“Küresel Organize Suç” Tablosunda Türkiye İlk 10 ülke Arasında!

Tam olarak hala anlaşılmadı ama verilere bakılınca şu gerçek kafalara dank etmeli; Otoriterleşme, hele hele yargı bağımsızlığını kendi güdümüne alan otoriterleşme, başa çıkılması ve geri dönüşü çok zor olan bir yolsuzluk ve ahlaksızlık olgusunu, sosyal yozlaşmayı ve toplum-devlet ilişkilerinde çürümeyi beraberinde getiriyor.
Son 10-12 yıldır Türkiye, temel pek çok alanda -ki bunların bir kısmı “negatif” dediğimiz endeksler- rekor üstüne rekor kırıyor.
Son olarak bir yeni alarm verici tabloyu Cenevre-İsviçre merkezli kuruluş Global Initiative Against Transnational Organized Crime‘ın (GITOC) Küresel Organize Suç Raporu’nda görmekteyiz.
Manzara vahim; 2025 Küresel Organize Suç Endeksi’nde 193 ülke arasında 10’uncu sırada Türkiye. 14 Yakın Doğu ülkesi sıralamasında ikinci, 46 Asya ülkesi listesinde ise dördüncü.

GITOC, Türkiye’yi iyi ki Avrupa kategorisine almamış, çünkü temel kriterlere bakınca açık ara birinci olacağını görmemek elde değil.
Küresel Organize Suç Endeksi toplam 193 ülkenin organize suçla ilgili suçluluk düzeyini ve bu suçlara karşı dayanıklılığını üç ana eksende değerlendiren çok boyutlu bir araç; Suç piyasaları, suç aktörleri ve suça dayanıklılık. İki yılda bir çıkan rapor için dünyadan 350 uzman çalışıyor.
Raporda en kötü durumdaki ilk 10 ülke şöyle dizilmiş durumda; 1) Myanmar, 2) Kolombiya, 3) Meksika, 4) Ekvador, 5) Paraguay, 6) Kongo, 7) Güney Afrika, 8) Nijerya, 9) Lübnan, 10) Türkiye.
İmamoğlu ve bahis soruşturması gibi konulardaki yoğun haber trafiği içinde bu raporun Türkiye kısmıyla ilgili haberler güme gitti, o yüzden temel başlıklar altında ne bulgular var, metnin kısmi çevirisine yer vererek ve en önemli başlıklardan başlayarak, geniş açıdan bakalım.
Suç Örgütleri ve Aktörler:
“Türkiye’de mafya tarzı suç grupları başlangıçta hiyerarşik ve aile temelli yapılar iken zamanla “yarı özerk hücrelerden” oluşan ağlara dönüşmüş durumda. Bu gruplar uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, insan ticareti ve çevrim-içi kumar gibi çeşitli yasadışı piyasalarda aktif; tehdit ve şiddetle birlikte fidye alma gibi faaliyetleri yürütmekte. Ülke çapında yirmiden fazla önde gelen grup faaliyete, etkilerinin derecesi farklılık gösteriyor.
Önde gelen gruplar arasındaki ittifaklar ve rekabetler, İstanbul merkezli aktörlerin oluşturduğu “stratejik koalisyonlar” dahil olmak üzere, suç ortamını şekillendirmekte.
PKK esasen bir ayrılıkçı silahlı örgüt olmakla birlikte, özellikle uyuşturucu ticaretinde mafya benzeri suç faaliyetlerine karışmış durumda.
Örgütlü suç figürleri ile devlet bağlantılı aktörler arasında, özellikle siyasi çevreler içinde yaygın ilişki ağları bulunmakta. Bu durum, organize suçla mücadelede “kurumsal isteksizliğe” ve sınırlı uygulamalara yol açmakta.
Türkiye’de kriminal ağlar bölgesel ve yerel düzeyde de yaygın faaliyet göstermekte. Bu gruplar, uyuşturucu, petrol, altın ve elmas ve göçmenler gibi alanlarda sınır ötesi kaçakçılığın içinde derin kök salmış durumda ve ulusötesi suç aktörleriyle güçlü bağlar içinde.
İstanbul, İzmir ve Bodrum başta olmak üzere büyük batı şehirlerindeki ağlar, Avrupa’ya insan kaçakçılığı rotalarının merkezinde.
Türk suç grupları, küresel eroin ve kokain ticaretinde yer alıyor. Kürt kökenli ağlar ise Orta Asya çıkışlı afyon trafiğinde öne çıkmakta.
Türkiye ayrıca, özellikle yurtiçinde üretilen silahların Irak, Suriye ve İran’daki çatışma bölgelerine kaçakçılığında önemli bir merkez konumunda.
Devlet içinde yer alan aktörlerin Türkiye’nin organize suç ortamında rol oynadığı çeşitli raporlar ve iddialarla gündeme geldi.
Tarihsel ve güncel iddialar, resmi makamlarla suç ilişkileri arasında olası bağlantılara dikkat çekmekte. Bu aktörler, uyuşturucu, silah, insan ticareti ve sahte ürünler gibi çeşitli suç pazarlarıyla ilişkilendirilmiş durumda.
