InstagramKöşe Yazarlarımız

Beyin Yakmalık Durumlar







Memleket adeta yangın yeri…

Talan, yolsuzluk, peşkeş, hayat pahalılığı, ödenek tartışmaları, grevler ve Karpaz’da yaşanan İTÜ meselesi… Gündem ağır, derin ve doğrudan hayatın merkezine temas ediyor.

Ancak tüm bu başlıkların arasında, Dipkarpaz’da yapılan bir örgüt seçiminin köyde neredeyse tek konuşulan konu haline gelmesi, üzerinde durulması gereken ciddi bir sosyolojik kırılmaya işaret ediyor.

Kaldı ki yarım kalan ve en somut konu olan GAÜ kampüs meselesi de Dipkarpaz’da.

Bu durum yalnızca muhaliflerin meselesi değildir. Aksine, iktidara oy veren seçmenin davranış biçimini anlamak açısından da kritik bir örnektir.

Çünkü mesele sadece “ne konuşuluyor” değil, “neden sadece bu konuşuluyor?” sorusudur. Ve bu soru, yüzeysel yorumlarla geçiştirilemeyecek kadar derindir.

Uzun zamandır dile getirilen bir gerçek var; “Sokak boş

Ama aslında sokak boş değil, sadece dokunulmamış. Köylere gidilmeden, insanların evlerine girilmeden, birebir temas kurulmadan, yaşananların anlatılması mümkün olmuyor.

Sosyal medyada paylaşılan birkaç fotoğraf, birkaç cümlelik eleştiri bu boşluğu doldurmaya yetmiyor. Zira sosyal medya üzerinden yürütülen siyaset, özellikle kırsal bölgelerde karşılık bulmuyor.

İnsanlar konuşulandan çok, kendisine kimin dokunduğuna bakıyor. Bu nedenle fotoğraf verme üzerine kurulu siyaset, bu coğrafyalarda kalıcı bir etki yaratmıyor. İnsanlar yaşadığını, gördüğünü ve hissettiğini esas alıyor.

Anlatılmayan, dokunulmayan hiçbir gerçek, gerçeklik kazanmıyor.

Bu noktada ikinci bir örnek daha dikkat çekici. İskele’de kutlanan Nevruz etkinliğinde öne çıkan en belirgin görüntü, Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın halayda yer almasıydı.

Kimileri bunu geçmiş söylemler üzerinden değerlendirip eleştiri getirdi. Ancak meseleye sadece bu açıdan bakmak eksik kalır.

Burada daha derin bir okuma yapmak gerekiyor. Özellikle Kürt seçmenin belirli siyasi yapılar içindeki konumlanışı ve temsil meselesi uzun süredir tartışılan bir başlıktır.

Yeniden Doğuş Partisi tabanı içerisinde bana göre eksik olan Kürt kökenli seçmen sayısı ve bu seçmenin temsiliyeti de bu bağlamda önemli bir konudur. Nitekim bunun farkında olan parti tabanının, bu alanda somut adımlar atmaktan geri kalmadığı da görülmektedir.

Dışarıdan yapılan yorumlarla içeriden hissedilenler her zaman örtüşmez. Bunu göz ardı etmemek gerekir. Sahada oluşan küçük değişimler, çoğu zaman büyük dönüşümlerin habercisi olabilir. Çünkü insanlar artık sadece söylenene değil, yapılan eyleme bakıyor. Söz değil, davranış belirleyici oluyor.

Farklı siyasi yapılarda yer alan tabanlar, bulundukları yerde yeterince kabul görmediklerini hissettiklerinde alternatiflere daha açık hale gelirler. Bu da siyasetin en temel gerçeklerinden birini hatırlatır; Kimse kimsenin mecburi istikameti değildir.

Bu yazıda sadece iki somut örnek üzerinden bir çerçeve çizmeye çalıştım. Oysa konuşulması, tartışılması ve derinlemesine analiz edilmesi gereken daha çok başlık var. Ancak bazen fazla söz, meseleyi dağıtır.

Şimdilik bu kadar.

Güneşin Doğduğu Yerden Herkese Selam Olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu