InstagramKıbrısManşetSiyaset

Eylül ayı başlarında, gece yarısı Limasol’da bir kamyon konvoyu gözlemlenmişti







Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (KC) savunma bütçesi son yıllarda artarken, fonların hangi kalemlere ayrıldığı da merak konusu haline geldi. Hükümet, hem mevcut silah sistemlerini yenilemek hem de ordunun caydırıcılığını artırmak amacıyla kapsamlı bir modernizasyon programı yürütüyor

Seçilen silahlar, ülkenin yönünü belirgin biçimde Batı’ya ama aynı zamanda İsrail’e de çevirdiğinin bir yansıması

Cyprus Mail‘de yer alan Elias Hazou‘nun haberine göre, açıklanan savunma harcamalarındaki artışla birlikte, Kıbrıs ordusu dikkat çekici silah sistemleri satın aldı. Bu durum, yüzeysel de olsa Türkiye’den bir tepki gelmesine yol açtı. Seçilen silahlar, ülkenin yönünü belirgin biçimde Batı’ya ama aynı zamanda İsrail’e de çevirdiğinin neredeyse kaçınılmaz bir yansıması niteliğinde.

2026 yılı devlet bütçesi toplamda 13,7 milyar euroya ulaşırken, bu miktarın 176,8 milyon euroluk kısmı silahlanma harcamalarına ayrıldı.

2023’ten bu yana yıllık silahlanma harcamaları 170 milyon euronun üzerinde seyrediyor

Savunma Bakanlığı tarafından sağlanan verilere göre, 2023’ten bu yana yıllık silahlanma harcamaları sürekli olarak 170 milyon euronun üzerinde seyrediyor.

Devlet bütçesinde gelecek yıla ilişkin yalnızca toplam silahlanma miktarı, yani 176,8 milyon euro belirtiliyor. Ancak ordunun satın almayı planladığı sistemlerin ayrıntılı dökümü, kapalı oturumda parlamentonun ilgili komitesine sunulacak gizli bir belgede bulunuyor.

2026 yılı için ayrılan bütçe, mevcut ve yeni sözleşmelerin uygulanmasında kullanılacak

2026 yılı için ayrılan 176,8 milyon euroluk bütçe, ordunun savunma ve caydırıcılık kapasitesini artırmayı hedefleyen mevcut ve yeni sözleşmelerin uygulanmasında kullanılacak.

Bu kapsamda, FransızAlman ortaklığı Airbus Helicopters tarafından üretilen üç adet H145M taarruz helikopteri daha satın alınacak. Böylece mevcut olan 3 helikopter (H145M) sayısı altıya çıkacak. Bu yeni helikopterler, 105 milyon euro karşılığında Sırbistan’a satıldığı bildirilen 11 adet Rus yapımı Mi-35P filosunun yerini alacak.

Helikopterler taksitler halinde ödeniyor

Toplamda altı adet H145M helikopterinin maliyeti 140 milyon euroya ulaşıyor ve bu tutar taksitler halinde ödeniyor. Anlaşma, Haziran 2022’de imzalanmıştı.

Geçtiğimiz haftaki KC Bağımsızlık Günü geçit töreninde, Ulusal Muhafız Ordusu’nun envanterine yeni katılan bu modern silah sistemleri, “Odunun parlak oyuncakları” sergilenmişti. Ancak ihtişamın ötesinde, her yıl düzenlenen bu etkinlik, ordunun durumu ve Kıbrıs’ın “dostlarının” kimler olduğu konusunda geleneksel tartışmaları da beraberinde getirdi.

Geçit töreninde sergilenen silah sistemlerinden biri, Sırbistan yapımı çok namlulu roketatar oldu

Geçit töreninde sergilenen silah sistemlerinden biri, Sırbistan yapımı Tamnava çok namlulu roketatar oldu. Tamnava sistemi, tamamen gizlilik içinde sipariş edilip Kıbrıs’a getirildi. Sırp savunma sanayine yöneliş, son yıllarda iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında imzalanan anlaşmaların bir sonucu olarak gerçekleşti.

