Ey Erhürman, Kıbrıs’ı Kime Bıraktın?

Ey Tufan Erhürman,
Şimdi çık ve bu halka cevap ver.
Çünkü seçim meydanlarında konuşmak kolaydır. Mikrofonun başına geçip umut dağıtmak kolaydır. Federasyon demek, çözüm demek, barış demek kolaydır. Zor olan ise verilen sözlerin arkasında durmaktır.
Bugün sana soruyorum:
Seçileli yüz günü geçti. Kıbrıs için ne yaptın?
Federasyon için hangi adımı attın?
Barış için hangi mücadeleyi verdin?
Uluslararası alanda hangi kapıyı çaldın?
Kıbrıslı Türklerin sesi olmak için hangi riski aldın?
Yoksa bütün bunlar seçim döneminin süslü cümlelerinden mi ibaretti?
Yıllardır federasyon diyorsunuz. Peki bugün federasyon masada mı?
Hayır.
Yıllardır çözüm diyorsunuz. Peki bugün çözüm adına ilerleme var mı?
Hayır.
Yıllardır barış diyorsunuz. Peki bugün halkın önünde yeni bir umut var mı?
Hayır.
O zaman bu halka çıkıp anlatın:
Neyi başardınız?
Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde Kıbrıslı Türkler kendi geleceği konusunda tarihinin en büyük endişelerinden birini yaşamaktadır. Nüfus yapısı değişmektedir. Gençler ülkeyi terk etmektedir. Üreten kesimler yok olmaktadır. Kimlik kaygıları büyümektedir.
Peki siz ne yapıyorsunuz?
Sadece konuşuyorsunuz.
Üstelik konuşurken de Ankara‘nın çizdiği sınırların dışına çıkmamaya büyük özen gösteriyorsunuz.
Soruyorum:
Bugüne kadar Ankara’nın yanlış bulduğunuz hangi politikasına açıkça karşı çıktınız?
Hangi konuda “Burada Kıbrıslı Türklerin çıkarı vardır” dediniz?
Hangi konuda bedel ödemeyi göze aldınız?
Çünkü siyaset sadece alkış almak değildir.
Siyaset gerektiğinde güçlünün karşısında durabilmektir.
Bugün halkın önemli bir kısmı şunu düşünmektedir:
“CTP de UBP de farklı konuşuyor ama aynı düzen devam ediyor”
Vatandaşlıklar devam ediyor.
Nüfus politikaları devam ediyor.
Bağımlılık ilişkileri devam ediyor.
Kıbrıslı Türklerin iradesinin erimesi devam ediyor.
Peki değişen nedir?
Muhalefetteyken söylenen sözlerle bugün sergilenen tavırlar arasındaki fark neden bu kadar büyüktür?
Bu halk aptal değildir.
Bu halk olanı da görür, olmayanı da görür.
Bugün Kıbrıslı Türkler kendi ülkesinde azınlığa dönüşme korkusunu yaşıyorsa bunun sorumluluğu sadece iktidarda olanların değil, yıllardır etkili muhalefet yaptığını iddia edenlerin de omuzlarındadır.
Çünkü gerçek muhalefet sadece eleştirmek değildir.
Gerçek muhalefet yön göstermektir.
Gerçek muhalefet mücadele etmektir.
Gerçek muhalefet risk almaktır.
Şimdi çıkıp halka söyleyin:
Federasyon için son yüz günde ne yaptınız?
Çözüm için hangi girişimi başlattınız?
Kıbrıslı Türklerin geleceğini korumak için hangi projeyi ortaya koydunuz?
Bu toplumun kimliğini korumak için hangi mücadeleyi verdiniz?
Yoksa artık siz de iki devlet söyleminin fiilen kabul edildiği yeni düzene sessizce uyum sağlamayı mı tercih ettiniz?
Yoksa siz de Kıbrıs’ta çözüm umutlarının toprağa gömülmesine seyirci kalmayı mı seçtiniz?
Eğer öyleyse bunu halka açıkça söyleyin.
Çünkü halkın en büyük düşmanı yanlış politika kadar, umut tacirliğidir.
Bugün Kıbrıs’ın kuzeyi sadece ekonomik kriz yaşamıyor.
Bir kimlik krizi yaşıyor.
Bir gelecek krizi yaşıyor.
Bir varoluş krizi yaşıyor.
Ve böylesi bir dönemde suskunluk da bir tercihtir.
Sessizlik de bir siyasettir.
Seyretmek de bir sorumluluktur.
Tarih geldiğinde yalnızca yanlış yapanları değil, yanlışlar karşısında sessiz kalanları da yazacaktır.
İşte bu yüzden soruyorum:
Ey Tufan Erhürman;
Kıbrıs için ne yapıyorsun?
Federasyon için ne yapıyorsun?
Barış için ne yapıyorsun?
Kıbrıslı Türklerin geleceği için ne yapıyorsun?
Yoksa bir zamanlar verilen sözler, bugün çoktan unutuldu mu?
Çünkü halk artık slogan değil, icraat görmek istiyor.
Ve tarih, verilen sözlerden çok tutulmayan sözleri hatırlıyor.




















