DünyaInstagramManşetSiyaset

Liderlerin BM Genel Kurul konuşmaları öncesinde bilinmesi gerekenler







Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 80. yılına denk gelen üst düzey hafta başladı. Ancak RusyaUkrayna savaşı, Gazze’deki ağır kriz ve ABD’nin fon kesintileri nedeniyle örgüt ciddi bir sınavla karşı karşıya

Diplomatların kutlayacak pek bir şeyi yok

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun üst düzey haftası başladı. Dünya liderlerinin Genel Kurul yapacakları 15 dakikalık konuşmaları bu haftanın gündemini belirleyecek. Bu yıl, BM kuruluşunun 80. yılı kutlanıyor, ancak diplomatların kutlayacak pek bir şeyi yok.

BM Güvenlik Konseyi, hem Rusya-Ukrayna savaşı hem de İsrail’in Gazze’deki ağır ablukası ve tam işgal planları nedeniyle çıkmaza girmiş durumda. Öte yandan Birleşmiş Milletler, büyük ölçüde ABD kaynaklı finansal kesintilerle karşı karşıya.

BM 21. yüzyılda amacına uygun mu?

80. BM Genel Kurulu’nun en büyük tartışma başlıklarından biri de buydu. Kurum, 80 yıl önceki vizyonuyla barışı teşvik etme konusunda zorlanıyor. Ancak birçok diplomat için daha sıradan kaygılar öne çıkıyor: Derinleşen mali kriz ve BM’nin ikinci bir Trump yönetiminde nasıl ayakta kalacağı.

Sembol görsel,

NPR‘de yer alan habere göre BM’nin insani yardım ve acil yardım faaliyetlerinden sorumlu en üst düzey yetkilisi Tom Fletcher, sistemin “mükemmel bir fırtınayla” karşı karşıya olduğunu söylüyor:

Fletcher: Yetersiz fon, aşırı yüklenmiş kapasite ve sürekli saldırı

Fletcher’a göre BM, geçen yıldan bu yana bütçesinin yüzde 40’ını kaybetti ve çoğu Gazze’de olmak üzere, rekor sayıda insani yardım çalışanı, hayatını kaybetti. Trump yönetimi yalnızca BM finansmanını kesmekle kalmadı, ABD’yi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNESCO’dan da çekti. Ayrıca, yoksulluk ve açlıkla mücadele için yol haritası niteliğindeki BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni reddederek bu hedeflere atıfta bulunan her karara karşı oy kullandı.

Uluslararası Kriz Grubu’nun BM Direktörü Richard Gowan’a göre, “ABD inanılmaz derecede küçük hesaplarla hareket ediyor”

Dayal: BM, ABD tarafından aktif biçimde sekteye uğratılıyor

BM uzmanı ve Fordham Üniversitesi öğretim üyesi Anjali Dayal ise, ABD’nin bir zamanlar örgütün en büyük destekçilerinden biri olduğunu, ancak bugün ciddi bir istikrarsızlık kaynağına dönüştüğünü belirtiyor. Dayal, NPR’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Yoksulluğun azaltılması, halk sağlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi BM’nin en temel çalışma alanları, ABD tarafından en üst düzeyden en alt düzeye kadar aktif biçimde sekteye uğratılıyor”

En çok dikkat çeken başlık Filistin’in tanınması konusunda atılan adımlar oldu

BM Genel Kurulu’nun en çok dikkat çeken başlığı Filistin’in tanınması konusunda atılan adımlar oldu. Üst düzey haftanın başlaması ile birlikte, İngiltere, Kanada, Avustralya, Fransa, Portekiz, Monako, Belçika,
Lüksemburg, Malta, Andorra, Filistin’i resmen bir devlet olarak tanıdıklarını duyurdu.

Avustralya, Kanada ve Birleşik Krallık’ın pazar günkü hamlesiyle birlikte Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı 150’ye çıktı (AFP)

Bu ayın başında 142 ülke, BM Genel Kurulu’nda İsrail-Filistin çatışmasının çözümü için “somut, takvime bağlanmış ve geri döndürülemez adımlar” atılmasını öngören iki devletli çözüm kararını desteklemişti. Fransa ve Suudi Arabistan ise pazartesi günü bu konuda uluslararası için bir konferans düzenledi.

