TC Milli Güvenlik Kurulu’nun İki Devlet Masalı

Türkiye’de Erdoğan’ın başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu, yine Kıbrıs Türk halkı adına konuştu, yine bizim geleceğimiz hakkında kararlar aldı. Açıklama netti: “İki devletli çözüme bağlılık”
Peki, biz kimiz? Biz kimiz ki kendi irademiz hiçe sayılıyor?
Kıbrıs Türk halkı mı size böyle bir yetki verdi?
Hayır!
Kıbrıs Türkü yıllardır iradesini ortaya koydu.
2004’te Annan Planı referandumunda bu halk, barış için “evet” dedi. Rum tarafı “hayır” derken, Kıbrıs Türkü göğsünü gere gere dünyaya federasyon mesajı verdi. Sandıkta defalarca çözüm ve barış isteyen adayları destekledi.
Anketlerde, meydanlarda, her fırsatta federasyonu savundu. Çünkü bu halk biliyor ki, dünyada karşılığı olan tek çözüm federasyondur.
Ama Ankara’nın umurunda mı?
Hayır!
“İki devletli çözüm” Ankara’nın çıkarıdır. Bizim değil.
Bu proje Kıbrıs Türkünün dünyadan tamamen koparılması anlamına geliyor. Çünkü kimse tanımıyor, tanımayacak da. “Egemen eşitlik” adı altında sunulan bu masal, aslında Kıbrıs Türkünün Ankara’ya daha sıkı bağlanması için kullanılan bir zincirdir.
Bugün Kıbrıs Türkünün pasaportu işlemiyor, sporcuları yarışamıyor, sanatçıları dünyaya açılamıyor, gençleri eğitim ve işte önü kapalı yaşıyor.
Ankara ne diyor? “İki devlet”
Kıbrıs Türkü uluslararası hukukun parçası olmak istiyor.
Ankara ne diyor? “Egemen eşitlik”
Kıbrıs Türkü özgürlük istiyor.
Ankara ne diyor? “Sus, biz biliriz”
Hayır! Siz bilmiyorsunuz. Çünkü bu ada sizin değil, bu irade sizin değil, bu gelecek sizin değil!
Kıbrıs Türkünün iradesine yönelik en büyük müdahalelerden biri 2020 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşandı. AKP hükümeti tüm imkanlarını seferber ederek, açıkça Ersin Tatar’ı dayattı. Ankara’dan gelen siyasetçiler köy köy dolaştı, elçilikler propaganda merkezi gibi çalıştı, devletin imkanları Tatar’ın kampanyasına aktarıldı.
Bu halk kendi Cumhurbaşkanını seçecekken, sonuç masada değiştirildi. Sandık değil, Ankara kazandı.
Ve şimdi 2025 seçimlerinde de aynı oyunun tekrarlandığını görüyoruz. Türkiye’den ithal politikacılar, milletvekilleri, belediye başkanları Kıbrıs’a taşınıyor. Bizim köylerimize giriyor, bizim insanımıza “Tatar’a oy verin” diye baskı yapıyor. Bu mudur “egemen eşitlik”? Bu mudur “iradeye saygı”?
Hayır! Bu düpedüz irade gaspıdır.
Ankara’daki siyasetçilere sesleniyorum:
Kıbrıs Türkü sizin emir subayınız değildir.
Bu halk sizin oyuncağınız değildir.
Bu halk Ankara’daki birkaç siyasetçinin seçim hesaplarına kurban edilecek kadar zavallı değildir.
Milli Güvenlik Kurulu’nun yayınladığı bildiri, Kıbrıs Türkü adına değil, yalnızca Ankara’nın çıkarları adına yazılmış bir vesayet belgesidir.
Ama unutmayın: Bu halk defalarca iradesini gösterdi. Defalarca özgürlük istedi, barış istedi, federasyon istedi. Ve bu irade asla yok edilemeyecek.
Bugün Ankara Kıbrıs Türkünün sesini kısmaya çalışıyor olabilir. Bugün “iki devlet” masalını her toplantıda tekrarlıyor olabilir. Ama bu halk, er ya da geç zincirlerini kıracak.
Kendi geleceğine kendi karar verecek.
Kendi yolunu kendi çizecek.
Ve o gün geldiğinde, Ankara’nın Kıbrıs üzerinde kurmaya çalıştığı tahakküm, tarihin çöplüğüne atılacaktır.



















