Suça Sürüklenen Çocuklar

Askerliğimin ilk günüydü. Orası bir komando taburuydu. İlk günün sabahıydı. Yüzlerinde her zaman acı bir mimiklerinin olduğu belliydi.
Her hallerinden belli, sert mizaçlara sahip, jilet gibi giyinen, dipçik gibi bağırışları baskın genç askerler vardı. Uygun adım kahvaltıya yürürken önlerinden geçiyorduk. Onlar kim diye sorduğumda: “İnzibat onlar. Anne babası olmayan yetim çocuklardan seçerlermiş” dediler.
Hayatın onları da bizleri de ne hâle getirdiği çok açıktı.
Türkiye’de beş yaşının altında yılda 20 bin çocuk ölüyor.
UNICEF tahminlerine göre Türkiye’de bir milyon çocuk işçi var. 700 bin çocuk kayıt dışı, sigortasız diyorlar.
Türkiye’de 1.7 milyon mülteci çocuk yaşıyor. Büyük çoğunluğu Suriye’den.
***
Yaşar Kemal çocuklara “çocuk” denmesine karşıydı. Çocuklara “küçük insan” denmesi gerektiğini sebepleriyle anlatırdı.
Maddî yoksunluk içinde yaşayan 10 milyon çocuk var Türkiye’de.
Düzenli protein tüketemeyen çocuk sayısı 7 milyon.
Suça sürüklenen çocuklar diyorlar.
Türkiye’de bilgisayar ve internet erişimi olmayan beş milyon çocuk yaşıyor.
***
Yılmaz Güney, Duvar filminin setindeydi. Set arkası görüntüsü alıyorlar, kamera onu çekiyordu. Çocuk oyunculara sesleniyordu:
“Türkiye’de size uygun yaşam koşulları olmazsa içinizdeki dinamizm ile size ne olur biliyor musunuz? Gangster olursunuz. Genelev önlerinde, pavyonlarda, bar önlerinde vurulursunuz. Kabadayılık hastalığına tutulur, ölürsünüz” demişti.
Aşırı kalabalık veya yetersiz konutta yaşayan çocuk sayısı 7 milyona ulaştı Türkiye’de.
4 bin çocuk cezaevinde yaşıyor.
UNICEF tahminlerine göre şiddet ve istismardan etkilenen, hatta bildirilmeyenler de dâhil 4 milyon çocuk yaşadığını söylüyorlar.
***
Bu çocuklar kendilerini ifade etmelerine izin verilmemiş çocuklar.
Askerden, polisten, öğretmenden, babadan, anneanneden, abiden dayak yediği için bıyık bırakıp efelenmiş babaların çocukları.
Toplum tarafından baskılanmış, kendilerini ifade etmesine izin verilmemiş çocuklar bunlar.
Üzerlerine atılı kimliklerle yaşamaya mahkûm edilmiş çocuklar.
Hiyerarşiyle, patronla, komutanla, müdürle, tabularla yönetiliyorlar; kendilerini ifade etmesine izin verilmemiş çocuklar bunlar.
Tarihleri, “Dünya bizimle başladı, bizimle biter” diyor.
Hürriyetleriyle sınanıyorlar.
Egemenliği tanımlanmamış çocuklar bunlar.
Varlıkları bayraklarla, topraklarla, sınırlarla, savaşlarla yozlaştırılan çocuklar.
Okulla, hastaneyle, tımarhaneyle, gazeteyle, televizyonla, reklamla, postaneyle, mahkemeyle, fabrikayla, mavi veya beyaz yakayla yönetiliyorlar.
Eskiden de töreyle yönetiliyorlardı.
***
Kendisinin doğadan, hayvandan, havadan, hatta sudan ve topraktan, ateşten dahi, doğal ve yapay kaynaklardan daha değerli olduğu öğretilen çocuklar bunlar.
Kendilerinin kâinattaki en önemli varlık olduğu öğretilmiş çocuklar.
Aşırı bencilliğin, kibrin, gururun övüldüğü çocuklar.
Ekonomik özgürlükleri, eleştiri hakları ellerinden alındığı için anne babalarına karşı gizli bir öfke besleyen çocuklar.
Kendisini ifade etmesine izin verilmemiş çocuklar bunlar.
***
Ortada milyarlarca dolar kara para var. Şu an Türkiye’de 2 bin 200 dolara insan yaralayan, 5 bin 500 dolara insan öldüren çocuklar olduğu iddia ediliyor.
Anne de yok, baba da yok. Ne yapsın çocuklar? Yaşam onlara kolay yoldan para kazanmayı öneriyor.
***
Orhun‘da Bilge Kağan Yazıtları‘nın kuzey yüzünde şöyle yazıyor:
“Türk halkı! Aksisin: Acıkırsan doyacağını düşünmezsin, bir doyarsan acıkacağını düşünmezsin. Öyle olduğun için besleyip doyurmuş olan hakanlarının sözlerini almadan her yere gittin, oralarda hep mahvoldun, tükendin”
“Devletle halkı karşılıklı kışkırttığı için Türk halkı kurduğu devleti elden çıkarıvermiş” yazıyor Orhun’da.
***
Türklerin korkularının üzerinde hürriyet vardır derler.
Hürriyetleriyle sınanan çocuklar bunlar.
Türkiye’de çok boyutlu yoksulluk içinde yaşayan on milyon çocuk var.
***
Dürüst olmak gerekirse, Türkiye’de ciddi risk altında yaşayan 10 milyon çocuk var. Bu da bütün çocukların üçte biri demek.
Suça sürüklenen, sürüklenmiş çocuklar diyorlar.
Deniyorlar, olmuyor. Deniyorlar, olmuyor. Deniyorlar, deniyorlar, olmuyor.
Hayallerinin peşinden gitmesine izin verilmemiş çocuklar bunlar.
Doğdukları andan hayatlarının ortasına gelene kadar, hayatlarının diğer yarısını kurtarmak için uğraşıyorlar.
Çalışıyorlar. Didiniyorlar. Parçalanıyorlar. Parçalıyorlar. Eziliyorlar. Haksızlığa uğruyorlar. Üzülüyorlar. Kırılıyorlar.
Yaralanıyorlar. Dövülüyorlar. Eziyet ediliyorlar. Ölüyorlar.
Olmuyor. Olmuyor. Olmuyor.
Ne kadar deneseler de olmuyor.
***
Yaşamın sebebi, yaşama sebebi bu kadar anlamsız olabilir mi?
İnsan, potansiyellerine ulaşmak için yaşama gelmiştir. Kâinatın içinde yaşar insan. Potansiyelleriyle yaratıcılığın yansımasıdır. Biriciktir.
Tek bir insanın yaşamı değerlidir.
İlgiyle mutlu olur insan.
Her şeyden önce anlaşılmak ister.
Suça sürüklenen, sürüklenmiş çocuklar diyorlar.
Suça sürüklediğimiz çocuklar desek daha doğru olmayacak mı?




















