InstagramKöşe Yazarlarımız

Bir Ada, Bir Toplum, Bir İşgal: Sessiz Kalan Vicdanlar







Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşananlar artık tekil olaylar olmaktan çıktı.

Beş Kıbrıslıyı atalarının evlerini görmeye gittikleri için tutuklanması, yalnızca bir adalet skandalı değil, işgalin nasıl kurumsallaştığının göstergesidir.

Türkiye’nin güdümündeki sahte yapının “mahkeme kararları” aslında hukukun değil, siyasetin emirleridir. İnsanların kendi köyüne gitmesi “askeri suç”, atalarının evini hatırlaması “tehdit” olarak gösteriliyor.

Bu tablo, Ankara’nın yıllardır sürdürdüğü kolonizasyon politikasının küçük bir yansımasıdır. Toprağı, demografiyi, eğitimi ve şimdi de adalet mekanizmasını sömürgeleştirmek… İşte kuzeydeki düzenin adı budur.

Üstelik bu yalnızca Yunanca konuşan Kıbrıslıların meselesi de değil.

Bugün Kıbrıs’ın güneyinde yaşayan Kıbrıslının evine dönüş hakkı elinden alınırken, yarın Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslının söz hakkı da tamamen yok edilecektir.

Üniversitelerimizde, sokaklarımızda, hatta seçimlerimizde bile belirleyici olan Türkiye’nin gölgesi, artık hukukun da tepesine çökmüştür.

Kıbrıs toplumu, hangi dili konuşursa konuşsun, aynı zincirin halkalarıdır. Bir tarafın özgürlüğü yoksa, diğer tarafın da özgürlüğü sahte bir illüzyondan ibarettir.

Birinin evini görme hakkını savunmak, aslında bizim irademizi savunmaktır.

Ve işte en acısı: Bu işgal düzeni her geçen gün biraz daha “normalleştiriliyor

Elektrik kesintilerinden tutuklamalara, seçim mühendisliğinden nüfus oyunlarına kadar her şey, Ankara’nın gölgesinde şekilleniyor.

Biz ise çoğu zaman seyirci kalıyoruz.

Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşananlar sadece bir azınlığın davası değil; bu, hepimizin var oluş mücadelesidir. Ve tarih, sessiz kalanları asla affetmez.













Başa dön tuşu