
Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası (KTEZO), “çok alanı ihya eden” sisteme son verilmeden alım gücünün yükseltilmesinin hayal dahi edilemeyeceğini belirterek, asgari ücrete hayat pahalılığı oranında artış yapılması durumunda; asgari ücretlinin alacağı 8 bin TL’ye karşılık, yüksek maaş alanların 60-70 bin TL artış alacağını belirtti.
Oda açıklamasında, “Asıl değer yaratanlar daha da fazla zora sokulurken, yukarıdakiler bunu sefasını sürecekler. Aşağıdakiler ve yukarıdakiler ayrımı daha da büyüyecek, makas açılacak, aradaki dokuz katlı uçurum on kata çıkacak” denildi
KTEZO: Asgari ücretli, dar gelirli, yoksul için hayatı çekilmez hale getiren “az olana az, çok olana çok” üzerinden kurulmuş sistemdir
Yazılı açıklama yapan oda, ülkedeki maaş sisteminin “az olana az, çok olana çok” üzerinden kurulmuş olmasının ve bu sistemde de ısrar edilmesinin, sadece bu ülkedeki kaynakları tüketmekle kalmadığını, sağlık, eğitim, altyapı sorunları yanında ve belki de çok daha önemlisi, adaleti de yerle bir ettiğini belirtti.
Açıklamada, “Asgari ücretli, dar gelirli, yoksul için hayatı çekilmez hale getiren tam da budur. Aynı zamanda birçok insan birilerinin daha çok kazanması için, daha çok emek, daha çok alın teri harcamak durumunda bırakılıyor” denildi.
“Asgari ücretlinin alacağı 8 bin TL’ye karşılık, yukarıdakiler 60 bin, 70 bin TL almış olacak”
Açıklama şöyle devam etti;
“Açıklanan hayat pahalılığı oranının maşalarsa yansıtılması halinde, asgari ücretlinin alacağı 8 bin TL’ye karşılık, yukarıdakiler 60 bin, 70 bin TL almış olacak.
Asıl değer yaratanlar daha da fazla zora sokulurken, yukarıdakiler bunu sefasını sürecekler. Aşağıdakiler ve yukarıdakiler ayrımı daha da büyüyecek, makas açılacak, aradaki dokuz katlı uçurum on kata çıkacak.
Maaşlara, ücretlere yapılan adaletsiz artışlarla sorun çözme yönteminin bu ülkeye hayır getirmeyeceği ne zaman anlaşılacak?
“Çok alanı ihya eden sisteme son verilmeden alım gücünü artırmak hayal bile edilemez”
Katma değer üretimi dikkate alınmadan, toplanan vergiler, toplanan kişi başına gelir ve toplam ihtiyaçlar hesaplanmadan yürünecek yol kalmadı.
Bu sorular sorulmadığı için, yapılan her hamle daha fazla vergi, daha çok zam ve borç faizi olarak geri dönüyor.
Ustası, işçisi, kalfası, esnafı ile ürettiğimiz, yarattığımız değerler, ödediğimiz dolaylı, dolaysız vergiler, harçlar birilerinin küpünü doldurmasına neden oluyor. Ödeyenleri yoksullaştırırken, eğitimsiz, hastanesiz bırakıyor.
Kısacası, sadece birilerini besleyen, çok alanı ihya eden mevcut sisteme son verilmeden, ne hastaneleri, ne sağlığı çözmek, temel ihtiyaçları ucuzlatacak kaynak ayırmak, ne sosyal adaleti sağlamak, ne de alım gücünü artırmak hayal bile edilemez”




















