardı edilemez”
Maliye-Sen açıklamasında şu ifadelerle taleplerini yineledi:
“Ekonomik istikrar, yalnızca verileri ilan etmekle değil; gelir dağılımında adaleti sağlamakla, emekçinin hakkını korumakla mümkündür.
Kamu görevlilerinin ve dar gelirli kesimlerin yaşam kalitesi göz ardı edilmemeli, kamusal düzenlemelerde sosyal denge gözetilmelidir. Emeğin değersizleştirildiği değil, korunduğu bir sistem için mücadelemiz sürecektir”



















