InstagramKıbrısManşetSiyaset

Maviş: Okullar 250 konteyner ile açıldı, 21 okulda ise inşaat çalışmaları sürüyor







Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, bugün okulların 252 konteynerle ve 21 okulda öğretmen eksikliğiyle açıldığını; çocukların eşit, güvenli ve modern eğitimden mahrum bırakıldığını belirterek, “Biz sendika olarak bir şey istemiyoruz; ama Eğitim Bakanlığı’nın, plansızlığı örtmek yerine çocuklardan özür dilemesi gerekiyor” dedi

Maviş: Okullar 250 konteyner ile açıldı, 21 okulda ise inşaat çalışmaları sürüyor

KTÖS adına Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu’nda basına açıklama yapan Maviş, eğitime önem vermenin geleceğe bir yatırım olduğunu hatırlatarak, bugün okulların 250 konteyner ile açıldığını ve 21 okulda inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti.

Maviş, inşaat çalışmalarının 1 ila 4 ay arasında tamamlanacağının iddia edildiğini aktararak, 21 okulun da 25 öğretmen eksikliğiyle açıldığını vurguladı. Maviş, “Maalesef memleketimizde alışılagelmiş sorunlar normalleşti; öğretmen eksikliği ve inşaat çalışmalarının normalmiş gibi karşılanması kabul edilemez” dedi.

“2,5 yıl önce terk edilen bina, yaz ayında yıkıldı; fakat hâlâ yenisi yapılmadı”

Maviş şöyle devam etti:

“Halbuki bizim, yapısal ya da kadrosal sorunlarla değil; çocukların geleceğine nasıl yatırım yapabileceğimizi, Avrupa ülkelerinde gördüğümüz çağdaş, modern ve doğa dostu okulları nasıl kurgulayabileceğimizi, hangi projelerle çocuklarımızı mesleğe hazırlayabileceğimizi konuşmamız gerekirken; ilkel çağdaymışız gibi hâlâ okul eksikliklerini, derslik yetersizliklerini ve planlanamayan nüfus artışı nedeniyle bazı okullarımızdaki öğretmen ile sınıf ihtiyaçlarını konuşuyoruz.

Politikacılar halka her şeyin güzel gittiğini söyleyebilir; bu onların görevidir. Doğruları söylememek adeta bir sanattır. Manzara ise şudur: 21 okulumuzdan biri Çağlayan İlkokulu’dur. Çocukların oyun alanına konteynerler konulmuştur. 2,5 yıl önce terk edilen bina, yaz ayının başında yıkılmıştır; fakat hâlâ yenisi yapılmamıştır. Son 48 saatte ise şunu gördük: Kamuoyu baskısı oluşturduğumuzda, Eğitim Bakanlığı, 2 yıldır yapılmayan işi 48 saatte, gece ikiye kadar 56 personel çalıştırarak bitirebiliyor; tıpkı Şehit Yalçın İlkokulu’nda olduğu gibi.

“Başarı, 21 okulda öğrencileri konteynerden kurtarabilmektir”

Şimdi Eğitim Bakanı Nazım (Çavuşoğlu) Bey’e bir görev düşüyor. Madem elinde böyle imkânlar var ve mucize yaratabiliyorsun, 21 okula da aynı fedakârlığı ve özveriyi talep ediyoruz. Başarıdan bahsediyorsa, gerçek başarı, Yalçın’da gösterilen hız ve çalışma potansiyeli ile 21 okulda öğrencileri konteynerden kurtarabilmektir. Burada olmaktan mutlu değiliz; okullarımızı da bu şekilde açmak gurur verici değildir. Bu bir başarı hikâyesi değil, plansızlık hikâyesidir; bir beceriksizlik hikâyesidir.

