Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Amerika Sınavı

Yakın zamanda Amerika, 2026 Ulusal Güvenlik Stratejisi‘ni açıkladı.
Ne kadar ilginçtir ki raporda ülke ismi olarak neredeyse sadece Cyprus geçiyor diyebiliriz.
Şimdi o paragrafa, paragrafın aslında neler anlatmak istediğine ve neden Cumhurbaşkanı Erhürman’ın büyük sınavı olduğuna birlikte bakalım:
İngilizce:
“… manage European relations with Russia will require significant U.S. diplomatic engagement, both to reestablish conditions of strategic stability across the Eurasian landmass, including the Eastern Mediterranean and Cyprus …”
Türkçe:
“Avrupa’nın Rusya ile ilişkilerinin yönetilmesi; Avrasya kara parçası genelinde, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs dahil, stratejik istikrar koşullarının yeniden tesis edilmesi ve Rusya ile Avrupa devletleri arasındaki çatışma riskinin azaltılması için ABD’nin kayda değer düzeyde diplomatik angajmanını gerektirecektir”
Bildiğiniz gibi Amerikan güvenlik belgeleri dil olarak süreç odaklı ve hiçbir tarafı tutmadan yetki kuran bir tondadır.
Peki bu paragraf hangi jeopolitik mantığa oturuyor?
Amerika’nın bölgeye bakışını ne şekilde yansıtıyor?
Bence Kıbrıs, “Avrasya stratejik istikrarının” bir parçası kabul edilmiş.
Amerika, Kıbrıs’ı Rusya ve Avrupa ilişkileri hattında bir jeopolitik düğüm noktası, deniz ve hava erişim alanı, istikrar sağlanmaya çalışılan Avrasya yayının uç noktalarından birisi olarak görmüş.
Bir parantez açmak istiyorum (raporun tamamen Kıbrıs ile alakasız bir bölümünde Avrupa Birliği sorun kaynağı olarak tarif edilmiş. Hatta bu şekilde belirtilmiş: “… siyasal özgürlük ile ulusal egemenliği zedeleyen Avrupa Birliği faaliyetleri…”)
Ayrıca raporda Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın ismi bile geçmiyor. İngiltere’nin ismi ülke olarak geçmemiş; sadece kültürel bir referans olarak geçmiş. İsrail’in ismi sadece Ortadoğu kısmında müttefik olarak geçmiş.
Bu da “Amerika Kıbrıs konusunda denge politikası güdüyor” demektir.
Bunu tarafları üzmemek adına her zaman yapmıştır. O yüzden ülke adı kullanmıyor.
Eastern Mediterranean, strategic stability, Eurasian landmass kelimelerini kullanması “taraflardan birini öne çıkarmıyorum” mesajıdır.
Rapor, Doğu Akdeniz’deki güç dengesinin Avrupa güvenliğini etkilediğini kabul ediyor.
Raporun Kıbrıs bölümündeki Amerikan mantığına göre:
Rusya, Suriye’deki varlığıyla Akdeniz’de güçlü bir askerî varlık kurmuş durumda.
Bu varlığın Kıbrıs hattını da etkilediği değerlendiriliyor.
Avrupa’nın güvenlik haritası, Doğu Akdeniz’deki istikrara bağlanıyor.
Rapordaki Kıbrıs içeriğinden anlıyoruz ki:
Amerika, “Kıbrıs sorununun çözümüne doğrudan müdahil olmak istemiyor”
Peki bunu nereden anlıyoruz?
Raporda “Cyprus conflict”, “negotiation”, “solution”, “reunification” gibi kelimeler hiç kullanılmamış.
Eğer ABD aktif çözüm aktörü olmak isteseydi belgede “support for UN-led negotiations”, “reunification efforts”, “resolving the Cyprus dispute”, “promoting a settlement” gibi ifadeler mutlaka olurdu.
Bu da “Çözüm masasında taraf değilim, ama bölgesel istikrar gereği izlerim” anlamına gelir.
“Amerika, Kıbrıs’ı ‘stratejik istikrar’ kapsamında izliyor” sonucuna nasıl varabiliriz?
