Kırsalda Yerel Yönetimlerde Seçim Havası

Yerel yönetimlerin içinde olan biri olarak açık ve net söylüyorum; Kırsalda yerel yönetim, yani belediye, sadece bir hizmet kurumu değildir; fiilen devletin kendisidir.
Kırsalda yaşayan insan için devlet çoğu zaman belediyedir. Bir yol çöktüğünde, su akmadığında, elektrik direği devrildiğinde, cenaze olduğunda, düğün olduğunda, işsiz kaldığında, bir haksızlık yaşandığında akla gelen ilk yer belediyedir.
Kırsalda belediye hafife alınamaz.
Bu yüzden kırsalda belediye “idare edilecek” bir makam değildir.
Halkın beklentisi nettir; Belediye halkın yanında olacak. Şeffaf olacak, adil olacak, torpille değil liyakatle çalışacak ve halktan aldığı her kuruşun hesabını yine halka verecektir.
Vergi toplayıp ortadan kaybolan, sadece seçim zamanı hatırlanan, kapısı vatandaşa kapalı olan bir belediyecilik anlayışı kırsalda iflas etmiştir, etmelidir de.
Evet, seçimler yaklaşıyor.
Seçimler yaklaştıkça siyasetin gerçek yüzü daha da görünür oluyor. Bir bakıyoruz ki, bugüne kadar ortalıkta olmayanlar birdenbire meydanlarda boy göstermeye başlıyor.
Yağmurda çıkan garavulli misali…
Rüzgâr nereden eserse oraya savrulanlar, dün söylediklerinin tam tersini bugün utanmadan savunanlar, herkesi kendine rakip görenler, “ben olmazsam bu iş olmaz” diyenler, yol vermesi gerekirken yol kapatanlar, siyaseten bitmiş ama bunu bir türlü kabullenemeyenler, koltuğu hizmet için değil kişisel ikbal için kullananlar…
Yetmiyor.
Bir de elinde imkân varsa bunu çıkar ve menfaat uğruna hoyratça kullananlar var. En çok da onlar ağlıyor. Mağdur oyunu ile aday olma çabası. Sadece gülüyorum.
Seçilmek isteyen kurumu değil de kendini düşünürse, belediyeyi halkın evi değil kendi çiftliği gibi görürse uzun vadede kaybeder. Tarih bunu hep göstermiştir.
Hiçbir vasfı, hiçbir donanımı olmamasına rağmen sadece gürültüyle, sadece algıyla, sadece dedikoduyla öne çıkmaya çalışanlar var. Cahil cesareti.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor; Yerel yönetimler deneme tahtası değildir.
Belediyecilik heves işi değildir.
Liyakat, özellikle kırsalda hayati bir meseledir. Her kademede liyakat şarttır. Çünkü yanlış bir kararın bedelini kırsalda herkes öder.
Su yanlış yönetilirse herkes susuz kalır. Yol yapılmazsa herkes çamura batar. Plansızlık olursa göç olur, yoksulluk artar, umutsuzluk büyür.
Herkes her işi yapamaz.
Herkes yönetici olmak zorunda değildir.
İlle de makam alma hırsı, ille de “benim dediğim olacak” kavgası, bu memleketin en büyük problemlerinden biridir.
Dervişe sormuşlar:
-En iyi bildiğin şey nedir?
-“Haddimi bilirim” demiş.
Bugün siyasetin her kademesinde en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur; Haddini bilmek.
Umarım bu seçim dönemi, haddini bilenlerin, işin ehli olanların, koltuk için değil sorumluluk için yola çıkanların dönemi olur. Belediye başkanlığında da, muhtarlıkta da, hayati öneme sahip her noktada liyakat belirleyici olur.
Bir başka hayati konu da gençlerdir.
Gençler susarsa bu düzen değişmez.
Gençler konuşmazsa, talep etmezse, sorumluluk almazsa kangren olmuş yapı aynen devam eder. Yerelde kalkınma lafla olmaz. Yerelde kalkınma, gençlerin söz sahibi olmasıyla olur. Doğru insanların doğru yerlerde olmasıyla olur.
Ve altı çizilmesi gereken en önemli mesele: Kurumu korumak.
Siyaset yapılacak, evet. Ama kişisel hırslar uğruna kurum yıpratılarak değil. Şahıslar gelir geçer, koltuklar değişir; ama kurumlar kalır. Kurum çökerse herkes kaybeder.
Belediye ayakta kalmazsa hizmet de kalmaz, umut da kalmaz.
Özellikle Karpaz bölgesi halkı şunu çok iyi bilmelidir; Belediye ne kadar güçlü olursa, o kadar çok hizmet alınır. Bu tartışmasız bir gerçektir. Bizim kırsalda başka bir güvencemiz yoktur. Bizim her şeyimiz belediyemizdir.
Bu yüzden seçimlerde akıl galip gelmelidir.
Bu yüzden kurum korunmalıdır.
Bu yüzden demokrasi, kişisel hesapların önünde tutulmalıdır.
Kurumu koruyan, halkı kazandırır.
Kurumu yıpratan, herkesi kaybettirir.
Güneşin Doğduğu Yerden Herkese Selam Olsun.



