Trump yönetimi bu adımı kınayarak Filistin Yönetimi üyelerine konferansa katılmaları için vize vermeyeceğini açıkladı. BM Genel Kurulu geçen hafta Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’ın perşembe günü konuşmasını video aracılığıyla yapmasına izin vermişti. Ancak Filistin heyetinin üyelerine ABD tarafından vize verilmedi.

Rubio: Bizi bir Filistin devletine bir adım bile yaklaştırmıyor

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Filistin devletinin tanınması adımını “sembolik” olarak niteledi ve “Bizi bir Filistin devletine bir adım bile yaklaştırmıyor” dedi. Rubio, bu kararın müzakereleri zorlaştırdığını ve Hamas’ı cesaretlendirdiğini savundu. Ayrıca Avrupalı müttefiklerini, bu adımın İsrail’in “karşı hamlelerine” yol açabileceği konusunda uyardığını belirtti. Rubio, açıklamalarını 15 Eylül’de İsrail’e yaptığı ziyarette, Katar’da Hamas yetkililerini hedef alan İsrail saldırısından birkaç gün sonra yaptı.

İsrail de Filistin devletinin tanınmasını Hamas’a verilmiş bir hediye olarak görüyor. Ancak BM Genel Sekreteri António Guterres aynı fikirde değil, “Hiçbir şey Filistin halkının topluca cezalandırılmasını veya herhangi bir etnik temizliği, Gazze’nin sistematik olarak yok edilmesini, nüfusun aç bırakılmasını, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere on binlerce sivilin ve yüzlerce insani yardım çalışanımızın öldürülmesini haklı çıkaramaz” diye konuştu.

Guterres, Filistin’deki durumun “ahlaki, hukuki ve siyasi açıdan tahammül edilemez” olduğunu belirterek, çok geç olmadan iki devletli çözüme yeniden odaklanmaları gerektiğini vurguladı.

Filistin’de iki devletli çözüme alternatif olmadığının altını çizen Guterres, “Açıkça söyleyelim; Filistinliler için devlet bir haktır, bir ödül değil. Ve devleti reddetmek, her yerdeki aşırılıkçılar için bir hediye olacaktır” dedi.

Suriye izolasyonu sona eriyor

Suriye’nin geçici Devlet Başkanı Ahmed el-Şaraa, çarşamba günü BM Genel Kurulu’nda yapacağı konuşmayla yıllar sonra dünya sahnesine çıkacak. Ancak el-Şaraa’nın geçmişte liderliğini yaptığı İslamcı grup Heyet Tahrir el-Şam hâlâ BM’nin terör listesinde bulunuyor. Buna rağmen konuşma, Suriye’nin onlarca yıllık diplomatik yalnızlığının resmi olarak sona erdiği anlamına geliyor.

Trump yönetimi, el-Şaraa’nın başına konan 10 milyon dolarlık ödülü kaldırırken, Trump onu “çekici, sert bir adam” sözleriyle tanımladı. Demokrat Senatör Jeanne Shaheen (New Hampshire) ve Cumhuriyetçi Temsilci Joe Wilson (South Carolina) da kısa süre önce Suriye’ye giderek el-Şaraa ile görüştü; Trump’ın geçici olarak hafiflettiği ABD yaptırımlarının tamamen kaldırılmasını ele aldı.

Shaheen, Esad rejiminde geçen yılların ardından bunun Suriye için “tarihi bir fırsat” olduğunu belirtti. NPR’ye konuşan senatör, “Henüz yeni doğan bir merkezi hükümet var. Bu hükümetin olumlu yönde ilerlemesini sağlamak için elimizden geleni yapmalıyız” dedi.

İsrail ise sürece mesafeli yaklaşıyor. Eski ABD Dışişleri yetkilisi ve Orta Doğu Enstitüsü’nde kıdemli diplomat olan David Hale, “İsrailliler ona baktığında bir gelecek değil, geçmişi görüyor. Güvenliklerini kendi ellerine alacaklardır” ifadelerini kullandı.

Suriye devlet ajansı SANA’ya göre el-Şaraa’nın yapacağı konuşma, 1967’den bu yana bir Suriye liderinin BM Genel Kurulu’ndaki ilk hitabı olacak.

