DünyaInstagramSiyasetSürmanşet

Yüzde 20’si kayboldu! Berenguer: Şimdi de bölgede nadir toprak mineralleri için madencilik başladı







Bu yılki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı (COP30), Brezilya‘nın kuzeyinde yer alan ve dünyanın en büyük yağmur ormanı olan Amazon‘a açılan kapı olarak nitelendirilen Belem kentinde düzenleniyor

Burası sembolik öneme sahip bir bölge

Gezegeni ısıtan gazların salımını güvenli eşiklere çekmeyi amaçlayan önemli bir anlaşmaya varılan Paris Zirvesi’nden bu yana 10 yıl geçti. Karbon salımı artmaya devam ettiği için bu çabalar henüz sonuç vermedi ve atmosferden büyük miktarda karbondioksit emen Amazon, nihayet gezegeni kurtarmak için alınacak önlemlerin anahtarı olabilir.

Ancak bilim insanları, Amazon’un geleceğinin, onlarca yıldır süren ormansızlaşma ve şimdi de iklim etkilerinin ardından belirsiz olduğunu söylüyor. Belém’in başkenti olduğu Pará eyaletinde, yağmur ormanı tahribatı Amazon’daki en yüksek seviyeler arasında yer alıyor.

Amazon’un yüzde 60’ına sahip olan Brezilya, tropik yağmur ormanları için güçlü bir koruma sağlayan bir anlaşma sağlamaya çalışacağını söylüyor. Genellikle ekvator hattı yakınında bulunan ormanlar, yüksek yağış ve neme sahip. Bu ormanlar uzun, çoğunlukla yaprak dökmeyen ağaçlara ve yemyeşil bitki örtüsüyle örtülü.

Amazon’da taşkın yatakları, bataklıklar ve savanlar da bulunuyor

Güney Amerika’nın 6,7 milyon km²’sini kapsayan bu bölge, Hindistan’ın iki katından daha büyük ve gezegendeki en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip sıcak noktalardan biri.

İçerisinde bulunan türlerden bazıları şöyle:

En az 40 bin bitki türü

Karıncayiyenler ve dev su samurları da dahil olmak üzere 427 memeli türü

Harpy kartalı ve tukan da dahil olmak üzere bin 300 kuş türü

Yeşil iguanadan siyah kaymanaya kadar 378 sürüngen türü

Dart zehirli kurbağası ve düz kenarlı kurbağa da dahil olmak üzere 400’den fazla amfibi türü

Piranha ve 200 kg’a kadar çıkabilen devasa arapaima da dahil olmak üzere yaklaşık 3 bin tatlı su balığı türü

Bu türlerin çoğu başka hiçbir yerde bulunmaz.

 

Ayrıca bölgede yüzlerce yerli grup yaşamaktadır.

Amazon nehri dünyanın en büyük nehri ve bin 100’den fazla koluyla dünyanın açık ara en büyük tatlı su kaynağını oluşturuyor.

Bu su Atlantik Okyanusu’na akıyor ve bölgesel ve küresel iklim sistemlerini etkileyebilen okyanus akıntılarının sürdürülmesinde önemli bir rol oynuyor.

Amazon aynı zamanda önemli bir gıda ve ilaç kaynağı.

Altın da dahil olmak üzere metaller için çıkarılıyor ve önemli bir petrol ve gaz üreticisi haline gelebilir. Geniş orman alanlarının yok edilmesi de burayı büyük bir kereste tedarikçisi haline getirdi.

Şu anda ne oluyor?

Koruma örgütleri, tarım, hayvancılık, tomrukçuluk ve madencilik gibi insan faaliyetleri ve şimdi de iklim kaynaklı kuraklık ve artan sıcaklıklar nedeniyle ormanın yüzde 20’sinin kaybolduğunu ve benzer bir alanın da bozulduğunu söylüyor.

