InstagramKöşe Yazarlarımız

Yaşananlara Koltuk Değneği Olmayalım







Çürümüşlük, sahtekârlık, liyakatsizlik ve aleni hırsızlık bu topraklarda hiç bu kadar gözümüzün içine sokulmamıştı.

Yıllardır üstü örtülen, halının altına süpürülen ne varsa bugün apaçık ortada duruyor.

Bu memlekette yaşayan; ekmeğini alın teriyle kazanan, çocuklarını burada tutmaya uğraşan, geleceğini bu topraklarda örmeye çalışan hiçbir bireyin bu manzarayı içine sindirmesi mümkün değildir.

Zaten sindirmemesi de gerekir. Çünkü bu ülke kimsenin babasının malı değildir; alın teriyle yaşayanların, emeğini dişinden tırnağından artıranların ülkesidir.

Bugün her bir bireye, her bir yurttaşa büyük sorumluluk düşüyor. Yaşanan yolsuzluklara, torpile, kayırmacılığa, sahtekârlığa “normalmiş” gibi bakmak, suça ortak olmaktır.

Hakkının yendiğini bile bile sessiz kalmak, kendi geleceğini kendi ellerinle karartmak demektir.

O yüzden gereken reaksiyonu vermek, haksızlığa karşı ses çıkarmak, yanlışın karşısında durmak sadece bir tercih değil; toplumsal bir görevdir. Sessiz kalmak, yapılanlara ortak olmak demektir.

Unutulmamalıdır ki bu ülkede bir siyasetçiye verilebilecek en büyük ders, sandıkta verilen derstir. Ne sosyal medyada atılan bir cümle ne kahve köşelerinde yapılan sitem yeter.

Hiçbiri sandıkta ortaya koyulan iradenin gücüyle kıyaslanamaz. O yüzden yaklaşan süreç sadece bir seçim değil; aynı zamanda bir yüzleşmenin, bir temizlenmenin, bir hesaplaşmanın başlangıcı olabilir.

Koltuk ve makam tutma sevdaları; hak ,hukuk, adalet ve en önemlisi insanlığın önüne geçtiyse gerekeni yapmanın zamanı gelmiştir.

Ve bu defa gerçekten çok kritik bir noktada duruyoruz.

Bu süreçte bana göre asıl büyük sınav, siyasetçilerin değil; halkın olacak. Çünkü yıllardır aynı döngünün içinde debelenmemizin sebebi siyasetçilerin ne yaptığı kadar, halkın neye izin verdiğiydi.

Bu kez halk ya bu düzene dur diyecek ve “Ben hâlâ buradayım, hakkımı da geleceğimi de kimseye teslim etmiyorum!” diyecek… Ya da bu aymazlıklar, bu körleşmiş düzen, bu pervasızlık devam edecek.

Bugün hırsızlık gözümüzün önünde normalleşiyorsa…

Sahte diploma alıp utanmadan kullanmak sıradan bir davranış gibi anlatılıyorsa…
Devlet malını pervasızca talan etmek günlük yaşamın olağan bir parçası hâline gelmişse…

Ve tüm bunlara karşı duyarsızlık artıyorsa…
O zaman gerçekten vay hâlimize.

Bu düzeni değiştirmek bizim elimizde.
Koltuk değneği olmak da, hesabı sormak da…

Hırsızlığa, sahtekârlığa, sahtecilere, hak yiyenlere, emek hırsızlarına öyle bir tokat atılmalı ki bir daha insan yüzüne çıkmasınlar.

Ve buna da yürekten inanıyorum ki aynı grup içinde olan düzgün insanlar da bu yapılanlara ve bu sahte insanlara yer vermeyecektir.

Güneşin Doğduğu Yerden Herkese Selam Olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu