
Kıbrıs Cumhuriyeti (KC), 19 Temmuz’dan beri tutuklu bulunan beş Kıbrıslırum’un serbest bırakılması için diplomatik baskılara yoğunlaşıyor. Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslırumların mülklerine el koyanlara karşı açılan davalara misilleme olarak görülen bu tutuklamalar gerilimi derinleştirirken, KC Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis “faşizan korsanlık” diyerek tepkisini dile getirdi
Lefkoşa’nın karşı karşıya olduğu krizler yalnızca yangınlarla sınırlı değil
Philenews‘ün haberine göre, Lefkoşa’nın karşı karşıya olduğu krizler yalnızca yangınlarla sınırlı değil. 19 Temmuz’dan bu yana alıkonulan beş Kıbrıslırum’un serbest bırakılması için yürütülen diplomatik girişimler sürerken, Kıbrıs’ın kuzeyinin, Kıbrıslırumların mülklerine el koyanlara karşı açtığı davaya misilleme yapması, Lefkoşa’nın uğraştığı krizler listesinde en üst sıralarda yer alıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti, uluslararası müdahalenin hızla devreye girmesini ve hukuka aykırı rejimin söz konusu mültecileri serbest bırakmaya zorlanmasını umut ediyor.
Lefkoşa tarafı şu anda bir tür “bekleyiş oyunu” içerisinde
KC Cumhurbaşkanı Hristodulidis ile Dışişleri Bakanı Kombos’un geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’ne, Avrupa’daki mevkidaşlarına ve BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin dışişleri bakanlarına şahsi mektuplar göndermelerinin ardından, Lefkoşa tarafı şu anda bir tür “bekleyiş oyunu” içerisinde.
Önümüzdeki günlerde somut sonuçların alınması umut ediliyor. Bu arada Brüksel’in de Türkiye’ye resmi girişimlerde bulunduğu belirtilirken, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yetkililere azami baskıyı uygulayacağına güvence vermiş gibi görülüyor.
İskele–Trikomo yakınlarında, kendi mülklerini ziyaret ettikleri sırada “tutuklanan” Kıbrıslırum vatandaşların, geçtiğimiz Cuma günü haklarında verilen ve beş gün daha tutuklu kalmalarını öngören “mahkeme” kararına karşı “itiraz” başvurusunda bulunmaları bekleniyordu.
KC hükümeti, Kıbrıslırumlara geçiş kapılarını kullanmamaları çağrısında bulundu
Cumartesi günü KC hükümeti, Kıbrıslırumlara geçiş kapılarını kullanmamaları yönünde çağrıda bulundu; geçişin mutlak bir gereklilik olması halinde ise, artan risklere karşı uyarıda bulundu. İşgal rejiminin tutumunu sertleştirdiğine ve tansiyonu tırmandırmak için her fırsatı değerlendirmeye hazır olduğuna dikkat çekildi.
Hristodulidis, yaşanan tutuklamayı “faşizan bir korsanlık eylemi” olarak niteleyerek, bu tür girişimlerin eninde sonunda en çok Kıbrıslıtürklere zarar vereceğini söyledi.
“Bu, Ersin Tatar’ın Kıbrıslı Türkler için gerçek bir kaygı taşımadığının açık bir göstergesidir” ifadelerini kullanan Hristodulidis, Kıbrıslırumlara geçiş yapmaları hâlinde azami dikkat göstermeleri çağrısında bulundu.
Hristodulidis: Türkiye ve işgal rejiminin aksine, serbest dolaşımı hiçbir zaman engellemedik
KC Cumhurbaşkanı Hristodulidis’e, yaşananların mülkiyet gaspçılarına karşı açılan davalara bir misilleme olup olmadığı ve hükümetin ek önlemler, geçiş kapılarının kapatılması da dahil, üzerinde çalışıp çalışmadığı sorulduğunda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “1974’ten bu yana Türkiye ve işgal rejiminin aksine, işgal altındaki bölgelere yönelik serbest dolaşımı hiçbir zaman engellemediğini” vurguladı.

KC Cumhurbaşkanı, “2003 yılında kısıtlamaların kısmen kaldırılması, işgal rejiminin kendi inisiyatifiydi” diyerek, tutuklanan Kıbrıslırumların durumunun mülkiyet gaspçılarına karşı alınan hukuki kararlarla doğrudan bağlantılı olmadığını belirtti.
Hristodulidis, aksine,Kıbrıs’ın kuzeyinde kurulan “tazminat komitesinin” gerçek anlamda bir iç hukuk yolu olarak işlev göremeyeceğinin artık apaçık ortada olduğunu vurguladı.
Tatar: Hristodulidis, Kıbrıslıtürklere hakaret ediyor
Yazılı bir açıklama yapan atanmış Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, beş Kıbrıslırum’un durumu için Hristodulidis’in kullandığı “korsanlık” ifadesinin, sözde devletin “hukuk sistemi” tarafından alınmış bir karara yönelik olduğunu savundu.

Tatar, bu açıklamayı hem Kıbrıslıtürk halkına hem de onların “bağımsız yargısına” ağır bir hakaret olarak değerlendirdi.
Tatar ayrıca, böyle bir zihniyetin karşılıklı saygı, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, KC Cumhurbaşkanı Hristodulidis’i kendi gündemlerini gerçekleştirmek için tansiyonu tırmandırmakla ve özellikle BM Genel Sekreteri ile her yapıcı temas sonrası yıldırma ve tutuklama politikası uygulamakla suçladı.
“Kıbrıslırum liderliği Kıbrıs’ın kuzeyindeki mülklerle ilgili bilgileri, yasa dışı şekilde topluyor”
Tatar, Kıbrıslırum liderliğinin, Kıbrıs’ın kuzeyindeki mülklerle ilgili bilgi, belge ve diğer teknik verileri yasa dışı şekilde topladığını, bunları sözde “düşmanca terör ve baskı politikalarını güçlendirmek” amacıyla kullanarak Kıbrıslırum mahkemelerinde delil olarak sunduğunu ifade etti.



