Sırbistan’la savunma iş birliği esasen 2017 yılında, Nora B-52 kundağı motorlu obüslerin satın alınmasıyla başladı. Bu sistemler aşamalı olarak Kıbrıs’a taşındı ve teslimatlar Aralık 2020’de tamamlandı. Nora B-52, dakikada 11 mermiye kadar ateş edebiliyor ve GPS güdüm sistemine sahip.

İsrail, Kıbrıs ordusu için önemli bir silah tedarikçisi haline geldi

Öte yandan, komşu İsrail, Kıbrıs ordusu için önemli bir silah tedarikçisi haline geldi; bu durum iki ülke arasındaki yakın diplomatik ilişkilerin de bir yansıması. Ulusal Muhafız Ordusu, yıllar önce İsrail’den Tavor piyade tüfeğini satın almıştı. Bu tüfekler, komando birliğinin temel silahı haline geldi. Bu geçişle birlikte mühimmat da 7.62 mm’den NATO standardı olan 5.56 mm’ye dönüştürüldü.

Kıbrıs ayrıca yeni Barak MX hava savunma sistemini de İsrail’den satın aldı. Görüşmeler 2021 yılında başlamıştı. Sistem, parça parça Kıbrıs’a aktarılırken, yıl sonunda tamamen faaliyete geçmesi bekleniyor.

Eylül ayı başlarında, gece yarısı Limasol’da bir kamyon konvoyu gözlemlenmişti

Bu süreç de yine büyük ölçüde gizlilik içinde yürütülüyor. Yine de, Eylül ayı başında, bir gece yarısı Limasol’da Barak MX olduğu tahmin edilen yük taşıyan bir kamyon konvoyu görüldü. Dikkatli yerel halk, sıkı güvenlik önlemleri altında sokaklardan geçen kamyonların görüntülerini paylaştı.

Modüler Barak MX, hem kara hem de deniz hedeflerini savunmak üzere tasarlandı. Gelişmiş radar ve aktif sensörler ile entegre bir komuta sistemi kullanarak, uçakları, insansız hava araçlarını, seyir füzelerini ve hatta balistik füzeleri 35 km’ye kadar menzilde engelleyebiliyor.

Sistemin teslimat haberleri Türkiye’de büyük bir tepkiyle karşılandı

Sistemin teslimat haberleri Türkiye’de büyük bir tepkiyle karşılandı. Ankara’daki eleştirmenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Genel Başkan Yardımcısı da dahil olmak üzere, sistemin gelişini “Türk ulusal güvenliği için doğrudan bir tehdit” olarak nitelendirdi ve olası bir Baf tesisinden Türkiye’nin güneyindeki hava hareketliliğini dahi izleyebileceğini iddia etti.

Amerikan silah sistemlerinin edinilme süreci hâlâ devam ediyor

Amerika Birleşik Devletleri ve silah ambargosunun kaldırılmasıyla ilgili olarak, Amerikan silah sistemlerinin edinilme süreci hâlâ devam ediyor. Ulusal Muhafız personeli, şu anda Washington’dan gönderilen bir listedeki belirli kalemleri değerlendiriyor.

Rus silahlarına olan bağımlılığı sonlandırmak ise hâlen sürüyor

Rus silahlarına olan bağımlılığı sonlandırma süreci hâlen sürüyor. İsrail yapımı hava savunma sisteminin satın alınması, büyük ölçüde Rus hava savunma sistemlerinin olası kullanım dışı bırakılmasını şimdiden karşılıyor. Şu an için Rus sistemleri hava savunma kalkanına entegre edilmiş durumda; operasyonel olarak kalacaklar ve ileride, yedek parça ve mühimmat tedariki mümkün olmadığında Kıbrıs ordusu, bu sistemlerle ne yapılacağı konusunda yeniden değerlendirme yapacak.

Ana muharebe tanklarına gelince, ordunun Rus yapımı T-80’leri kademeli olarak daha yeni tanklarla değiştirmeyi değerlendirdiği bildiriliyor. Bu kapsamda Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İsrail’den gelecek seçenekler masada.