Çünkü cümlede “strategic stability” diye geçmiş.
Bu terimi Amerika doktrininde çok özel bir kategoride görüyoruz.
Soğuk Savaş’tan beri ABD’nin risk izleme alanlarda, çözüm dosyası değil, istikrar ya da istikrarsızlık risklerinin izlendiği alanlarda, genelde ABD’nin “doğrudan karışmadığı ama bölgesel çöküşe izin vermeyeceği” coğrafyalar için kullandığını görüyoruz.
Doksan beş sonrası Bosna ve Kosova’da, Mali ve Nijer’de, Ürdün, Lübnan, Batı Şeria, Ermenistan, Azerbaycan, Hindistan ve Pakistan hatları için şimdiye kadar her zaman aynı kelimeleri kullandı.
“Raporda, Kıbrıs Amerika için ana dosya değil” sonucuna nereden varabiliriz?
Çünkü belgede Kıbrıs sadece bir kez geçmiş. Çin, Rusya, Ukrayna onlarca kez geçmiş. Ortadoğu güvenliği ve Latin Amerika raporda ayrı bir başlık olarak ele alınmış. Enerji güvenliği ise ayrı bir bölüm olarak paylaşılmış.
Amerika’nın bölgede “gözlemci güç” pozisyonu alacağını “require diplomatic engagement” ifadesinden anlıyoruz.
Müdahale etmek değil, izlemek ve gerektiğinde sınırlı bir angajmanla devreye girmek demektir. Amerika aktif dengecilik peşinde.
Peki rapor özelinde Amerika’nın Kıbrıs’ta yüksek ihtimalli hangi hamleleri yapmasını bekleyebiliriz?
Biliyorsunuz, Biden döneminde Amerikan tarihinin en büyük savunma bütçesi olan 800 milyar dolarlık bir bütçe açıklanmıştı; bütçe açıklandığında henüz ortada Ukrayna savaşı yoktu.
Amerika’nın 2026 yılında savunma harcamaları için ayırdığı bütçe 1.01 trilyon dolar olarak açıklandı. 2026 nelere gebe tam manasıyla bilinemez ama, biz gelin bu rapor üzerinden bu bütçeyle Kıbrıs’ta neler mümkün ve muhtemel, onlara bakalım.
O yüzden önce Amerika ve Kıbrıs arasında son iki yılda yaşanan iş birliği gelişmelerine kısaca bakalım:
2029’a kadar sürecek resmî savunma iş birliği mekanizması ve yol haritası anlaşması imzalayarak Washington ile Lefkoşa arasındaki güvenlik ilişkisi kurumsallaştı.
Larnaka’da açılan “Cyprus Centre for Land, Open-Seas and Port Security” (CYCLOPS)’da Amerika’nın hem kapasite geliştirme hem de eğitim düzeyinde yüksek iş birliği bulunuyor.
Şimdi rapora dönersek Amerika’nın belli ki Kıbrıs’ta kalıcı bir üssü ve tek taraflı bir dayatması olmayacak.
2026 bütçesinde otonom sistemler, sualtı kabiliyetleri ve modernizasyon yatırım payları artmış durumda. Bu da Amerika’nın sabit üsler yerine “esnek, mobil, hızlı konuşlanan, insansız, su altı kabiliyetleriyle erişime uygun, gözetleme ve caydırıcılık” stratejisine yöneldiğini gösteriyor.
Zaten kalıcı İngiliz üsleri varken ayrıca bir Amerikan üssü olması gereksiz.
Ve bütçede böyle bir kalem de yok. Ama koordineli erişim olacağı kesin.
Altıncı Filo operasyonları zaten arttı; USS Mount Whitney ve diğer savaş gemilerinin Larnaka ziyaretleri bunun için somut bir gösterge. Bu, hem siyasî sinyal hem de kriz zamanında lojistik destek için çok yüksek ihtimalle rutinleşecek gibi görünüyor.
Bütçede donanma kalemi çok yüksek. On dokuz yeni savaş gemisi siparişi, iki Virginia class denizaltı, destroyer gibi platformlar bütçenin gündeminde.
