Unutun “Federasyon” Kelimesini!

Tufan Erhürman’ın seçim sürecine baktığımızda insanın aklına tek bir soru geliyor; “Federasyon nerede?”
Birleşik Kıbrıs nerede?
Yıllarca bu toplumun en makul çözüm zemini diye savunulan o model, seçim kampanyası boyunca sanki yasaklı bir maddeymiş gibi en derin çekmeceye kilitlendi.
Ne bir vizyon belgesinde, ne bir meydan konuşmasında, ne de bir televizyon programında… Hiçbir yerde yok.
Federasyon sanki bir anda “söylenirse oy kaybettirir” kategorisine atıldı; yani açıkça politik bir korkuya kurban edildi.
Seçim bitti defter dürüldü ve federasyon tek umudumuzdur değen olmadı, bunu bilmek ayrı, konuşabilmek ayrı bir olaydır.
Bu sessizlik yalnızca bir eksiklik değil; aynı zamanda çok şey söyleyen bir tercihtir. Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyinde statükoyu üreten ve sürdürenler, muhalefetin bile kendi çözüm modelini telaffuz etmekten çekindiği bir ortamın keyfini çıkarıyor.
Daha acı olan ise şu; Erhürman, bu kelimeleri söyleyebilecek en meşru kişiyken, kamuoyunun karşısına adeta “statükonun hizasına girmiş” bir profil ile çıktı. Aman Ankara kızmasın!
Seçim sürecinde federasyon söylemini tamamen gömen bir muhalefet, aslında kendi tarihsel iddiasını da gömüyor. Çünkü bu toplumda bir çözüm olacaksa, bunun adı hâlâ federasyondur.
Birleşik Kıbrıs fikri hâlâ bu adanın en gerçekçi barış vizyonudur. Ama eğer bu kelimeleri muhalefet bile ağzına almıyorsa, o zaman kimden ne bekliyoruz?
Erhürman’ın seçim boyunca çizdiği profil, yılların çözüm vizyonunu hatırlatmadı; daha çok “aman kimseye dokunmayayım, kimse üzülmesin, Ankara da rahatsız olmasın” tavrını hatırlattı. Federasyonu ağzına almamak da bir strateji değil, olsa olsa statükoya incelikle biat etmektir.
Üstelik Kıbrıs’ın kuzeyinin bugün yaşadığı tıkanmışlığın ana sebebi zaten çözüm modelinin konuşulmaması, konuşulmasının da gazete köşelerine sıkışması. Biz federasyonu konuşmayalım, Birleşik Kıbrıs demeyelim, barış vizyonumuzu saklayalım…
Sonra da çıkıp “neden çözümsüzlük devam ediyor” diye birbirimize soralım. Tam komedi.
Erhürman’ın bu sessizliği, sadece cesaret eksikliği değil; topluma verilen en yanlış mesajdır; “Bu ülkede çözüm istemek bile artık riskli”
Oysa riskli olan federasyon değil, onu savunmaktan vazgeçmiş bir siyaset anlayışıdır.
Riskli olan birleşik bir geleceği konuşmak değil, karanlık bir gelecek için suskunluğa razı olmaktır.
Bugün bu halkın ihtiyacı olan şey, “federasyon” kelimesini fısıltıyla söyleyenler değil; meydanlarda bağıra bağıra savunabilenlerdir. Çünkü bir çözümü adını anmadan kuramazsın.
Ve biz hâlâ konuşmayı bırakıp susanlardan umut bekliyoruz. Asıl trajedi de bu zaten.



















