Meşruiyet ve Muhalefet

Zaman ve görüntü, durumu geniş çerçevede ele almak için yeterli verileri bize sunmakta.
Meclis’te verilen son pozlar ve mütebessim tokalaşmalar, yine aynı Meclis’te MHP lideri Bahçeli’nin tokalaşma hamlesinden tam bir yıl sonra gerçekleşti. Bir kesimin hevesle “barış süreci” dediği, esasen “süreç süreci” (!) olmaktan öteye gidemeyen bir durumun ortasındayız.
Tam 365 gün bol laf-ı güzafla ve henüz amacı hedefi nedir belli olmayan “komisyon komisyonu”nun ardı arkası kesilmez toplantılarıyla geçti gitti. Öyle ya burası büyük ülke, zamanı bol bol yayma lüksüne sahip bir siyaset esnafı var.
Bir kazanda 30 kadar silah yakıldı, işlerin “gayet güzel gittiğine” dair bol bol rasyonalizasyon (“kılıfına uydurma”) üretildi, ama “süreç süreci”ni anlamlı bir kanala sokacak hiçbir hukuki adım ortada yok. İktidarın aceleye hiç ihtiyacı olmadığı gibi…
Bu tespit son bazı araştırmalarda seçmenin algısıyla da örtüşüyor: Çoğunluk 2028’den önce herhangi bir erken seçim olmayacağı kanaatinde.
Meclis’teki son buluşmalarda Erdoğan’ı memnun kıldığı görünen fotoğraflar şu şekilde okunmalı: Cumhurbaşkanı Beyaz Konut’ta Trump’ın “meşruiyet” tanımına mazhar olduktan sonra bir nevi “açık çek”le döndüğü Ankara’da çevresine kümelenen CHP ve TİP haricindeki partilerin “siyaset ağaları”nın rızasını alarak içerde de “meşruiyet”ini de pekiştirmiş görünmekte.
Daha önce sosyal medyada da kısaca yorumladığım üzere, Erdoğan’a tebessümle teveccüh eden zevatın Meclis’teki sandalye toplamı 396’ya tekabül ediyor. Yani o fotoğrafın vaadi neredeyse anayasa değişikliği için gerekli olan 400 sayısının ucuna varmış durumda.
“Henüz erken” dense bile, uzun zamandır bir doktrin kisvesine büründürülmüş “İç Cephe” oluşumu bu fotoğraflar ile çok güçlü sinyaller vermekte.
“İç Cephe”, malum, muhalefetin silikleştiği Azerbaycan modelinin parolası.
Özellikle DEM açısından yeni manzara ise şöyle: “Çifte meşruiyet” kazanmış Cumhurbaşkanı’yla sımsıcak ilişkiler geliştirerek esas hedefe, yani “Öcalan’a meşruiyet” sağlamak. Tebessüm bolluğunun, “başkanın ağzına bakmaların” sebebi bu.
Hafıza adeta sıfırlanıyor, ucu bucağı belirsiz bir “tabula rasa”ya razı olma hali görünür kılınıyor.
Çok sert tepkilere neden olan “beşuş çehre” fotoğraflarının derin arka planına bakılırsa, çok da tuhaf bir durum yok.
Yaşanan buluşma formatı Prof Mustafa Erdoğan’ın geçenlerde yazdığı gibi, “Türkiye’nin siyasî sisteminin hem patriyarkal hem patriarşik hem de yarı-totaliter bir niteliğe sahip” olmasının sonucu.
Malum, patrimonyalizmde ülke ve devlet hükümdarın mülkü sayılır. “Ataerkillik veya patriarşi de modernlik öncesi (popüler deyimle, ‘’çağdışı’’) siyaset tarzlarıdır.
Ataerkil toplumun örnek modeli ‘’baba otoritesi’ne tâbi otoriter aile modelidir” diyor Prof. Erdoğan. Başka bir deyişle, Meclis’teki siyasi partilerin temsilcileri, bu dikey kültür ağacının dalları ve yaprakları. Liderlerinin neferleri, emir erleri (tabii belli istisnalar dışında)
Buradaki asıl anomali, ana muhalefet partisinin beklenmedik bir şekilde “uysal” siyasetten koparak, Meclis açılışına katılmaması ve -birkaç büyük şehirle kısıtlı da olsa- seçmenle, sivil tabanla bağ kurarak gösteriler düzenlemeye devam etmesi.
