
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Ocak ayında belirlenen asgari ücretin altı aylık uygulama süresi dolmasına karşın, 2026 yılının ikinci asgari ücretinin hâlâ belirlenmediğine işaret ederek, YKP’nin taleplerini ortaya koydu.
Kanatlı, bugün uygulanan asgari ücretin, yasanın tarif ettiği “insanca yaşam” ölçütü olan yoksulluk sınırının dörtte birine dahi ulaşamadığına dikkat çekerek, “Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun sendikaların itirazları da göz önüne alınarak, hayat pahalılığının tamamının karşılandığı, insanca ve adil bir rakamı gecikmeden açıklaması şarttır” dedi
Kanatlı: Süreci sürüncemede bırakan tüm kesimleri YKP kınıyoruz
Yazılı açıklama yapan Kanatlı, Ocak ayında belirlenen ve yasa gereği altı ay boyunca uygulanması gereken asgari ücretin süresi dolmasına rağmen, Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun ne zaman toplanacağının dahi hâlâ açıklanmadığına işaret etti, bu belirsizliğe göz yuman, süreci sürüncemede bırakan tüm kesimleri YKP olarak kınadıklarını vurguladı.
Kanatlı, “Bir kez daha hatırlatırız ki; 22/1975 sayılı yasaya göre asgari ücret, işçilere normal bir çalışma günü karşılığı olarak ödenen ve işçi ile eşinin ve bir veya iki çocuğunun yeterli beslenme, sağlıklı konut, giyim, aydınlatma ve ısıtma, ulaşım, çağdaş düzeyde sağlık servisi, eğitim kültür, dinlenme, eğlence ve benzeri temel gereksinmelerini geçerli fiyatlar üzerinden karşılamaya yetecek miktarda olmak üzere saptanan ücreti anlatır” diterek, yürürlükteki asgari ücretle ise bir çalışanın aylık net eline geçen 52 bin 738 TL (brüt 60 bin 618 TL) ile 4 kişilik ailesinin aylık ihtiyaçları olan yeterli beslenme, eğitim, sağlık, konut ve diğer tüm giderlerini karşılamaya çalıştığını belirtti.
“Asgari ücret, yasanın tarif ettiği ‘insanca yaşam’ ölçütü olan yoksulluk sınırının dörtte birine dahi ulaşamamaktadır”
Kıbrıs Türk amme Memurları Sendikası’nın (KTAMS) 31 Mayıs itibarıyla açıkladığı hesaplamaya göre dört kişilik bir aile için açlık sınırının 43 bin 949 TL, yoksulluk sınırının ise 237 bin 51 TL olarak belirlendiğini hatırlatan Kanatlı, “Yani bugün uygulanan asgari ücret, yasanın tarif ettiği ‘insanca yaşam’ ölçütü olan yoksulluk sınırının dörtte birine dahi ulaşamamaktadır” dedi.
Hükümetin bizzat kendisinin de şubat-mart aylarında asgari ücretlilere toplam 12 bin TL’lik ek destek ödemesi yapmak zorunda kalarak, mevcut ücretin yetersizliğini fiilen kabul ettiğini hatırlatan Kanalı, “Ancak geçici destek ödemeleri, kalıcı bir ücret adaletsizliğinin çözümü değildir” ifadelerini kullandı.
“Bir lütuf değil, yasal bir zorunluluk”
İstatistik Kurumu’nun açıkladığı ve kimsenin güvenmediği verilere göre Haziran ayında hayat pahalılığının yüzde 2,29 olarak gerçekleşirken, yılbaşından bu yana altı aylık toplam artışın yüzde 16,95’e, geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yıllık artış ise yüzde 38,46’ya ulaştığını kaydeden Kanatlı, asgari ücretin belirlendiği Ocak ayından bu yana geçen altı ayda alım gücünün resmi verilerle dahi ciddi şekilde erimişken, bu kaybın tamamının yeni ücrete yansıtılmasının bir lütuf değil, yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti.
Kanatlı, “Bir kez daha altını çizeriz ki YKP olarak orta vadede talebimiz tıpkı emek örgütlerinin de talebi gibi asgari ücretin belirlenme kriterlerinin yeniden, acilen düzenlenmesi ve DPÖ’nün de 1992’den beri açıklamadığı geçim endeksinin hemen kamuoyu ile paylaşılmasıdır” dedi.
“Barınma ve yemek imkanlarının asgari ücretin bir parçası sayılmaması asgari ücreti fiilen düşürmenin bir başka yoludur”
Kanatlı şöyle devam etti;
“Geçtiğimiz yıl belirlenen asgari ücretin hayat pahalılığının altında kaldığı gerekçesiyle Hür-İş tarafından yargıya taşınan ve mahkemenin dahi asgari ücretin belirlenmesinde dikkate alınması gereken kriterlerin açıklığına dikkat çektiği bir sürecin ardından, bu yılki belirlemenin aynı belirsizlik ve keyfilikle yapılmasını kabul etmiyoruz.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sn. Hasipoğlu’nun ‘asgari ücretliyi ezdirmeyeceğiz‘ açıklamasının laf olarak kalmaması; Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun sendikaların itirazları da göz önüne alınarak, hayat pahalılığının tamamının karşılandığı, insanca ve adil bir rakamı gecikmeden açıklaması şarttır.
Ayrıca geçtiğimiz ay yabancı işgücü çalıştıran sektörler için yapılan ve işverenlerin sağladığı barınma ile yemek imkanlarının asgari ücretin bir parçası sayılmasının önünü açan düzenlemeyi de kaygıyla izliyoruz. Bu tür uygulamalar, asgari ücreti fiilen düşürmenin, emeğin değerini ucuzlatmanın bir başka yoludur, kabul edilemez.
“Kıbrıs’ın kuzeyindeki kölelik koşullarına da dikkat çekiyoruz”
Bununla beraber asgari ücret ödemesinin 40 saatlik haftalık çalışma saati karşılığı olması gerektiği gerçeğiyle, işverenlerin çalışma saatlerini artırarak asgari ücret altında çalışmayı yaygınlaştırdığı göz önüne alınarak acilen bu yasadışı uygulamaların önüne geçilmesi için denetlemelerin ilgili bakanlık tarafından yapılması çağrısını yineliyoruz.
Dünyanın çeşitli yerlerinde ücretler korunarak haftalık 4 günlük çalışma hayatı için çalışmalar yapılırken, Kıbrıs’ın kuzeyindeki kölelik koşullarına da dikkat çekeriz.
Yeni Kıbrıs Partisi gerek ücretlerde gerekse de alım gücünde yaşanan kayıpların Türk Lirasından kaynaklandığının altını yeniden çizer, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik güven artırıcı önlemler çerçevesinde adanın ortak tümünde ortak para biriminin kullanımına yönelik hemen şimdi çalışma yapılması talebini yeniden dile getirir.
Yeni Kıbrıs Partisi, geçmişte olduğu gibi bugün de kölelik koşullarında çalıştırılmaya karşı mücadele eden emek örgütleriyle dayanışmasını sürdürecek, bunun büyütülmesi için kararlılıkla bu mücadelenin parçası olmaya devam edecektir.
Biliyoruz ki toplu sözleşmeli, iş güvenceli, sosyal güvenlikli, sendikalı, insanca, eşit ve adil ücretli, haftalık 40 saat olan iş, herkesin hakkıdır, mücadele ile kazanacağız”




















