EkonomiInstagramKıbrısManşet

Köroğlu: 50 yıldır boş konuştular, ülkeyi çökerttiler







Halkın Partisi (HP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Dt. Teksen Köroğlu, devleti yönetenlerin hayat pahalılığı ile mücadele etmek zorunda olduğunu ve fiyat istikrarından sorumlu olduklarını kaydeden Köroğlu, “Bir markette aynı ürün 10 TL’ye diğer markette 25 TL’ye satılması gibi bir düzen yoktur” dedi

Köroğlu: Genel Sağlık Sigortası sistemi gelmeli

Kuzey Kıbrıs Web TV’de yayınlanan “Kaptanın Günlüğü” programına katılan Köroğlu, 50 yıldır siyasilerin sadece konuştuğunu, sağlık, eğitim ve ekonomi dair her yerde ve her kurumda bir çökmenin yaşandığını ve sorunların çığ gibi büyümekte olduğunu söyledi.

Köroğlu, sağlık sisteminin düzeltilmesi için nüfusun bilinmesi gerektiğini ve ona göre sağlığın sosyalleştirilmesi, program ve planlamalarının yapılması gerektiğini söyleyerek, Genel Sağlık Sigortası’nın ülke şartlarına göre öne alınması gerektiğini belirtti.

“Sağlığı sosyalleştirmenin değil özelleştirmenin önünü açmaya çalışıyorlar”

Kamu hastahanelerinde nüfusla orantılı yeterli hekim, hemşire ve sağlık personelinin olmadığını, hizmetin yetersiz, ilaçların eksik olduğunu, sistemin işlemediğini ifade eden Köroğlu, hükümetin sağlığın sosyalleşmesinin değil özelleştirilmesinin önünü açmaya çalıştığını belirtti.

“Sağlıktaki sorunlar çiğ gibi büyümekte”

Halkın; yaşadığı tecrübeler nedeniyle; haklı olarak sağlık sistemine hiç güven duymadığını söylediğine işaret eden Köroğlu, insanların nereye gideceklerini ne yapacaklarını bilememenin bunalımını yaşamakta olduğunu belirtti.

Hastane hizmet sektöründe eksiklik olduğunu, bunun bilerek ve isteyerek yapıldığını kaydeden Köroğlu, halkın hekime en hızlı şekilde ulaşması için her bölgeye sağlık ocakları açılması, basamaklar arası sevkin de yerinde, zamanında ve doğru bir şekilde yapılması gerektiğini kaydetti.

Köroğlu, “sağlığın siyasallaştırılmasının çok büyük bir tehlike olduğunu” söyleyerek “Sağlık siyasallaştırılamaz” dedi.

Köroğlu “Her alanda gördüğümüz gibi sağlık alanında da sorunlar çığ gibi büyümekte olup, vatandaşı ezip geçmektedir” diyerek, herkesin bundan bir gün nasibini alacağını, kimsenin kaçamayacağını dile getirdi

“Eğitim bir hak olmaktan çıkıp ticarete dönüştü”

“Doğru olmayan yönetimin; eğitim ve denetim eksiklikleri yüzünden bu hallerdeyiz” diyen Köroğlu, eğitimin de bir hak olmaktan çıkıp ticarete dönüştürüldüğünü, devlet okullarının bilinçli olarak zayıflatılarak eğitimin de hızla özelleşmeye doğru götürüldüğünü belirtti.

Köroğlu, eğitimsiz, yetersiz ve etkisiz insanların başa getirilmesiyle, eğitimin aynı yerde saydığını hatta daha geriye gittiğini çünkü tüm sorunların ana nedeninin yönetsel eksiklikler olduğunu kaydetti.

Dairelere ve kurumlara istihdam yapılacağında da aranan şartlara uygun olmayan, vasıfsız çok sayıda kişinin adaletsiz bir şekilde istihdam edildiğini, bunun gençleri devlete küstürdüğünü söyleyen Köroğlu, vatandaşın artık gözlerini açarak bir karşı geliş ve cesaretle duruş sergilemesi gerektiğini, bu düzen değişmeden hiçbir şeyin değişemeyeceğini, Halkın Partisi’nin halk için bunu her alanda yapacağını belirtti.

“İnsanların açlığını görmeyen göz var ise kördür”

“Bugün bu ülkede asgari ücret ile yaşayan insanların açlığını görmeyen göz var ise kördür” diyen Köroğlu, hiç kimsenin marketteki enflasyondan bahsetmediğini kaydederek şöyle devam etti;

“Aldıkları asgari ücretle yoksulluk derecesinde hayatta kalma mücadelesi veren insanlar var. Asgari ücrette; verilen rakama değil bunun markette ne alabildiğine bakılması gerekir. Hayat pahalılığı ile mücadele bir devlet politikası olmalıdır”

“Biz kendimizi bile böyle kötü şekilde yönetirsek bizi hangi devlet kale alacak?”

Devleti yönetenlerin hayat pahalılığı ile mücadele etmek zorunda olduğunu ve fiyat istikrarından sorumlu olduklarını kaydeden Köroğlu, “Bir markette aynı ürün 10 TL’ye diğer markette 25 TL’ye satılması gibi bir düzen yoktur. Böyle bir serbest piyasa ekonomisi de yoktur. O zaman bu devleti yönetenler bu bakanlıklar ve bakanlar ne işe yarıyor ne iş yapıyor?” diye sordu.

Köroğlu, KKTC olarak güney ile yıllardır anlaşamadığımızı ve barışı yapamadığımızı kaydederek, “AB dönem Başkanlığını alan Kıbrıs Rum kesiminin AB’deki konuşmalarında Kıbrıs Türk devletinin adı bile geçmedi. Kıbrıs Türklerinin adını bile söylemediler. Artık Kıbrıs Türkleri olarak kendimize gelelim. Biz kendi iç meselelerimizi bile böyle kötü şekilde yönetirsek bizi hangi devlet kale alacak?” diye sordu.













Başa dön tuşu