Politis: Batı’ya yöneliş, 2013 mali krizinin ardından başladı

Günlük Politis gazetesinin bir analizine göre, silahlanmada Batı’ya yöneliş, 2013 mali krizinin ardından başladı. Bu süreç, Rusya’nın 2022’deki Ukrayna işgali nedeniyle uygulanan yaptırımlardan çok önceye dayanıyor. İsrail ile yürütülen anlaşmalar da, Rusya’ya uygulanan yaptırımlardan öncesine uzanıyor.

Ulusal Muhafız Ordusu altyapısını da modernize ediyor

Silah alımlarıyla eş zamanlı olarak, Ulusal Muhafız Ordusu altyapısını da modernize ediyor. Bu kapsamda Mari deniz üssünde yapılan iyileştirmeler ve Baf’ta bulunan Andreas Papandreou hava üssünde gerçekleştirilen genişletme çalışmaları öne çıkıyor.

Savunma kaynakları Politis’e, Kıbrıs’ın aynı zamanda yoğun biçimde “savunma diplomasisi” ile meşgul olduğunu aktardı. Bu, bir ülkenin savunma ve askeri yeteneklerini, dış politika hedeflerine barışçıl yollarla ulaşmak için kullanması anlamına geliyor. Buna askerî iş birliği programları, ortak tatbikatlar, savunma ticareti ve güvenlik yardımı gibi faaliyetler dahil.

Diğer ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesi üç temele dayanıyor

Diğer ülkelerle ilişkilerin güçlendirilmesi üç temele dayanıyor. Birinci olarak, Kıbrıs, Avusturya, Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya, Hollanda, Romanya ve Slovakya gibi ülkelerle savunma ve güvenlik alanında ikili iş birliği geliştirdi.

İkinci olarak, Kıbrıs’ın, İsrail, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve Lübnan gibi bölgesel ülkelerle iş birliğini genişletmesini öngörüyor.

ABD güçleri ile her yıl ortak askeri ve eğitim tatbikatları düzenleniyor

Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler de güçlendirilmiş durumda. Ulusal Muhafız Ordusu, ABD’den gece görüş gözlüğü ve bomba imha robotları gibi öldürücü olmayan ekipmanları temin etti. Ayrıca, ABD güçleri ile her yıl ortak askeri ve eğitim tatbikatları düzenleniyor.

Kıbrıs, AB kurumlarına subaylar göndererek katılım sağlıyor

İlişkileri güçlendirme, üçüncü olarak, Avrupa Birliği (AB) Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası ile ilgili. Savunma Bakanlığı, Avrupa Birliği Askerî Personeli ve Avrupa Savunma Ajansı gibi çeşitli AB kurumlarına subaylar göndererek katılım sağlıyor. Kıbrıs ayrıca Daimi Yapısal İş Birliği (Pesco) kapsamında dokuz programa dahil.

Avrupa Komisyonu, Kıbrıs’a 1 milyar euroyu aşan bir ödeme yapılmasını onayladı

Son olarak, Kıbrıs, Avrupa Birliği’nin Safe programına da dahil oldu. Eylül ayı başlarında Avrupa Komisyonu, Kıbrıs’a 1 milyar euroyu aşan bir ödeme yapılmasını onayladı. Safe programı kapsamında, AB üye devletleri ve müttefiklerinin, askeri donanım için “ortak satın almalar” gerçekleştirmek üzere güçlerini birleştirmesi öngörülüyor.

Safe programı, AB üye devletlerinin acil ihtiyaç duyulan savunma ekipmanlarını temin edebilmeleri için uzun vadeli ve düşük maliyetli krediler sağlayacak. Üye devletler artık olası mali yardımın kullanımını açıklayan ulusal yatırım planlarını hazırlayabilir ve bu planlar Kasım ayı sonuna kadar sunulacak. Komisyon daha sonra bu ulusal planları değerlendirerek, ilk ödemeleri 2026 başında gerçekleştirmeyi hedefleyecek.

Tüm bu gelişmeler Kıbrıs’ı nereye götürüyor? Riskler neler?