Meclis açılışındaki manzaralar ile CHP’nin namevcut halini yan yana getirdiğimizde ortaya cevabı çok önemli bir soru çıkıyor: Benzerine Türkiye siyaset tarihinde daha önce pek rastlanmamış “sivil itaatsizlik” hali, Özgür Özel’e ve partiye ivme kazandıracak mı?
Özellikle ekonomik krizden bizar olan seçmen (ki, fotoğraflara gösterilen tepkinin asıl kaynağı bu) CHP’yi birinci parti kılacak mı?
“Kılacak mı?” diye soruyorum, çünkü son bir iki hafta içinde yazılan çizilenler arasında “CHP açık ara birinci” gibi aslı dayanağı belirsiz bazı iddialar var. Bunların bir kısmında yine “kararsız seçmen” oranını göremiyoruz.
Bir kısmı 81 ili değil, seçilmiş 20-30 ili kapsıyor ve manipülatif bir şekilde tüm ülke geneline teşmil edilmeye çalışılıyor. Ama hala şurası açık ki, kararsız seçmen oranı hala en az yüzde 25’ler seviyesinde.
Genel resmi berrak görmek, CHP’nin performansını duygusal açıdan değil, mantıksal açıdan doğru anlamak için elzem. Meclis enstantaneleri taze, ayrıca CHP davaları konusunda bu ay yoğun geçecek ve bir de zamanlaması hala müphem görünen “süreç için hukuksal düzenlemeler” de beklenmekte.
Yani, Ekim ayını kapsayan nabız yoklamaları, Kasım ayın başı itibarıyla bize daha dolgun veriler sunacak. Benim tahminim, sivil itaatsizlik tavrının CHP’ye birkaç puan getireceği yönünde.
Son yayınlanan bir araştırmada Kürt seçmenin “süreç”ten etkilenmediğini ve Cumhur İttifakı’na pek itibar etmediğini de söylüyor. Güvensiz, özellikle genç DEM seçmeninden CHP’ye akış olursa şaşmayalım.
Yazıyı, ülkenin nispeten güvenilir üç-dört araştırma kuruluşundan birisinin abonelerine özel gönderdiği Eylül ayı bulgularından bazı önemli verileri aktararak bitireyim.
•Oy verme eğiliminde durum şu: Kararsız oranı yüzde 27 dolayında. Bu oran dağıtıldığında AKP ve CHP yüzde 30 seviyesinin hemen altında başa baş duruyor. AKP bir puan önce (yanılgı payı içinde)
İYİP, 3 puanlık artışla en çok yükselen parti konumunda. Yüzde 8 ile, 2023 seçimlerinde aldığı oyun sadece iki puan altında. MHP ise 2 puan daha kazanmış görünmekte. Bir diğer yükseliş de YRP’de görünüyor. DEM’de ise önemli bir değişiklik yok.
•AKP’ye 2023’te oy veren seçmenin yaklaşık üçte birinin bugün kararsız olması dikkat çekiyor. Durum arafta: Parti kararsızları yeniden kendisine çekebilir, ama kaybedebilir de. CHP, bir önceki seçimde oy veren seçmeninin oylarını korumuş ama yaz aylarında gözlemlenen ‘diğer’ partilerden -İYİP ve MHP- aldığı oyların bir kısmını kaybetmiş görünmekte.
•CHP seçmeninde Kılıçdaroğlu’nun kayyım atanmasını doğru bulmayanların oranı yüzde 90 civarında. İYİ Parti ve DEM Parti seçmenlerinde de benzer bir eğilim var. Mitingler konusunda CHP’lilerin yüzde 78’i, İYİP ve DEM seçmeninin yarıya yakını gösterilerin partiyi güçlendirdiğine inanıyor.
•Seçmenin sadece üçte biri erken seçim olacak diyor. Ama büyük çoğunluk 2027 sonuna kadar bir beklenti içinde değil.
•En önemli sorun ekonomik kriz ve geçim. Seçmenin üçte ikisi gidişatın kötü olduğu kanaatinde. Üçte ikisi enflasyonun daha hızlanacağını düşünüyor.
•En beğenilen liderler listesinde, son iki üç aydır düşüş gözlemlense de bir numaralı figür Mansur Yavaş. Onu 10 puan farkla Ekrem İmamoğlu izliyor. Erdoğan’ın beğeni seviyesinde son bir ayda iki puanlık bir artış olmuş. O da üçüncü sırada. Özel’in beğeni kaybı geçen ay yüksek olmuş: Beş puana yakın erime var. (Ama, dediğim gibi, asıl eğilimi Ekim ayı araştırmalarında göreceğiz)



















