InstagramKöşe Yazarlarımız

KKTC MİLLİ MARŞI



Hepimizin malumu olduğu üzere 40. yılını anlı şanlı törenlerle kutladığımız, ismindeki “kuzey” kelimesi konusunda tam bir uzlaşma olmayan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti‘mizin bir milli marşı yoktur. Şahsi düşünceme göre bu kabul edilebilir bir durum değildir.

Büyük vatan şairi Mehmet Akif Ersoy, bana göre bir destan niteliğinde olan muazzam eserinde 1920’ler Anadolu’sunu ve “bayrak-millet-din” ekseninde anlatır. Kendisi hayatı din ve millet temelinde yaşadığı için eserinde de bu noktalar ön plandadır.

2020’ler KKTC’sinde ise nedir ön planda olan şeyler?

“Kara para-rüşvet-ilkesiz, donanımsız, omurgasız, rüşvetçi politikacılar-rant ve talan düzeni”

Ve illa ki onları baş tacı eden, onların düzeninden nemalanan yalaka, yağdanlık ve avantacı bir seçmen kitlesi.

Dolayısıyla, “Tutulmuş Köşe” bakış açısına göre da, bu güzide Cumhuriyetimizin bir milli marşı olmaması, ezelden beridir içime sinen bir durum değildi, adeta bana dert olmuştu.

Ben de, hem çok büyük saygı duyduğum Ersoy’un epik eserine bağlı kalarak, hem de yurdumun 2020’le ahvalini anlatarak, naçizane bir milli marş denemesi yaptım.

Adı da İstikrar Marşı.

İstikrarlı yozlaşma, istikrarlı talan, vatanın istikrarlı bir şekilde elimizden kayıp gitmesi bakımından İstikrar Marşı.
Bestesi de hazır üstelik, bilindik melodiyle okunursa daha da tesirlidir.

Şair ve şiir o kadar büyük ki çok da fazla bir şey değiştirmem gerekmedi.
Sürç I lisan ettiysem affola.

İSTİKRAR MARŞI

Korkma! Bitmez bu memlekette verilen bol avanta,
Bitmeden yurdumun üstünde dolasan o kara para.
O benim milletimin mammasıdır, yenilecek;
O benimdir, o benim siyasetçimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı iş insanı!
Kahraman politikacıya bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz verilen avantalar sonra helal.
Hakkıdır, paraya tapan yandaşımın istikrar.

Ben ezelden beridir gombina yaptım, gombina yaparım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, plakayı değiştirir, dolaşırım,
Yırtarım dağları, cenazelere sığmam, taşarım.

Memlektin ufkunu sarmışsa dev beton apartmanlar,
Benim iman dolu göğsüm gibi verecek rüşvetim var.
Müteahhitim, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“İmar Planı” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Siyasete dürüstlüğü uğratma sakın,
Siper et gövdeni, devam etsin bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler para babalarının,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün alabileceğin milyonlarca komisyon oranını.
Sen şehit oğlusun, ama boş ver sat gitsin vatanı,
Verme, istedigin bedeli almadan bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Avanta fışkıracak, toprağı sıksan avanta.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek koltuğumdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Bu komisyon ve kara para görsün benim cebi.
Bu vaatler, ki atmasyon olması siyasetin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman mecliste bin secde eder, neyi gerekirse yalarım,
Bir bakan olsam gözlerimden gelir kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi her yerden banka hesabım,
O zaman yükselerek koltuğa değer belki mabadım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık verilen rüşvetlerimin hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok gün yüzü.
Hakkıdır, parsel parsel satılmıs memleketimin şatafat;
Hakkıdır, paraya tapan milletimin istikrar.











Başa dön tuşu