“Eğitim Bakanlığı konteynerlerde, şantiyelerde eğitim gören çocuklardan özür dilesin”

Biz sendika olarak bir şey istemiyoruz; ama çocuklarımız adına, bugün hâlâ 2,5 yıl geçmesine rağmen okullarda 252 konteynerin kurulu olması karşısında, verimsiz ve eşitsiz koşullarda eğitim gören çocukların yüzde 14’ünden dolayı Eğitim Bakanlığı’nın özür dilemesi gerekiyor. Bu okullar tamamlandığında, övünmek veya açılış yapıp kurdele kesmek değil; gidip sadece çocuklardan özür dilemeleri asıl geleceğe yapılan bir yatırımdır.

Çünkü bu ülkede siyasetin erdem eksikliği var. Siyasetin yarattığı kurumsal yozlaşma, ahlak çöküntüsüne yol açıyor. Bu ancak ve ancak siyasi dili değiştirebilirsek çözülebilir. Eğer siyasiler hâlâ her şeyin iyi gittiğini söyleyecek, siyaset hâlâ yapılamayanların üstünü kapatmak için ‘sandalye koydum, masa koydum, laptop verdim’ gibi göstergelerle başarısızlığını örtecekse, biz bu sorunları 50 yıl daha konuşmak zorunda kalırız. Dedelerimizden, babalarımızdan miras aldığımız sorunları çocuklarımıza aktarmak istemiyoruz.

“Bir baba olarak bugün oğlumu ikinci defa konteynere verdim”

Bu noktada, bu sorunları konuşmamak; daha ileriye taşıyabilmek, eğitim niteliğini yükseltebilmek ve okulların kapasitesini artırabilmek için işbirliği ve diyalog önemlidir. Eğitim bir bilimdir; benimle ölçülüp tartılabilir. Bakanlık, sendikaya veya sendika, bakanlığa yukarıdan cümleler kuracak anlamı taşımıyor. Bilimin çerçevesinde bir masaya oturup geleceği planlamamız gerekiyor. Bir baba olarak bugün oğlumu ikinci defa konteynere verdim; bu okuldaki bazı anne babalar ise çocuklarını üç defa konteynere gönderiyor.

“Konteynerlere, şantiyelere ek olarak ekonomik olarak da dar boğazdayız”

Konteyner sağlamak, bina sağlamak artık yeterli değil. Okullar sadece akademik bilgi verilen yerler değildir; okullar, çocukların sosyalleştiği, psikolojik olarak rahatladığı ve potansiyel ile becerilerinin ortaya çıktığı yerlerdir. Ne yazık ki bu yıl birçok çocuk bundan mahrum kalıyor. Çocukların bir kısmı şantiyeyle, bir kısmı konteynerle tanışırken, bazı çocuklarımız için ders zili eşit koşullarda çalmıyor. Konteynerlere, şantiyelere ek olarak ekonomik olarak da dar boğazdayız; alım gücümüzü kaybettiğimiz bir ortamda aileler, barınma mı yoksa beslenme ve temel ihtiyaçlar mı öncelikli olacak diye karar vermek zorunda kalıyor.

“Eğitim Bakanlığı çocuklara katkı sağlaması gerekiyor, bilmiyorsa, Ali Karavezirler‘e sorsun”

Eğitim ve sağlık, geri plana itileceği bir döneme geçiyoruz. Bu noktada, Eğitim Bakanlığı’nın öne çıkarak dezavantajlı gruplardaki çocuklara katkı sağlaması gerekiyor. Bunun nasıl olacağını bilmiyorsa, Değirmenlik ve Akıncılar Belediyesi’ne, Ali Karavezirler gibi yetkililerine sorsun; onlar, belediyenin bütçesinden öğrencilere nasıl destek verebildiklerini kendisine anlatır.

Biz, her çocuk için ders zili eşit çalana, güvenli bir binaya kavuşana ve teknolojik imkânlara erişene kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu noktada, Eğitim Bakanlığı’nın alması gereken mesaj, kaostan değil; işbirliği ve diyalogdan beslenmemiz gerektiğidir”













Başa dön tuşu