Peki, tüm bu gelişmeler Kıbrıs’ı nereye götürüyor? Riskler neler? Ve bu silah alımları, adanın Amerika Birleşik Devletleri ve/veya İsrail’in bir piyonuna dönüştüğünü mü gösteriyor? Ve bu bir sorun mu?

Kıbrıs Araştırma Merkezi düşünce kuruluşu direktörü Christos Iacovou, böyle bir durumun söz konusu olmadığını düşünüyor. Iacovou, Kıbrıs’ın coğrafi konumu, genel olarak istikrarsız bölgesel ortam ve süren Türk “işgali” nedeniyle, ortak çıkarları olan ülkelerle kolektif güvenlik sistemleri ve savunma iş birliklerine katılarak bir “çıkış yolu” aradığını söyleyerek; bu ülkeler arasında Yunanistan ve İsrail’in öne çıktığını savundu.

Iacovou: Yunanistan-Kıbrıs-İsrail stratejik ortaklığı, Türkiye’ye  karşı bir denge unsuru görevi görüyor

Iacovou, Cyprus Mail’e verdiği demeçte, “Yunanistan-Kıbrıs-İsrail stratejik ortaklığı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kışkırtıcı ve agresif duruşuna karşı bir denge unsuru görevi görüyor” ifadelerini kullandı.

“Doğu Akdeniz’in jeopolitik ortamında, Türk revizyonizmi açıkça görülüyor. Türkiye’nin askeri saldırganlığı, hibrit tehditlerle ve göç gibi konuların jeopolitik silah haline getirilmesiyle birleştiğinde, yalnızca Kıbrıs ve Yunanistan’ın değil, İsrail’in güvenliğini de riske atıyor”

Iacovou’ya göre, “sınırlı stratejik derinliğe” sahip bir devlet olan İsrail, yıllar boyunca Türkiye ile yakın ilişkiler sürdüren bazı düşmanca bölgesel güçlerden gelen tehditlerle karşı karşıya kaldı. Bu ortamda, Iacovou’ya göre Kıbrıs, İsrail için bölgedeki tek istikrarlı ve güvenilir müttefik konumuna geliyor.

Iacovou, “İsrail’in güvenliği açısından Kıbrıs’ın önemi küçümsenemez. Kıbrıs’ın coğrafi konumu, siyasi istikrarı ve stratejik kapsamı, İsrail’e ihtiyaç duyduğu stratejik derinliği sağlıyor,  sadece barış zamanında değil, özellikle kriz ve savaş dönemlerinde” dedi.

Iacovou, stratejik ortaklığın artı ve eksilerini de değerlendirdi

Iacovou şu ifadelere yer verdi:

“Askeri olarak güçlü bir devlet ile daha zayıf bir devlet arasındaki ortaklıklarda sıkça görüldüğü gibi, avantajlar ve potansiyel dezavantajlar vardır. Kıbrıs ve İsrail özelinde ise, bunu kademeli bir şekilde, İsrail ile Türkiye’nin stratejik ilişkilerini yeniden tesis etme olasılığı bağlamında ele almak gerekir. Bu durumda Kıbrıs, 1990’larda olduğu gibi, stratejik ortak olarak önemi azalacaktır.

Ayrıca, Kıbrıs ile İsrail arasındaki yakın ilişkiler, ülkeyi çeşitli İslami grupların hedefi haline getirebilir. Bunun yanı sıra, İsrail’in Kıbrıs’ın savunma kapasitesini güçlendirmesi de önemli bir gelişme. Bunu bir sorun olarak görmüyorum; zira bugüne kadar Kıbrıs, Türk ‘işgalinin’ ardından uygulanan kısıtlamalar nedeniyle çeşitli silah sistemlerini satın alamıyordu.

Kıbrıs’ın savunmasının güçlendirilmesi meselesine, hem kademeli bir bakış açısıyla hem de Türkiye’nin bölgede sergilediği hegemonik tutum ve onlarca yıldır Kıbrıs’a karşı uyguladığı zorlayıcı diplomasi bağlamında bakmamız gerekiyor”

Cyprus Mail













Başa dön tuşu