InstagramKöşe Yazarlarımız

Mandıradamızda Son İki Hafta







Güzide mandıramız her yeni güne bir Dallas, bir Yalan Rüzgarı dizisi kıvamında başlıyor, her biten gün damaklarımızda bir Narcos, bir Peaky Blinders tadı bırakıyor.

Son iki haftanın ilk bomba olayı Jujiye yengemizin sahte diploma duruşmasına adeta evrim geçirmiş bir biçimde çıkması oldu.

Bre aman zaman, o mudur, Kim Kardashian mıdır Bülent Ersoy mudur, kimdir tartışmaları tam kavgaya dönecekti ki meselenin overdose kozmetik ve aşırı ve fakat başarısız estetik operasyon kaynaklı olduğu ortaya çıktı.

Bunu öğrenip tam da rahatlıyorduk ki UpePee Girne Yalamatör Kadın örgütünün, hukuki oldurulamayan, tahminen malum yerlerinden çıkardıkları ve Jujiye genapla haberlerine yorum yapanların yargılanacağını idia ettikleri Fasıl bok püsürük haberleri konuyu iyiden billur maytabı kıvamına getirdi.

Tabii kimsesi bunu ciddiye almadı, bilakis, kendileri de zaten yargılanacak olan yalakaların son yalamasal ve yutumatör çırpınışlarıdır deyip geçtik.

Bu konu eskiyiyor, oh be rahatlıyoruz diyecek olduyorduk ki Jünal Ağam 3.5 A4 kağıdı uzunluğunda bir açıklama yaptı ve ben ve ailem sütten daha ak pak ve beyazız, isteyen bizi soruştursun, cart kaba kağıt diye bir açıklama yaptı.

KKTC”nin yüzde 0.0011’i bu açıklamaya inandı, geriye kalan yüzde 99.989’u ise hassektörel yorumlar yaptı. Konu genel olarak, bayram değil, seyran değil, Jünal Ağa bizi neden öptü tartışmalarına yol açtı.

Hemen akabinde gene Jünal Agamın Türkiye’de isteyenin, istediğini, istediği gibi şikayet ettiği CİMER’in KKTC çakması olan BİMER’i kuruyoruz, heyooo, müjdeee demesiyle irkildik.

Daha sonra bunun da haklarında konuşanlara gözdağı verme maksatlı olduğu anlaşıldı ve hassektörel üretim yılın zirve noktasına ulaşıverdi.

Tabii bu ağlamaklı, acındırık ve ajitasyonatik açıklama, memleketi ihaleler yoluyla MİK’enlerin Jünal Ağamın hasso adamları olduğu, ihale sisteminin ise “bir saa, bir baaa, bilmem neyim kaldı vatandaşa” şeklinde olduğu bilindiği için vakvakların son çırpınıjları olarak da yorumlandı.

Ardından beklenen gün geldi çattı, memleketçe Kasım ayı enflasyon rakamlarını beklemeye başladık.

Meğerlim biz farkında bile değilmişik, memlekette pahalılık neyin yokmuş, hatta bilmem kaç kalem üründe hayat ucuzlamışmış bu yüzden aylık hayat pahalılığı sadececik yüzde 0.81 olmuşmuş.

Tabii hayvan pardon memleket terli olduğu için bu yalanı yutmadı. Komplo teorisyenleri ise bu rakamın, esas gider kalemi olan ve politikacılar ve üst düzey bürokratlar arasında temel kalem olan rüşvet ve komisyonların tüketim sepetinde olmaması sebebiyle ortaya çıktığını iddia ettiler. İddia genel olarak akla yatkın bulundu.

Bunu da savuşturduk, savuşturuyoruz derken, UBP tarafından katlanıp katlanıp defalarca kullanılan, malum yer silindikten sonra atılan tuvalet kağıdı kıvamındaki Zartoğu sahne aldı ve neandertalistik şivesiyle Mustafa Akıncı hakkında konuşmaya kalktı fakat halkımız 50 altı IQ seviyesindeki açıklamalara yaptığı gibi kendisine gereken hassektörel cevapları fazlasıyla verdi.

Zartoğlu bunun üzerine “halouuu hülügoüüü nohanda, hanga hunga hoaaaargggg tuu” diye bir açıklama daha yaptı ama neandertal dilini anlayan olmadığı için açıklaması anlaşılamadı.

Sol billurundan zaten darbe almış durumdaki Jünal ağaya bitirici darbe pek sevdiği müsteşarının yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla tutuklanmasıyla geldi.

Hayır, adamcağız daha iki güne evvel süte rakip çıkmıştı, aktı, paktı, kaymak gibiydi, olacak iş miydi şimdi bu? Üstel’lik beş altı yüz bin avroluk iddiacıklarla olmuştu bu tutuklama.

Düpedüz rezaletti, düpedüz itibar suikastıydı bu. Ortada dönen paraların yanında böyle çerez paralarının lafı mı olurdu? Düpedüz yargıyı boşuna meşgul etmekti bu. İnanmayan Dubai emlak piyasacına olsun bakmaz mıydı?

Gene Üstel’lik hepsi de makbuzlu, belgeli alıjverijlerdi bunlar, 2+21 küçük küçük mekanlardı.

Bunun üzerine ayyuka çıkan istifa haberleri üzerine Jünal ağam yancıları olan Zikri ve Çarıklı beyleri de alarak tıpış tıpış Ankara yolunu tutuuuu…

Kendini bilmez münafıkların gitti gidiyor nokta kom, görevden alınacaklar, bitti bunlar spekülasyonları arasında geri dönen muhteşem üçlü güler ve hatta kahkaha atar yüzle basının karşısına çıktı ve “yaslı gittik şen döndük” şarkısını söylediler.

Sonuç olarak Jünal’ın fendi dedikoduları yendi, istifa etmediler hatta durumdan istifade ederek bir milyondan fazla yeni vaat getirdiler.

Bu vaatleri yutan olmaz dediğinizi duyar gibi oluyorum. Olur, olur, bal gibi yutulur, ilgili kitle, gerekli meblağlar ödendiği her şart ve ahvalde bunları yalamadan yutar.

Ve ardından memleketi sel vurur.

Sel, yağmur ve taşkınlar ayrı bir yazıda gene bu köşede anlatılacaktır.













Başa dön tuşu