InstagramKöşe Yazarlarımız

Dipkarpaz’da GAÜ Masalı







12 Temmuz 2011…

GAÜ ile KKTC hükümeti arasında Dipkarpaz’da yaklaşık 90 dönümlük arazinin kiralanmasına ilişkin bir protokol imzalandı.

Dönemin Başbakanı, Bakanlar ve GAÜ Kurucu Rektörü de bu protokole imza attı.

Kâğıt üzerinde her şey hazırdı.
Hedef belliydi: “Karpaz Yaşam Kampüsü

8 Mayıs 2012’de temel atıldı.
Verilen söz netti; 2014–2015 yılında öğrenciler gelecek, eğitim başlayacaktı.

Bugün 2026 yılındayız.
Aradan geçen süreye bakalım:
15 yıl…

Ve tutulmayan sözlerin üzerinden tam 11 yıl.
Peki ortada ne var?

Ne bir kampüs,
ne bir öğrenci,
ne de kamuoyuna yapılmış tek bir ciddi açıklama.

Sadece sessizlik.

Ve bu sessizlik, en az verilen sözler kadar ağır.

Ben yıllardır aynı şeyi söylüyorum:
Bu proje, Karpaz’ın kaderini değiştirebilecek en somut yatırımdır.

Turizm konuşuyoruz, tarım diyoruz, kalkınma diyoruz, gençlerin göçünden yakınıyoruz…

Ama önümüzde duran, bölgeye doğrudan ekonomik ve sosyal hareket getirecek bir projeyi yıllardır askıda tutuyoruz.

Bu sadece bir inşaat meselesi değildir.
Bu;

bir bölgenin umududur,
gençlerin geleceğidir,
köyün kaderidir.

Peki devlet nerede?

Bu noktada artık net bir tavır şarttır.
Ya bu proje bitirilecek,
ya da açıkça bitirildiği ilan edilecektir.

Belirsizlik, en büyük zarardır.

Çünkü bu süreçte sadece zaman kaybedilmiyor;
güven kaybediliyor,
umut kaybediliyor,
inandırıcılık kaybediliyor.

Ortada bir yatırım var.
Harcanan para var.

Ama en önemlisi, beklentiye sokulmuş bir halk var.
Bir dönem “engel var” denildi.
“Rumlar istemiyor” denildi.
Sonra bu engellerin aşıldığı söylendi.

Peki bugün ne değişti?

Eğer engeller aşıldıysa, neden ilerleme yok?

Eğer aşılamadıysa, neden bu halka gerçekler açıkça söylenmiyor?

Yıllardır süren bu sessizlik, artık izah değil, ihmaldir.
Ama gelin bir de kendimize bakalım.

Biz ne yaptık?
Bu sürecin takipçisi olduk mu?
Hesap sorduk mu?
Net bir duruş koyduk mu?

Yoksa her zamanki gibi günü kurtaran meselelerin peşine mi düştük?

Belki de en acı gerçek şudur:
Bölgenin kaderini değiştirecek projelere sahip çıkmayı beceremiyoruz.
Ne istediğimizi bilmiyoruz.

Daha kötüsü, ne istememiz gerektiğini de bilmiyoruz.
Oysa bu mesele siyaset üstüdür.
Bu mesele bir köyün, bir bölgenin geleceğidir.

Bugün Dipkarpaz ve Karpaz köyleri hâlâ göç veriyorsa,
gençler burada kalmak istemiyorsa,
ekonomik hareketlilik sınırlıysa…

Bunun sebeplerinden biri de işte bu kararsızlık, bu sahipsizliktir.

Artık açık konuşmak gerekiyor:
Bu proje ya tamamlanmalıdır,
ya da tamamen iptal edilmelidir.

Ama bu belirsizlik daha fazla devam edemez.

Çünkü yarım kalan projeler sadece beton yığınları değildir;
aynı zamanda yarım bırakılmış hayallerdir.

Ve hiçbir bölge,
hiçbir köy,
bu kadar uzun süre belirsizlik içinde bırakılmayı hak etmez.

Dipkarpaz da, diğer Karpaz köyleri de bunu hak etmiyor.
Kimse kusura bakmasın, bir bölgenin kaderiyle bu kadar oynanmaz.

Yazıktır.

Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.













Başa dön tuşu