Çin’in yükselen etkisi

ABD, BM kurumlarının fonlarını kesip bazı ajanslardan çekilirken uzmanlara göre, etki gücü bakımından Çin bu boşluğu doldursa da mali olarak katkısı sınırlı. Uluslararası Kriz Grubu’ndan Richard Gowan, “Çin, ABD’nin çekildiği ölçekte büyük bir finansman sağlamayacak. Buna gerek de yok. ABD salonda olmayınca Çin doğal olarak etkisini artırıyor” yorumunda bulunuyor.

Çin lideri Şi Cinping, BM Genel Kurulu’na nadiren katılıyor. Kovid-19 salgını sırasında diğer liderler gibi o da video ile hitap etmişti. Bu yıl Çin’i, cuma günü konuşma yapacak Başbakan Li Qiang temsil edecek. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise yine katılmayacak, yerine her zamanki gibi Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u gönderecek.

Eski BM Genel Sekreteri U Thant’ın torunu Thant Myint-U, NPR’ye yaptığı açıklamada BM’nin bir “önemsizlik krizi” yaşadığını söyledi. Bunun yalnızca Trump yönetiminden kaynaklanmadığını vurgulayan Myint-U, “BM’ye bağlılıklarını dile getiren ülkeler bile siyasi anlamda örgüte ciddi bir yatırım yapmıyor” dedi.

Trump’ın Nobel arayışı

BM fonlarını kesen ve ABD’nin başlıca yardım ajansını dağıtan Trump, buna rağmen kendisini Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermeye çalışıyor. Salı günü BM kürsüsünde yapacağı konuşmada da bu iddiasını yinelemesi bekleniyor. Gelenek gereği ilk söz hakkına sahip olan Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’dan sonra kürsüye çıkacak.

Trump, kendi anlatımına göre yedi savaşı sona erdirdi. Önleyici girişimleri de eklersek bu sayının “10’a çıktığını” söylüyor. Geçtiğimiz ay Oval Ofis’te gazetecilere, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusunda onlarca yıldır süren yıkıcı bir çatışmayı da çözdüğünü iddia etti. Ancak bağımsız doğrulama kuruluşları bu ifadeye katılmıyor.

Ruanda ve Kongo liderleri, Trump’ın konuya yoğunlaşmasını övdü. Ancak bölgede çatışmalar sürüyor ve kalıcı barış hâlâ uzak görünüyor.

Azerbaycan, Trump göreve dönmeden önce, 2023’te Dağlık Karabağ’ı kontrol altına almıştı

Toplantıya Ermenistan ve Azerbaycan liderleri de katılacak. Azerbaycan, Trump göreve dönmeden önce, 2023’te Dağlık Karabağ’ı kontrol altına almıştı. Beyaz Saray, Trump’ın Azerbaycan ile Türkiye sınırındaki Nahçıvan eksklavına uzanacak bir ulaşım hattı için anlaşma sağladığını açıkladı. Bu hatta “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası” (TRIPP) adı verildi.

Aliyev ve Paşinyan arasında aracısız ve bir etkinlik sırasında yapılmayan ilk görüşme Temmuz’da Abu Dhabi’deydi

Trump’ın seçim kampanyasında 24 saat içinde çözebileceğini iddia ettiği Gazze ve Ukrayna’daki savaşlarda ise barış sağlama çabaları başarısız görünüyor.

BM Genel Sekreteri António Guterres, bu hafta düzenlediği basın toplantısında, Genel Kurul’un yaklaşık 150 devlet ve hükümet başkanını New York’a getireceğini belirterek, bunun “diyalog ve arabuluculuk için her türlü fırsatı sunduğunu” söyledi.

Üst düzey görüşmeler 29 Eylül’de sona erecek

Çarşamba günü liderler, iklim değişikliğiyle mücadele taahhütlerini sunmak ve çözüm yollarını tartışmak üzere düzenlenecek bir iklim zirvesinde bir araya gelecek. Perşembe günü ise bu kez yapay zekâ konusu liderlerin gündeminde olacak. Üst düzey görüşmeler 29 Eylül’de sona erecek.

Guterres, “Kimileri buna diplomasinin Dünya Kupası diyor, ama mesele puan kazanmak değil; sorunları çözmek olmalı” dedi.

Gazete Oksijen













Başa dön tuşu