InstagramKöşe Yazarlarımız

Nezaket mi, PR mı?







Ersin Tatar’ın Mustafa Akıncı’yı ziyaret etmesi sosyal medyada iki kelimenin etrafında döndü: “olgunluk” ve “samimiyetsizlik

Bir kesim bu ziyareti devlet adabı olarak gördü, “nihayet nezaket” dedi.

Diğer kesim ise burnundan kıl aldırmadı: “Dün hakaret, bugün misafirlik… Bu işte bir PR kokusu var

Haklılar da.

Çünkü bu topraklarda nezaket bile siyasetin malzemesi haline geldi. Dün Akıncı’nın “Türkiye’nin memuru” ilan edildiği, en ağır sözlerin söylendiği günler çok uzak değil.

Bugün ise kamera karşısında tebessüm, sosyal medyada teşekküre boğulan mesajlar… Halkın hafızası silinecek kadar kısa değil.

Ama asıl mesele şudur: Bu ülkenin sorunlarını yaratan, toplumu yoksullaştıran, gençleri bavulunu alıp gitmeye mecbur bırakan zihniyetin ta kendisi hâlâ iktidardadır.

UBP yıllardır halkı kendi rant düzenine mahkûm etti. İhalelerle, yolsuzluklarla, kayırmacılıkla, eğitimden sağlığa her alanı çürüttü.

Bugün çıkıp “nezaket” diyerek imaj temizlemeye çalışmak, yarayı pansumanla kapatmaya benzer.

Toplumun beklediği şey bir “çay kahve ziyareti” değil, yıllardır boşa harcanan hayatlarımızın hesabıdır.

Çünkü bu ülkenin gençleri ya üç kuruşa çalışıp sömürülüyor ya da göç yollarında kayboluyor.

Çünkü bu topraklarda liyakat değil, parti rozetleri belirliyor kimin nefes alacağını. Ve işte tam da bu nedenle, nezaketle süslenen bir ziyaret toplumsal yarayı iyileştirmez.

Sorulması gereken soru nettir: Neden şimdi? Seçim kapıdayken mi hatırlandı Akıncı? Yıllarca hedef gösterilen bir ismin kapısı neden tam da bu dönemde çalındı?

Cevap basit; Çünkü bu düzenin tek derdi imajdır. Halkın sorunları değil, sandıkta verilecek tepkinin önlenmesidir.

Bizim payımıza düşen ise hâlâ sosyal medyada birbirimizi “olgun olun” diye uyarmak.

Oysa biz olgunluk sınavını çoktan geçtik: UBP’nin çürüttüğü düzende hayatta kalmaya çalışarak…

Asıl olgunluğu şimdi siyasetçiler değil, toplum göstermelidir.

Fotoğraf karelerine kanmadan, PR’a kapılmadan, bu düzenin hesabını sormanın zamanı gelmiştir. Yoksa bir sonraki “nezaket ziyaretinde” yine aynı tiyatroyu seyretmeye mahkûm olacağız.













Başa dön tuşu