InstagramKöşe Yazarlarımız

Burada Olmak







Zamanın düzenli akmadığı yerler vardır. Akdeniz haritasının doğusundaki küçük nokta da bunlardan biri.

Geçmiş, burada kapanmamış bir parantez gibidir; gelecek de kurulamamış bir cümle.

Yaşam sözcüklerin değil, sözcükler arasındaki boşlukların üzerine kuruludur.

Sınırlar çizilmiştir ama çizgilerden çok boşluklar konuşur.

Silahların sesi çoktan kesilmiş olsa da her şeyin üstüne sinmiş bir suskunluk vardır.

Bu suskunluk huzurdan değil, tamamlanmamışlıktan doğar.

Evlerin ışıkları yanar, yollar açılır, çocuklar okuldan döner; fakat her hareketin ardında görünmeyen bir duraksama uzanır. Adını kimsenin koymadığı, ama herkesin içinde taşıdığı bir duraksama.

Konuşmalar bazen kısa kesilir, bazen uzadıkça uzar; ama cümleler asla tamamlanmaz.

Bu, anlatamamanın değil anlatmanın fayda etmediğine dair ortak bir sezgi hâlidir. Bellek yüksek sesle değil, davranışla aktarılır.

Olanı biteni alaya almak burada yalnızca neşeyle değil, varlıkla ilgilidir. Gülmek bir refleksten çok, bir tür hayatta kalma pratiğidir.

Bu coğrafyada aidiyet, tanımlanabilir bir bütünlük sunmaz. İnsanlar adalıdır -evet- ama “ada” neresidir?

Sınırların sürekli yer değiştirdiği, adlandırmaların tartışmalı olduğu bir yerde, aidiyet sabit bir yer duygusuna değil, daha çok bir yönsüzlüğün içinde ayakta kalabilme yetisine dönüşür.

Ama bütün bunlara rağmen, bu halk kendini bir yere ait hissetmediği için değil, ait olduğu yerin ne olduğunu artık sormayarak tanımlar.

Adalı olmak“, burada bir coğrafyaya değil, bir hâle, bir belirsizliğe kök salmaktır. Ait olunan yer, haritadan çok sezgiyle belirlenir.

Anlatılmayan hikâyeler birikirler. Bu hikâyeler, resmi tarihin satır aralarından çok, insanların gece yürüyüşlerine, balkonlardaki çiçeklere, göz göze gelmeyen bakışlara sinmiştir.

Kayıp, burada sadece bir tarihsel hadise değil; gündelik yaşamın sessiz ortaklığıdır. Herkes bilir ama az kişi konuşur.

Çünkü konuşmak, bazen kaybın kendisinden daha ağır gelir. Bu yüzden Kıbrıslıtürk, geçmişi onarmaktan çok, onunla birlikte yaşamayı öğrenmiştir.

Gelecekten söz edilir, evet, ama dar bir zaman aralığında; “Yarın markete gideceğim”, “haftaya güneye geçeceğim

Fikirler fazla fazla üretilir, ama derinleşmezler; “kesin çözüm olacak” ya da “kesin çözüm olmayacak

Daha derini yorucudur; çünkü her umut, geçmişin öğrettiği üzere, hayal kırıklığının eşiğidir.

Bu halk, umudu tamamen bırakamaz; fakat ona temkinli yaklaşır. Umut burada bir atılım değil, bir denge hâlidir.

Ve tüm bu belirsizliğin ortasında hayat akmaya değil, sızmaya devam eder. Kahvede tavla atılır, portakal ağaçları budanır, hafta içi işe, hafta sonu denize gidilir, gün batımında sessizce eve dönülür.

Direniş, burada ritüellerle, tekrarlarla, sabırla gerçekleşir. Gürültülü bir varoluşun değil, sürekliliğin şiiridir bu.

Burada zaman bir akış değil, bir sızıntıdır. Toplum ne büyük hayallerle savrulur ne de büyük çöküşlerle dağılır. Sessiz, durağan ama inatçı bir varoluş biçimi üretmiştir.

Ne tam içeride, ne tam dışarıda. Ama her şeye rağmen burada. Ve belki de yalnızca burada kalmak, hâlâ burada olmayı sürdürmek kendi başına anlamlıdır.

Özgür Gazete, eğer varsa bu anlamı ararken elimizde tutmamız gereken az sayıda pusuladan biri. Bu nedenle bu günden itibaren ben de her hafta bu köşede, bu arayışa katkıda bulunmak için çaba göstereceğim. Görüşmek üzere.













Başa dön tuşu