Güneydoğu sınır bölgelerinde faaliyet gösteren kaçakçılık ağları, kokain ve altın ticaretiyle bağlantılar da iddialar arasında yer almakta.
Özellikle sınır kapılarında görevli bazı alt düzey devlet görevlilerinin, yasa dışı sınır geçişlerine aracılık etmek karşılığında rüşvet aldığı yönünde raporlar bulunmakta.
Cezasızlık kültürü pekişmektedir. Kamu kaynaklarının zimmete geçirilmesi gibi mali suçlar da devlet yapılarındaki yolsuzluğun içselleşmesini yansıtmakta.
Türkiye, zayıf finansal denetim, hoşgörülü vatandaşlık politikaları ve sınırlı kolluk kapasitesi nedeniyle ulusötesi organize suçların merkezi haline gelmiş bulunuyor.
Balkanlar, Rusya, Orta Asya gibi bölgelerden gelen yabancı suç örgütleri, ülkenin stratejik konumunu kullanarak faaliyet göstermekte.
Rus ve Özbekçe konuşan ağlar, ABD’ye yönelik göçmen kaçakçılığı rotalarında aktif. Latin Amerika kökenli gruplar ise Türk aktörlerle iş birliği yaparak Avrupa, Rusya ve Kafkasya’ya kokain ticareti koridoru oluşturmuş durumda.
Yabancı suç figürlerinin yakalanmasına ilişkin bazı yüksek profilli operasyonlar bu faaliyetlerin büyüklüğünü ortaya koymakta. Uluslararası suç gruplarının artan varlığı, Türkiye’nin küresel organize suç ağlarında giderek önemli bir merkez haline geldiğini göstermekte.
Türkiye’deki suç ağları, yasa dışı gelirlerini aklamak için gayrimenkul şirketlerinden otomobil bayiliklerine kadar meşru işletmeleri sıkça kullanmakta.
Bu işletmeler sadece kara para aklama için değil, özellikle siyasi bağlantıları olan bazı özel sektör aktörleri, vergiden kaçınma ve zimmet gibi mali suçlarla da doğrudan ilişkili.
Özel sektör aktörleri ayrıca silah ve altın kaçakçılığının yanı sıra sahte ürünlerin dolaşımının kolaylaştırılmasında rol oynuyor. Nakliye şirketlerinin, insan kaçakçılığı ve maktu vergili malların ticaretini içeren kaçakçılık operasyonlarına yardım ettikleri, soruşturmalarda sık sık adı geçmekte”
Uyuşturucu Ticareti:
“Türkiye küresel eroin ticaretinin ana geçiş noktalarından biri. Afganistan çıkışlı afyon türevleri Balkan rotası üzerinden Avrupa’ya taşınmakta. Her ne kadar 2020 sonrası yakalamalar artsa da 2022 itibarıyla düşüş görüldü. Türk-İran sınırında artan operasyonlar, yeni güzergâh değişimlerine işaret etmekte. Kürt ve Suriyeli gruplar başlıca aktörler.
Sentetik uyuşturucular (özellikle Captagon ve metamfetamin) hızla yayılmış durumda. Captagon Körfez ülkelerine hava yoluyla kaçırılıyor, metamfetamin İran’dan giriş yapıyor, Türkiye içinde işlenip kristal forma dönüştürülüyor. Türk ve İranlı ağlar laboratuvarlarda birlikte çalışıyor”
Haraç ve Organize Suçun Ekonomik Boyutu:
“1990’larda zirve yapan haraç toplama faaliyetleri 2000’lerde gerilmiş olsa da de ekonomik krizle birlikte yeniden arttı. Bu faaliyetlere silah ve uyuşturucu kaçakçılığıyla iç içe yürütülmekte, suç örgütleri meşru işletmeleri kullanarak borçluları tehdit etmekte, şiddet uygulamakta. Özellikle gece hayatı ve eğlence sektöründe özel güvenlik şirketleri üzerinden zorbalık ve tehdit yöntemleri kullanılmakta”
Sahte Ürünler ve Kaçak Emtia:
“Türkiye, sahte ürünlerin Avrupa’ya sevkiyatında başlıca kaynak ve transit ülkelerden biri. Giyim, ilaç, elektronik, kozmetik gibi birçok sektörde yan üretim yapılmakta; enflasyon ve yoksulluk iç pazardaki talebi artırmakta. Sahte ilaçlar arasında son kullanma tarihi geçmiş veya sağlığa zararlı ürünler de bulunmakta, lojistik ve tekstil firmaları bu dağıtım ağında kullanılmakta”
Kaçak Akaryakıt ve Tütün:
“Kaçak akaryakıt, tütün ve alkol ticareti, özellikle doğu ve güneydoğu sınırlarında güçlü. Yerel ağlar ve Kürt sınır aşırı gruplar bu piyasayı kontrol etmekte. Yüksek vergiler, enflasyon ve işsizlik, kaçak ürünlere yönelik toplumsal hoşgörüyü besliyor. Zaman zaman kamu görevlilerinin yolsuzluk iddialarıyla bu ağlara karıştığı bilinmekte”
İnsan Ticareti ve Göçmen Kaçakçılığı:
“Türkiye’de insan ticareti, özellikle büyükşehirlerde, sınır bölgelerinde ve turistik merkezlerde ciddi bir sorun olmaya devam etmekte. Ülke hem bir hedef hem de transit ülke konumunda. Mağdurların çoğu Suriyeli, Özbek, Afgan ve Kırgız vatandaşları. Sömürü biçimleri arasında zorla çalıştırma, cinsel sömürü, çocuk işçiliği ve zorla evlendirme öne çıkmakta. Özellikle Suriye sınırına yakın bölgelerde Suriyeli kadın ve kız çocuklarının cinsel sömürüsü arttı. Organ ticareti, sahte evlilikler ve ev içi kölelik gibi biçimler de görülmekte.
