
Halkın Partisi (HP) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi, Atatürk Öğretmen Akademisi (AÖA) yönetiminin doğruladığı taciz skandalında ‘sıfır tolerans’ ilkesinden söz etmesine rağmen yalnızca ‘kınama’ cezası verilmesini eleştirerek, ‘Sıfır tolerans, kınama cezasıyla yetinmek değil; en güçlü ve en caydırıcı tedbirleri almaktır’ dedi
Komite: Taciz suçu işlendiyse bunun cezası kınama mıdır?
Yazılı açıklama yapan Komite, Atatürk Öğretmen Akademisi Başkanlığı’nın, taciz iddialarıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada sürecin yasal çerçevede ve mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü belirttiğini aktararak, öğrencinin beyanı doğrultusunda disiplin soruşturması açıldığını, hem şikâyetçi hem de ilgili personelin ifadelerinin alındığını ve sonuçta “kınama cezası” verildiğini bildirdiğini belirtti.

Ayrıca Akademi’nin, masumiyet karinesi ve kişilik haklarına özen gösterildiğini, daha geniş çaplı bir soruşturmanın ancak Polis Genel Müdürlüğü tarafından yapılabileceğini vurguladığını belirten Komite, bu durumda bir ceza vermeye karar verdiklerine göre ortada işlenmiş bir suç olduğunu kabul ettiklerine işaret etti. Komite, “Akademi yönetimine göre işlenen suç nedir? Eğer Akademi yönetimi de bir taciz suçu işlendiği sonucuna vardıysa bunun cezası kınama mıdır?” diye sordu.
“Taciz iddiaları, yalnızca disiplin suçu değil, bir güvenlik ve etik sorunudur”
HP Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi şöyle devam etti:
“Elbette, hukuk devleti ilkeleri açısından ‘masumiyet karinesi’ hayati bir unsur. Ancak unutulmamalıdır ki taciz iddiaları, yalnızca disiplin suçu değil, aynı zamanda bir güvenlik ve etik sorunudur. Üstelik bu olay sıradan bir kurumda değil, öğretmen yetiştiren bir akademide yaşanmıştır.
Öğretmenlik mesleği, topluma örnek olmayı, öğrenciyle güven ilişkisi kurmayı ve toplumsal değerleri yaşatmayı gerektirir. Dolayısıyla, taciz gibi ağır bir iddia karşısında verilen ‘kınama’ cezası kamu vicdanında ikna edici bulunmamaktadır.
Disiplin sürecinde ‘ispat’ noktasındaki güçlükler elbette dikkate alınmalı. Ancak aslında Akademi, disiplin cezası vermekle yükümlü olduğu kadar, toplumun güvenini ve öğrencilerin huzurunu da korumakla sorumludur. Bu nedenle, en azından ilgili personelin görevden uzaklaştırılması, yeniden öğrencilerle temasının engellenmesi ya da sürecin daha şeffaf bir şekilde kamuoyuna aktarılması beklenirdi.
” ‘Sıfır tolerans’, kınama cezasıyla yetinmek değil, en caydırıcı tedbirleri almaktır”
Başkanlığın ‘sıfır tolerans’ politikası açıklamada vurgulansa da yapılan uygulamanın ve verilen cezanın bu iddia ile pek de uyumlu olmadığı çok açıktır. Çünkü ‘sıfır tolerans’ demek, kınama cezasıyla yetinmek değil, en güçlü ve caydırıcı tedbirleri almak demektir.
Hukuki süreç polis ve yargı önünde ilerlemeli, ancak disiplin sürecinde de daha kararlı adımlar atılmalıydı. Aksi halde, böylesi bir karar, hem mağduru korumakta yetersiz kalacak hem de geleceğin öğretmenlerine yanlış bir mesaj vermiş olacaktır”



















