InstagramKöşe Yazarlarımız

Karanlığı Kim Getirdi?







Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan elektrik kesintileri, yalnızca teknik aksaklıklar veya “şanssızlık” değildir. Bunlar, yarım asırdır süren sömürge düzeninin mühendislikten enerji politikalarına kadar her alandaki sonuçlarıdır.

KKTC” adı verilen bu sahte yapı, karar alma yetkisini, yatırımların önceliklerini ve enerji politikasını kendi halkına değil, Ankara’ya göre şekillendirir.

Kolonileştirilmiş bir bölgede altyapı yatırımları, uzun vadeli planlamalarla değil, siyasi sadakat üzerinden yürütülür.
KIB-TEK’in yıllardır modernizasyon yatırımlarını yapmaması, yeni santral teknolojilerine geçmemesi, yenilenebilir enerjiye geçişte dünya ile arasındaki uçurum bunların hepsi bilinçli bir tercihin ürünüdür.

Çünkü bağımsız enerji demek, bağımsız politika demektir; bu da sömürgecinin istemediği bir şeydir. Yani bu adaya elektrik getirilirse şaşmayın ve bunun sebebi kara gözümüze kara karşımıza olmayacaktır.

Elektrik üretiminde kullanılan yakıtlar bile dışa bağımlıdır. Türkiye’den sağlanan yakıt tedariki, teknik gereklilikten çok siyasi kontrol aracıdır.

Bu bağımlılık, fiyat dalgalanmalarına, yakıt gecikmelerine ve kesintilere doğrudan zemin hazırlar.

Ayrıca elektrik şebekesi, adanın kuzeyi ile güneyi arasında entegre olmadığı için, enerji arz güvenliği yoktur.

Avrupa şebekesine bağlanabilecek teknik kapasite yıllardır bilinmesine rağmen uygulanmaması da yine siyasi bir tercihtir.

Koloni düzeni, altyapıyı halkın yararına değil, kontrol mekanizması olarak kullanır.

Kesintiler yalnızca lambaları söndürmez; ekonomiyi felç eder, üretimi durdurur, gençleri göçe zorlar. Bugün elektrik kesintisi yaşayan toplum, aslında kendi kaderinin fişinin çoktan çekildiğini görmelidir.

Sorun, elektriğin ne zaman geleceği değil; bu sömürge düzeninden ne zaman kurtulacağımızdır.

Gerçek aydınlık, ancak kendi şebekemizi, kendi irademizi ve kendi geleceğimizi kurduğumuzda gelir.













Başa dön tuşu