Türkiye’nin stratejik konumu ve geniş göçmen nüfusu, ülkeyi insan kaçakçılığında küresel bir merkez haline getirdi. Son yıllarda Türkiye vatandaşlarının da AB’ye yasa dışı girişlerde artan biçimde yer alması, Türkiye’nin yalnızca transit değil, artık kaynak ülke haline geldiğini göstermekte”
Çevre Suçları:
“Doğal kaynak kaçakçılığı, yani petrol, altın ve elmas ticareti, Türkiye’de en yaygın çevre suçu. Kuzey Irak Kürdistanı’ndan yasa dışı petrol girişi uzun süredir devam etmekte. Yüksek vergiler ve fiyat farkları piyasayı canlı tutmakta. Afrika ve komşu ülkelerden gelen kaçak altın, kimi zaman gümüş ithalatı kılıfıyla sisteme sokuluyor. Bu pazarlar kara para aklama ile doğrudan bağlantılı.
Türkiye’nin biyoçeşitliliği, yasadışı flora-fauna ticareti için cazip hale geldi. Doğu Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde özellikle orkide ve mantar kaçakçılığı görülmekte.
Yaban hayatı kaçakçılığı da sürmekte: saka kuşu, papağan, sürüngenler, egzotik memelilerin ticareti yaygın. Yasa dışı balıkçılık arttı, çevresel bozulmayı hızlandırmakta”
Mali Suçlar:
“Dolandırıcılık, zimmet, vergi kaçakçılığı ve kara para aklama yaygın. Sosyal medya fenomenleri, iş insanları ve kamu görevlileri dahil olmak üzere pek çok kesimde yüksek profilli davalar yaşandı. Ponzi sistemleri ve sahte bağış kampanyaları yaygın. Belediyelerde zimmet vakaları görülüyor, yüksek gelirli bireyler arasında vergi kaçırma alışkanlığı sürmekte. Siber ortamda kimlik hırsızlığı, ortalama ve sahte alışveriş siteleriyle yapılan kredi kartı dolandırıcılığında da artış var”
Raporda ülke yönetiminin organize suçlarla mücadele konusunda sergilediği tavırla ilgili olarak şu saptamalar söz konusu:
“Türkiye’nin siyasi sistemi güçlü bir yürütme ve merkezileşmiş karar alma yapısıyla tanımlanmakta. Bu durum bir yandan politik istikrar sağlarken, diğer yandan kurumsal denge ve denetim eksikliği doğurmakta. Sınırlı siyasi çoğulculuk ve daralan sivil alan, organize suçla mücadelede etkinliği azaltıyor.
Yolsuzluk algısı yüksek. Kamu ihalelerinde denetim yetersiz, şirket sahipliği verileri şeffaf değil. Üst düzey yolsuzluk davalarında cezalandırma ender.
Yargı bağımsızlığı ciddi bir tartışma konusu.
Türkiye bölgesel bir finans merkezi olmasına rağmen, mali sistem kara para aklama açısından kırılgan. Uyuşturucu, insan kaçakçılığı ve akaryakıt ticaretinden gelen yasadışı fonlar finansal sisteme girmekte.
Sonuç olarak Türkiye hem kaynak hem transit hem de hedef ülke olarak organize suç zincirinde çok boyutlu bir rol oynamakta; güçlü yasalar ve uluslararası iş birliğine rağmen uygulama zayıflığı, kurumsal güven bunalımı ve toplumsal hoşgörü, suç ekonomisinin kalıcılığını beslemekte”
GITOC Genel Müdürü Mark Shaw, “Küresel Organize Suç Endeksi sadece suç oranlarını ölçmek için bir araç değil, aynı zamanda devletlerin içindeki ve uluslararası sistemdeki gelişmeleri yansıtan bir ayna” diyor. Türkiye’de gitgide derinleşen sistem krizi ve “her kafadan bir ses çıkması” hali içinde, pek çok diğer “negatif endeks” gibi bu da muhtemelen dikkate alınmayacak. Ama çekilen fotoğraflar ve veriler bu yüzden buharlaşmıyor, kayıtlarda duruyorlar.
Tabii bu tespitlerin bir de Kuzey Kıbrıs uzantısı var ki, bağlantılar, aktörler ve davranış kalıpları üzerinden onu da tahmin etmek güç değil.




















