Bir Orman Yandığında…

Bir orman yandığında, önce ağaçlar değil, devlet yanar.
Çünkü doğa, sadece ekolojiyle değil, yönetim biçimiyle de ilgilidir.
Limasol yanıyor. Ve biz, bu adada hâlâ hiçbir şeyi paylaşamamış olmanın utancıyla dumana bakıyoruz.
Bu yangın, sadece güneyin itibarını değil, kuzeyin de çıplak gerçeğini gözler önüne serdi.
Kuzey yardım teklif etti, evet. Ama bu teklifin arkasındaki gerçek neydi?
Hazır bir sistem mi? Koordineli bir afet müdahale gücü mü?
Yoksa, kendi içinde bile organize olamayan, itfaiyesi ve polisi sivil yönetimden çok orduya bağlı olan bir yapının “biz de varız” çabası mı?
İşte tam da burada bir gerçeği açıkça koymalıyız:
Kuzey Kıbrıs’ta bugün itfaiye teşkilatı, doğrudan askeri yapının gölgesindedir.
Polis de öyle. Sivil iradenin hâkim olmadığı bir düzende, afet yönetimi kime emanettir?
Her yıl çıkan yangınlarda belediyeler arası koordinasyon zayıf, kaynak dağılımı eksik, kriz anı iletişimi çürük.
Çünkü kurumlar halkın değil, hiyerarşik gücün emir zincirine bağlıdır.
Ve bu zincir, bazen karar almak yerine sadece “emir beklemekle” yetinir.
Sivile bağlı olmayan bir polisin, sivile bağlı olmayan bir itfaiyenin olduğu yerde, afetler sadece yangın değil; yönetim krizidir.
Ve bu kriz, sadece “kurtaramadık”la açıklanamaz.
Bu kriz, yıllardır sürdürülen bir vesayet rejiminin ta kendisidir.
Kuzeyin güneye yaptığı yardım teklifinin reddedilmesi elbette siyasi bir skandaldır.
Ama aynı zamanda, o teklifin arkasında halkına hesap verebilir bir yapının olmaması da başka bir sorundur.
Ve bu yüzden polis ve itfaiyenin sivil otoriteye bağlanması, sadece bir reform değil; hayat kurtaracak bir zorunluluktur.
Çünkü orman yangınları rütbe tanımaz.
Alev emir dinlemez.
Afet anında karar beklenmez, inisiyatif alınır.
Ve inisiyatif, ancak halkına hesap veren bir düzende mümkündür.
Siyasetle beslenen kibir güneyi yakarken, yapısal tıkanıklıklar kuzeyi savunmasız bırakıyor.
Birbirini anlamayan iki taraf, aslında aynı felakete farklı köşelerden sessizce bakıyor.
Ama bu sessizlik, her geçen gün ortak felaketi büyütüyor.
Ve biz susmaya devam ettikçe, bir gün bütün ada yanacak.
O zaman ne itfaiye yetişir ne siyaset…



















