Son Dönem Trendi: Rol Kapma Oyunu

Günümüz toplumunda, özellikle medya, siyaset ve sosyal medya üçgeninde yeni bir oyun revaçta: rol kapma oyunu.
Artık mesele kim olduğunuz değil, hangi rolü daha yüksek sesle oynadığınız.
Örf, adet, bilgi, liyakat bir kenara itilirken; görünürlük, algı yönetimi ve dramatik çıkışlar öne çıkarılıyor. Sosyal medyayı aktif kullanmaya çalışan, işini yaptı zannediyor.
Eskiden dik bir duruşun, bir fikrin, bir emeğin kıymeti vardı. Şimdi ise mesele “kim haklı” değil, “kim daha çok konuşuluyor” sorusunun etrafında dönüyor.
Mağduriyet üzerinden prim yapanlar, başkasının emeğini sahiplenerek öne çıkanlar ve her fırsatta vitrine oynamaya çalışanlar türedi. Zor günde piyasaya çıkmayanlar, bugünün kahramanı olmaya çalışıyor.
Bu durum sadece bireysel düzeyde kalmıyor. Ne yazık ki bölgelerimiz arasında da aynı tabloyu görüyoruz.
Ülke genelinde yaşanan bu kimlik ve pozisyon savaşının yerel bir yansıması da Karpaz’da daha net karşımıza çıkıyor.
Her ne kadar halk görmek istemese de bunu yapanlar maalesef bu durumdan prim elde ediyor.
Özellikle siyaseten insanları kutuplaştırmak, kendi siyasi çıkarını sağlama almak için uğraşan küçük zümrelerin türemeye başladığını açıkça görüyoruz.
Bu tarz tutumların dar alanda belirli kesimlerden alkış aldığı doğru olabilir. Ancak uzun vadede bu tür ayrıştırıcı yaklaşımların ne bölgemize ne de halkımıza bir katkısı olmayacaktır.
Aksine, toplumsal huzuru zedeleyen, ortak hedefleri baltalayan bir sonuç doğuracaktır. Faydalananın umurunda değil ama ben umursuyorum.
Görüyor ve izliyorum; Karpaz’da da aynı oyun sahneleniyor. Herkes rolünü kapma derdinde.
Birilerinin hoşuna gitsin, birilerinin duygusu okşansın diye hakikatin eğilip büküldüğüne şahit oluyoruz.
“Benden olan yaşasın, diğerleri susturulsun” mantığı ile bir yere varılamayacağı artık anlaşılmalıdır.
Sırf birilerini memnun etmek, politik çıkar hesaplarına hizmet etmek için siyaset yapılmaz. Karpaz’ın kaderi bellidir.
Bu topraklarda doğru da yanlış da göz önündedir. Ve bu kader, samimiyetle sahiplenilmeyi bekler; sahte rollerle, geçici alkışlarla değil.
Artık şu yalın gerçeği kabul etmenin zamanı geldi:
Sırf birileri mutlu olsun, tatmin olsun diye yalpalayacak değiliz.
Duruşumuz dün neyse, bugün de odur.
Siyaseten ayakta kalmak için veya siyasette yer kapmak için birilerini öne atarak kendi pisliklerini, kendi beceriksizliklerini kapatmaya çalışan kim varsa karşısında durmak zorundayız.
Aksi halde bu kafa yapısına prim verdikçe memleket düzelmez.
Daha önce söyledim yine söylüyorum; bizimle aynı sıkıntı, aynı zorlukları çekmeyen kimse “BİZİ” anlayamaz.
Güneşin Doğduğu Yerden Herkese Selam Olsun.



















