
Halkın Partisi (HP) Genel Başkanı Kudret Özersay, geçiş kapılarındaki sıkıntıların beş Kıbrıslırum‘un tutuklanmasından önce de var olduğunu belirtti. Özersay, Kıbrıs Cumhuriyeti‘nin kuzeye alışveriş akışını caydırmak için gümrüklerde Kıbrıslırumları kontrol ettiğini, Yeşil Hat Tüzüğü’ne rağmen Avrupa Birliği‘ne (AB) bilgi vermeden geçişleri yavaşlattığını vurgulayarak, bu konuda seçimlere malzeme üretmek yerine, adayların ve siyasi aktörlerin Brüksel’e giderek ortak ses vermesi gerektiğini ifade etti
Özersay: Geçişlerdeki sıkıntılar önceden de vardı, her dönemde farklı sıkıntılar yaratıldı
Özersay, TV 2020’de Diyalog Medya Grubu Genel Yayın Yönetmeni Reşat Akar’ın programına telefon bağlantısıyla katılarak gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. Özersay, son dönemde geçiş kapılarındaki uygulamalar hakkında dikkat çekici açıklamalarda bulunarak, “geçiş kapılarındaki sıkıntının beş Kıbrıslı rumun kktc’de tutuklanması ile bağlantısı olduğu söyleniyor ama geçişlerdeki sıkıntılar önceden de vardı, her dönemde farklı sıkıntılar yaratıldı, bunu unutmamak lazım” dedi.

Özersay “Başlangıçta konuyu abarttığımız eleştirisini yapanlar olmuştu ama Kıbrıs Rum basını da geçişlerdeki gecikmelerin rum tarafındaki uygulama değişikliğinden kaynaklandığını açıkça yazmaya başladı ve herkes bu yeni uygulamanın ya da bilgi güncellemesi adımının geçiş sürelerini uzatıp gecikmelere neden olduğunu artık yaşayarak görüyor” dedi.
Özersay açıklamasında “2003’te kapılar açıldığından bu yana 22 yıldır rum tarafının zaman zaman kuzeye alışveriş akışını engellemek ya da caydırmak için farklı yöntemler kullandığını gördük. Gümrüklerde rumlar kontrol edilip eziyete maruz bırakıldı. Kuzeyden yakıt alanların araçlarının yakıt depolarına cihaz indirip ölçüm yapma yoluna bile gitmişlerdi, sigara ve benzeri konularda, Arasta’dan yapılan geçişlerde kuzeyden satın alınan kıyafetlere varıncaya kadar ilave sıkıntılar yaratmıştı. Bugün yaşananlar bu zincirin devamıdır” ifadelerine yer verdi.
“Yeşil Hat Tüzüğü’ne göre rum tarafı AB’ye bilgi vermeliydi”
“AB bağlayıcı mevzuatının bir parçasını oluşturan Yeşil Hat Tüzüğü Kıbrıs rumlarının yönetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti hükümeti geçiş politikasında değişiklik yapacaksa bunu önceden AB Komisyonu’na bildirmek zorundadır, bu hukuki zorunluluk Tüzüğün giriş kısmındaki 10. Paragrafta düzenlenmiştir” diyen Özersay, “AB hukukunun bu noktada devreye sokulması ve rum yönetiminin bu yükümlülüğünün de hatırlatılması gerektiğini söyledi. Özersay rum tarafının fiiliyatta değişikliğe gittiğini ama “politikada değişiklik yok” diyerek bu yükümlülüğünden sıyrılmaya çalıştığını vurguladı.
“Doğru olan, adayların birlikte hareket etmesi, AB’ye dönük girişimler yapmalarıdır”
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde adayların geçişlerde yaşanan gecikmeleri propaganda malzemesi yaptığını belirten Özersay, eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Geçmişte farklı Cumhurbaşkanları görevdeyken de Kıbrıs Rum tarafı sırf rumlar KKTC’ye geçmesin diye bazı engellemeler ve yavaşlatıcı tedbirler almışlardı. Son dönemde KKTC’de beş Kıbrıslı rumun tutuklanması öncesinde de rum liderliği sınırlardan geçişleri zora sokan uygulamalara gitmişlerdi. Yani bu konu sadece bu döneme özgü değil. ‘Ben seçilirsem kapılardaki eziyet bitecek’ demek de ‘sorumlu rum tarafıdır’ diyerek hiçbir şey yapmamak da popülizmdir. Doğru olan, adayların birlikte hareket etmesi ve AB’ye dönük girişimler yapmalarıdır çünkü Kıbrıs Rum siyasi liderliği AB kurallarını da görmezden gelerek bu zorlukları çıkarıyor. Gerekirse hükümet ve muhalefet birlikte Brüksel’e gidip bu konuyu AB’ye taşımalıyız, ortak ses vermeliyiz. Cumhurbaşkanlığı seçim propagandası bir kenara bırakılıp bu konuda ortak ses verilmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
Özersay açıklamasında “2003’te kapılar açıldığından bu yana 22 yıldır rum tarafının zaman zaman kuzeye alışveriş akışını engellemek ya da caydırmak için farklı yöntemler kullandığını gördük. Gümrüklerde rumlar kontrol edilip eziyete maruz bırakıldı. Kuzeyden yakıt alanların araçlarının yakıt depolarına cihaz indirip ölçüm yapma yoluna bile gitmişlerdi, sigara ve benzeri konularda, Arasta’dan yapılan geçişlerde kuzeyden satın alınan kıyafetlere varıncaya kadar ilave sıkıntılar yaratmıştı. Bugün yaşananlar bu zincirin devamıdır” ifadelerine yer verdi.
“Turistik T İzni taşımacılık yapanların ve ambulansların Ledra Palace’tan geçişi düşünülebilir”
Ledra Palace’ın daha önce arabalı geçiş noktası olmasının gündeme geldiğini hatırlatan Özersay, gerek Cumhurbaşkanlığı binasına yakınlık gerekse güvenlik ve trafik gerekçeleriyle buna olumlu bakılmadığını ancak bugün için değişen şartlarda (Cumhurbaşkanlığı binasının yerinin değişmesi gibi) özellikle ambulans ve turistik T izni ile taşıma yapan araçların Ledra Palace’tan geçmesinin önünün açılabileceğini ve bunun da Metehan’daki geçişlerdeki yükü bir oranda hafifletebileceğini vurguladı.
“Güney için seyrüseferin sadece Metehan’da çıkarılması da yoğunluğu artırıyor”
Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay güneyde geçerli olan arabalar için seyrüseferin sadece Metehan sınır kapısından çıkarılabildiğini bunun da binlerce kişinin Metehan’a gelmesini zorunlu kılarak geçişlerdeki yoğunluğu artırdığına dikkat çekti.
Özersay “Lefke, Güzelyurt, İskele veya Mağusa’dan gelenler seyrüsefer almak için yine Metehan’a gidip oradan seyrüsefer almaya zorlanıyor çünkü seyrüsefer sadece oradan çıkarılıyor. Diğer kapılardan da çıkarılabilse bu yoğunluk bir nebze azaltılabilir. Bunlar pratik hususlardır, AB yetkilileri nezdinde de dile getirilebilirse sonuç almak daha bir mümkün olur” dedi.



















