InstagramKöşe Yazarlarımız

Sahte Barışçıların Körlüğü: Esir Beş Kıbrıslırum Davası







Kıbrıs’ın işgal altındaki kuzeyinde aylardır süren bir dava var. Beş Kıbrıslırum vatandaş, kendi topraklarını görmeye, kendi arazilerini ziyaret etmeye geldikleri için tutuklandı ve hâlâ yargılanıyor.

Evet, yanlış duymadınız; Bir halk kendi toprağını görmek istedi diye, esir muamelesi görüyor bu topraklarda.

Ama asıl vahim olan, bu utanç verici davaların adada “barış” ve “çözüm” naraları atan çevreler tarafından görmezden gelinmesidir. Kuzeyde kendine “barışçı”, “federalist”, “insan hakları savunucusu” süsü veren çevreler, bu davaları izlemiyor.

Her fırsatta nutuk atan, Avrupa değerlerinden, insan haklarından söz edenler, söz konusu esir beş Kıbrıslırum olduğunda dilsiz kalmayı tercih ediyor.

Barolar Birliği nerededir?
İnsan Hakları Komitesi nerededir?

Hani adaletin, hukukun, insan haklarının savunucusuydular?

Bu davalar Kıbrıs sorununun özünü anlatıyor aslında. Çünkü işgalin en çıplak hali, bu insanların yaşadıklarıdır.
1974’ten beri evlerine, köylerine dönemeyen bu insanlar, şimdi de işgal mahkemelerinde sanık sandalyesine oturtuluyor. Bu bir hukuk meselesi değil, bu düpedüz siyasi bir esaret meselesidir.

Kuzeydeki sahtekâr barış çevreleri ise sessiz. Çünkü onlar için “barış” yalnızca slogandır, fotoğraf vermektir, fonlardan pay almaktır.

İşgalin yarattığı somut acıları, adaletsizliği, insanlık dışı muameleleri dile getirmek onların işine gelmez. Onlar için barış; halkın özgürlüğü değil, kendi konforlarının korunmasıdır.

Hukuku savunması gereken barolar bile susuyor. İnsan haklarını savunması gereken komiteler bile üç maymunu oynuyor. İşte bu yüzden, bu adada adalet çürüdü, vicdan sustu, insanlık yaralandı.

Esir beş Kıbrıslırum’un davasını görmezden gelenler, aslında işgal rejimine ortak oluyor. Sessizlikleriyle zulmün devamına katkı koyuyorlar. Çünkü işgal sadece tankla, tüfekle değil; aynı zamanda bu suskunluklarla, bu sahte barış edebiyatıyla güç buluyor.

Bugün barış ve çözüm adına nutuk atanların samimiyetleri, işte bu davalarda sınanıyor. Kim gerçekten insan haklarını savunuyor, kim yalnızca kendi siyasal PR’ını yapıyor, çok net görülüyor.

Kıbrıs’ın kuzeyinde gerçek barış, ancak işgalin esir ettiği tüm insanların özgür bırakılmasıyla mümkün olabilir.

Gerçek çözüm, beş Kıbrıslırum’un özgürlüğünden başlar. Eğer bu dava bile sahte barışçıların gündemine girmiyorsa, onların çözüm söylemleri koca bir yalandan ibarettir.

Kıbrıs halkı artık şunu bilmelidir; İşgalin sürmesinin sebebi yalnızca silahlı gücün varlığı değil, aynı zamanda bu sahtekâr suskunluklardır. Ve bu suskunluk kırılmadıkça, adalet de barış da özgürlük de yalnızca bir hayal olarak kalacaktır.













Başa dön tuşu