Bu gemi ve denizaltı yatırımları, küresel deniz hâkimiyeti ve ileri konuşlanma kabiliyeti demek. Buna elbet Doğu Akdeniz de dahil.
CYCLOPS’da zaten mevcut, bölgesel deniz güvenliği atölyeleri yapılıyor; ABD bu altyapıyı bölgesel eğitim ve kapasite geliştirme için artan ölçüde kullanacaktır. Tatbikatlar artacaktır.
Kıbrıs için Amerika zaten yabancı askerî satış programını ve Amerikan ordusunun fazlalık silahlarının hibe veya çok ucuza devri programlarını faaliyete geçirmişti.
Cumhurbaşkanı Erhürman, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan’ın Türkiye’yi Amerika üzerinden kuşatmaya çalıştığından bahsediyor. Bu bilgiye ve izlenime nereden edindi bilmiyorum. Ama bu iddiayı doğrulayacak tek bir hamle yok.
Bu da Cumhurbaşkanı Erhürman’ın müzakere politikasına zarar vermekten başka bir işe yaramaz.
Peki Amerika Kıbrıs üzerinden Türkiye’yi kuşatıyor mu?
Amerika, Yunanistan’da beş büyük askerî üs açtı. Kıbrıs Cumhuriyeti ile güvenlik yakınlaşması oldu. Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Cumhuriyeti’ni merkez yaptı.
Peki ABD’nin gerçek stratejisi Türkiye’yi kuşatmak mı?
Kesinlikle hayır.
ABD’nin Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile yakınlaşması, Türkiye’yi düşmanlaştırmaya yönelik değil. ABD’nin hedefi, Rusya’nın güney cephesini kontrol etmek.
ABD için Yunanistan, Rusya’nın Balkan koridorunu kapatan NATO kapısıdır. ABD için Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de Rusya’nın lojistik ve istihbarat varlığını kesmek anlamına geliyor. ABD için Türkiye, NATO’nun Karadeniz ve Orta Doğu pivot devleti konumunda.
Amerika için tam tersine Türkiye’yi Avrasya’dan koparmamak, Rusya yakınlaşmasını sınırlamak, Türkiye’nin NATO’dan uzaklaşmasını engellemek Amerika’nın temel stratejisidir.
Türkiye bu konumlanmanın coğrafi merkezinde olduğu için eylemler ona “kuşatma” gibi görünüyor.
Söz konusu Avrupa Birliği olacak olsa dahi askerî bir kuşatma söz konusu değil. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptığı veya yapmak istediği hukuki ve ekonomik çevrelemeden ibaret.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın “ön koşullu müzakere” yaklaşımı var.
Rapora göre Kıbrıs, Amerika için çözüm masası dosyası değil. Amerika masaya ağırlık koymak istemiyor. Amerika’nın kapsamlı çözüm için baskı yapmayacağı, tarafları zorlamayacağı, BM sürecine liderlik etmeyeceği anlamına geliyor.
Cumhurbaşkanı Erhürman, “Kıbrıslı Türkler olmadan Kıbrıs Cumhuriyeti enerji ve askerî alanlarda anlaşma yapamaz” diyor.
Ancak realite çok açık. CYCLOPS (Amerika–Kıbrıs Cumhuriyeti güvenlik merkezi) bunun kanıtı. Amerika’nın 2026 bütçesinde Kıbrıs Cumhuriyeti ile liman güvenliği, deniz gözetleme, kapasite geliştirme programları var. KKTC’nin onayını gerektiren bir model ABD zihninde yok.
Amerika’nın Ulusal Güvenlik Strateji raporu belli ki Cumhurbaşkanı Erhürman’ın sınavlarından birisi olacak. Çünkü rapordaki politikalara karşın nasıl bir siyaset izleyeceği, Amerikan savunma bütçesiyle desteklenen politikalara karşı Türkiye’yi nasıl yönlendireceği, nasıl bir müzakere modeli ile aktif siyasetin tarafı olacağı en büyük sınavlarından birisi olacağı kesin.




