Amazon Koruma Örgütü‘nün And Dağları Amazonlarını İzleme Programı‘na (MAAP) göre, ormansızlaşmadaki en son artış 2022 yılında meydana geldi ve yaklaşık 20 bin km2 ormanlık alan temizlendi; bu rakam 2021 yılına göre yüzde 21 artış gösterdi ve 2004’ten bu yana en kötü yıl oldu.

Brezilya’da 2023 yılında gerçekleşen hükümet değişikliğinin ardından, Brezilya Amazonları’ndaki ormansızlaşma oranı – diğer ülkelerin kontrolündeki bölgelerde olmasa da – hemen yarı yarıya azaldı ve dünya buna sevindi. Ancak kısa bir süre sonra Amazon’un bazı bölgelerinin iyileşemeyecek kadar ciddi hasar gördüğü anlaşıldı.

Bu sadece yıllarca süren ormansızlaşmanın değil, aynı zamanda Amazon ekosistemi için yeni bir tehdit olarak ortaya çıkan iklim krizinin de bir ürünüydü.

Reuters/Amanda Perobelli
Fotoğraf altı yazısı,Amazon’da kuraklığın nehirler üzerinde büyük bir etkisi var.

Amazon’da kuraklığın nehirler üzerinde büyük bir etkisi var

Sıcaklıktaki önemli artış ve uzun süreli kuraklık dönemleri, temel işleyişi üzerinde etkili oldu, genellikle nemli olan ormanı daha kuru ve orman yangınlarına karşı daha hassas hale getirdi.

Örneğin Eylül 2024’te Brezilya’nın uzay ajansı INPE’ye göre Brezilya Amazonları’nda 41 bin 463 yangın noktası vardı. Bu, 2010’dan bu yana o ay için en yüksek rakam.

ABD’deki Yale Üniversitesi’nde ekosistem karbon yakalama alanında doçent olan Paulo Brando, “Kuraklık ve yangın vakalarının arttığını görüyoruz ve bu durum Amazon’un çeşitli bölgelerinde bozulmanın artmasına neden oldu”, “Farklı bölgelerdeki bu bozulma Amazon için büyük bir tehdit olarak ortaya çıkıyor” diyor.

‘Uçan nehirler’ tehlikede

Dev Amazon bölgesinin iç hava sistemleri var: Ormanlar Atlantik Okyanusu’ndan gelen nemi dolaştırarak gökyüzünde “uçan nehirler” olarak bilinen hava olayını yaratır. Bu atmosferik nehirler ilk olarak Amazon’un Atlantik’e yakın doğu kısmına yağmur bırakır.

Su daha sonra topraktan ve bitki örtüsünden (evapotranspirasyon süreciyle) tekrar havaya yükselir ve yağmur ormanının başka bir bölgesine düşmeden önce daha batıya doğru hareket eder.

Suyun bir yağmur ormanı parçasından diğerine bu sirkülasyonu Amazon’un her yerinde gerçekleşir ve geniş yağmur ormanlarının nasıl geliştiğini kısmen açıklar.

AFP via Getty Images/NELSON ALMEIDA
Fotoğraf altı yazısı,Atmosferik nehirler, yağmur koşullarını büyük oranda belirler.

Ancak uzmanlar, bu nem sirkülasyonunun artık kesintiye uğradığı konusunda uyarıyor. Amazon’un ormansızlaştırılmış ve bozulmuş bölgeleri okyanustan gelen nemi düzgün bir şekilde sirküle edemez ve sonuç olarak çok daha azı evapotranspirasyon yoluyla atmosfere yeniden girer.

Amazon Conservation’da bilim insanı olan ve uçan nehirlerin rolü ve Amazon’un kaderi üzerine yakın tarihli bir raporun ortak yazarı Matt Finer, “Amazon boyunca birbirine bağlı olan nem dolaşımlı mini hava sistemleri artık bozuldu” diyor ve en kötü etkilenen bölgenin Atlantik’e en uzak olan batı Amazon, özellikle de güney Peru ve kuzey Bolivya olduğunu söylüyor.

