İşbirlikçilerin Kelepçesi, Kolonizasyonun Aynası

Murat Metin Hakkı’nın gözaltına alınması, sadece bir avukata uzanan kelepçe değil; UBP’nin Ankara’dan aldığı emirle kendi halkına vurduğu zincirdir.
Bu “sahte devlet”, koltuklarını korumak için kendi yurttaşlarını bile efendilerine teslim edecek kadar işbirlikçidir.
UBP, yıllardır Türkiye’nin kolonici politikalarının taşeronu oldu. Halkın iradesini gasp etti, ülkenin kaynaklarını sattı, gençleri göçe zorladı.
Bugün bir avukata yöneltilen saldırı da bu zincirin bir halkasıdır: Savunma hakkını yok et, toplumu sustur, Ankara’ya biat et.
Bu oyun bize yabancı değil. Türkiye’de yüzlerce avukat, gazeteci, akademisyen aynı yöntemlerle susturuldu. Şimdi aynı sahneyi burada izliyoruz.
Fark şudur: Orada saray rejimi var, burada ise UBP’nin koltuk sevdasıyla beslendiği bir “kukla düzen”
Ama biz bu filmi daha önce de gördük. Kavazoğlu, Mişaulis, Gürkan, Hikmet… Hepsi bu adada özgürlük ve kardeşlik için susturuldu.
Bugün onların mirasına ihanet edenler, UBP’nin işbirlikçi siyasetçileridir. Kendi halkını savunan avukata kelepçe taktıran da yarın gençlerin sesini kısmak için polisin sopasını meşrulaştıracak olan da onlardır.
Şimdi soruyorum: Bu ada kimin? UBP’nin Ankara’ya bağlı işbirlikçi düzeninin mi, yoksa özgürlük ve irade için mücadele eden halkın mı?
Elektriği kesilen, suyu yönetilemeyen, hukuku esir alınan bir halk hâlâ “devlet” diyorsa, kendi zincirine sahip çıkıyor demektir.
Oysa gerçek şudur: Avukata takılan kelepçe hepimizedir. Ve biz ya bu zinciri kıracağız ya da UBP’nin kolonici düzeninde köleleşeceğiz.
Kısaca işgalciye ayna tutmak gerçekleri görmek demektir.



















