Eğitimdeki Sessiz İşgal

Son günlerde döviz, enerji krizi ya da trafik kazaları konuşuluyor. Ancak asıl görmezden gelinen, Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslıların geleceğini hedef alan daha derin bir mesele var: eğitim sistemine sokulan politik İslam dayatması.
Liselerde başörtüsü serbestisi kararı, “bireysel özgürlük” diye pazarlanıyor. Oysa mesele kıyafet değil, Ankara’nın kolonizasyon sürecinin yeni bir adımıdır.
Eğitim sistemimiz, toplumun kimliğini ve düşünce yapısını şekillendiren en temel alandır. Eğer okullarımıza siyasal İslam yerleşirse, özgür düşünce değil, itaat kültürü yetişecektir.
Buradaki trajedi, siyasilerin buna göz yumması hatta desteklemesidir. Meclis’teki koltukları işgal edenler, kendi halkının geleceğini savunmak yerine Ankara’dan gelen her kararı emir telakki ediyor.
Sessizlikleri, korkaklıklarından değil; koltuk sevdalarından, beslenip büyüdükleri düzenden kaynaklanıyor.
Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan Kıbrıslılar, yüzyıllardır aydınlanmacı, seküler değerlerle kendi kimliğini kurdu.
Şimdi bu kimlik, “inanç özgürlüğü” kılıfı altında törpüleniyor. Aslında olan şey, toplumun hafızasının ve özgürlüklerinin sistemli bir şekilde silinmesidir.
Bugün susarsak, yarın çocuklarımız yalnızca ders kitaplarında değil, hayatın her alanında tek tip düşüncenin esiri olacak. Bu nedenle eğitimdeki sessiz işgal, basit bir tartışma değil, varoluş meselesidir.
Siyasiler unutmasın: Tarih, kendi toplumunu satanları değil, ona sahip çıkanları hatırlar.



