Finer, “Peru ve Bolivya’daki yağmur ormanlarının hayatta kalması aslında doğudaki Brezilya’daki ormanların bozulmamasına bağlı, çünkü bu ormanlar yok edilirse, uçan nehirleri yaratan su döngüsü bozulur ve batı Amazon’a ulaşamaz. Her şey birbiriyle bağlantılı”diyerek eliyor.  Bu sorun özellikle Haziran’dan Kasım’a kadar süren kurak mevsimde ciddi boyutlara ulaşmaktadır.

Bazı bilim insanları, kuruyan yağmur ormanı ekosisteminin bir daha toparlanamayacağından korkuyor

Islak ve nemli yağmur ormanları geçmişte orman yangınlarına karşı oldukça dirençliydi, ancak yağmura hasret kalan bölgelerde bu direnç zayıflıyor. Bazı bilim insanları, kuruyan yağmur ormanı ekosisteminin bir daha toparlanamayacağı ve sonsuza dek kaybolacağı bir devrilme noktasına ulaşmasından korkuyor.

Bay Finer, “Bunlar Amazon’un bazı bölgelerinde gördüğümüz devrilme noktasının ilk işaretleri” diyor. Oxford Üniversitesi Ekosistemler Laboratuvarı’nda kıdemli araştırma görevlisi olan Erika Berenguer de riskin arttığını kabul ediyor, ancak Finer gibi o da bazı bölgelerin diğerlerinden daha kötü etkilendiğini söylüyor. Bereguer, “Belli bölgelerde çok yavaş bir süreç yaşanıyor” diyor.

Madenciliğin etkisi

Ormansızlaşma ve iklim krizi yeterince zarar vermiyormuş gibi, yasadışı madencilik de – özellikle altın madenciliği – yağmur ormanları ekosistemine anlatılamayacak kadar zarar verdi. Berenguer, “Ve şimdi bölgede nadir toprak mineralleri için madencilik de başladı” diyor.

Bu mineraller elektrikli araçlarda, rüzgar türbinlerinde, cep telefonlarında ve uydularda kullanılmaktadır ve bu nedenle modern ekonomi için kritik öneme sahiptir. Madencilik çok fazla ormansızlaşmaya neden olmasa da nehirleri, toprağı ve bitki örtüsünü cıva gibi kimyasallarla kirleterek hayvanları ve insanları zehirleyebilir.

Uzmanlar, yasadışı madenciler ile silah kaçakçılığı yapan çeteler de dahil olmak üzere organize suçlar arasında da giderek artan bir bağlantı olduğunu söylüyor. Matt Finer, “Suç şebekesi Amazon’un dört bir yanına yayılıyor ve bu da yetkililerin sahada tutunmasını çok zorlaştırıyor” diyor.

Amazon’un, her biri kendi hukuk sistemi ve kolluk kuvvetleri rejimine sahip sekiz ülkeye uzanıyor olması, sınır ötesi suçlarla mücadelenin zorluğunu daha da artırıyor.

Bir başka potansiyel alarm nedeni de Amazon’un altında büyük miktarlarda hidrokarbon gömülü olduğunun keşfedilmesidir. InfoAmazonia’ya göre, 2022-2024 yılları arasında yaklaşık 5,3 milyar varil petrole eşdeğer rezerv keşfedildi.

Bölgenin dünyada yeni keşfedilen rezervlerin yaklaşık beşte birine sahip olduğunu ve fosil yakıt endüstrisi için yeni bir sınır oluşturduğunu söylüyor.

Bu rezervlerin birçoğunun keşfinden ve uçan nehirlerle ilgili son araştırmalardan önce bile Amazon Bilim Paneli, yağmur ormanlarının tahrip edilmesi nedeniyle 10 binden fazla bitki ve hayvan türünün neslinin tükenme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdi.
BBC













Başa dön tuşu