InstagramKöşe Yazarlarımız

Geri Çekilen Tasarı, Sömürü Düzeninin Devamı







Siyasetin dili çoğu zaman geri adımları bir “denge” hamlesi gibi sunar. Oysa her geri çekilme, yalnızca bir düzenleme değişikliğini değil aynı zamanda güç ilişkilerinin yeniden kurulma biçimini de içinde taşır.

Hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısının komiteye çekilmesi de tam olarak böyle bir eşikte duruyor.

Kuşkusuz bu gelişme, sokakta biriken öfkenin, emeğin örgütlü gücünün ve sendikal mücadelenin yarattığı basıncın sonucudur.

Bu yönüyle sendikaların önemli bir kazanım elde ettiği açıktır. İktidarların geri adım attığı her moment, toplumsal mücadelenin etkisini görünür kılar.Ancak siyaset yalnızca görünen sonuçlarla okunmaz.

Çünkü bugün geri çekilen bir tasarı, yarın farklı bir içerikle yeniden gündeme gelebilir. Daha da önemlisi, bu tür süreçler yalnızca yasa metinlerini değil, mücadelenin ritmini ve toplumsal enerjinin sürekliliğini de etkiler.

Tam da bu nedenle, “hangi aşamadayız?” sorusu en az “ne kazandık?” sorusu kadar belirleyicidir.

Tasarı geri çekildi… Peki ya geri çekilen sadece yasa mı, yoksa direnişin kararlılığı mı?

Çünkü en güçlü anda verilen her duraklama, iktidar açısından zaman kazanımı anlamına gelirken toplumsal mücadele açısından aynı etkiyi üretmeyebilir.

Siyasetin doğası gereği, boşalan her alan yeniden doldurulur ve bu alanın kim tarafından doldurulacağı belirleyicidir. Bu süreç, kimi çevrelerce Gezi Direnişi’ne benzetilmiştir.

Çünkü sokakta yalnızca sendikacılar ya da kamu çalışanları yoktu asgari ücretli, emekli, gençler ve farklı toplumsal kesimlerden ezilen halk yan yana gelmişti.

Uzun yıllar sonra ilk kez bu kadar geniş bir toplumsal kesim aynı itiraz zemininde buluştu. Ve yine uzun yıllar sonra ilk kez bu geniş kitle, birlikte biber gazına maruz kaldı, birlikte tartaklandı, birlikte sokaktan bastırılmaya çalışıldı.

Bu benzerlik, sadece bir kalabalık benzerliğinden ibaret değil toplumsal öfkenin ortaklaşması açısından da dikkat çekicidir.

Bu noktada tablo aslında nettir; Sendikalar bir geri adım attırmıştır. Bu, mücadele açısından somut ve inkâr edilemez bir kazanımdır.

Ancak aynı zamanda bu kazanımın nasıl bir siyasal iklime evrileceği de belirleyicidir.

Üzgünüm ama yine “kazanım” denilen yerde, mücadelenin yükünü taşıyanların payı görünürlük açısından eksik kalmaktadır.

Çünkü emekçilerin omzuna binen yük değişmezken, siyasal sonuçlar çoğu zaman farklı adreslere yazılmaktadır.

Ve asıl soru burada düğümleniyor aslında.

Eğer bu bir kazanımsa, neden hâlâ aynı siyasal yapı yerinde duruyor?

Çünkü olay yalnızca bir tasarının geri çekilmesi değil o tasarının doğurduğu koşulların değişip değişmediğidir.

Aksi halde her geri adım, yalnızca geçici bir soluklanmaya dönüşür.

Bu defa sizin değil… memleketimin hırpalanmış yüreğinden öperim.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu