InstagramKöşe Yazarlarımız

Bıkkınlık







İnsan, yaşadığı coğrafyanın kaderini zamanla okumayı öğrenir. Özellikle de imkânlardan yoksun bırakılmış, sürekli “beklemede” tutulan bir bölgede yaşıyorsanız, olup biteni analiz etme refleksiniz ister istemez gelişir.

Çünkü her vaat, her proje, her “büyük söz” artık sadece kulağa değil, geçmişin süzgecinden geçerek zihne çarpar.

Daha önce yaşananlar, çoğu zaman yaşanacakların habercisidir. Bu yüzden bugün önümüze konulan hikâyeler, yeni değil; sadece farklı ambalajlara sarılmış eski yalanlar.

Yıllardır “yatırım” adı altında sunulan ama bir türlü hayata geçmeyen projelerle oyalandık. Her defasında umut üretildi, her defasında beklenti yaratıldı. Ama sonuç? Yarım kalan hayaller, unutulan sözler ve halkın cebinden, zamanından, sabrından eksilenler…

Kalkınma vaatleriyle ortaya çıkanların büyük bir kısmı, ne yazık ki bölgeye değer katmaktan çok kendi koltuklarını sağlamlaştırma, kendi ceplerini doldurma derdine düştü.

Makamlar, hizmet üretme yeri olmaktan çıkıp kişisel rant kapısına dönüştü. Bu da toplumun güvenini aşındıran en büyük etkenlerden biri oldu.

Artık bazı şeyler netleşiyor.

Karpaz ve benzeri bölgelerde yaşayan insanlar şunu çok iyi biliyor; Eğer bir yatırımcı gerçekten bölgeye saygı duyuyorsa, doğasını, kültürünü ve mevcut yapısını koruyarak hareket ediyorsa ve en önemlisi ciddi istihdam yaratıyorsa, bu halk onun arkasında durur.

Çünkü bu halk, gelişime karşı değil; aksine gerçek gelişimin en büyük destekçisidir.

Aynı durum siyaset için de geçerli. Çamur atarak, rakip karalayarak, boş söylemlerle öne çıkma dönemi artık kapanmıştır.

Dönem, ortaya vizyon koyma dönemidir. İnsanlar artık kimsenin ne söylediğine değil, ne yaptığına bakıyor. Kendi duruşuyla, karakteriyle ve somut projeleriyle ortaya çıkan kim varsa, halk onun yanında olur.

Masallar bitti. Hikâyeler tükendi. Yalanların da ömrü doldu.

Siyasetin niteliği ile yatırımın kalitesi birbirinden bağımsız değil. Zayıf, vizyonsuz ve çıkar odaklı bir siyasi yapı olduğu sürece, bölgeye gelen yatırım da aynı zihniyetin ürünü olur.

Ve artık tahammül kalmadı.

Bu halkın beklentisi çok açık: Dürüstlük, şeffaflık ve somutluk. Laf değil, iş. Vaat değil, sonuç.

Bölgenin kaynakları, arsaları, ormanları, sahilleri, kimsenin bedavadan dağıtacağı bir miras değildir. Bunlar halkındır ve ancak halkın çıkarına hizmet edecek projelerle değerlendirilmelidir.

Aksi halde halk olarak izlemeye devam ederiz; ama bu izleyiş artık sessiz bir kabulleniş değil, büyüyen bir tepkinin habercisi olur.

Toplum uyanıyor.

Ve bu uyanışın en önemli yanı şu olacak: Bireysel çıkarların değil, toplumsal menfaatin öncelik haline gelmesi. Çünkü başka bir çıkış yolu kalmadı.

Son söz net; Ne yalanla siyaset yapanlara, ne de yatırım adı altında fırsat kollayanlara artık prim verilmeyecek.

Bu kez gerçekten her şey daha açık, daha görünür ve daha hesap sorulabilir olacak.

Ve belki de ilk kez, bu kadar net.

Güneşin doğduğu yerden, herkese selam olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu