InstagramKöşe Yazarlarımız

Batı Boşuna Oryantalist Olmadı







Bir fotoğraf.

Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin siyaset esnafı boyutunu anlatan. Kıdemli bir CHP’li “siyaset ağası” iken partiden ihraç edilen Mehmet Sevigen’in düğününün fotoğrafı.

Katılan zevat: Eski Başbakan Binali Yıldırım, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eski Devlet Bakanı Cavit Çağlar, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, eski DSP “kurmayıHüsamettin Özkan, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP’li Muharrem İnce ile sanatçılar Orhan Gencebay ve Yavuz Bingöl

Edinilen bilgiye göre, düğüne CHP’nin mevcut başkanı Özgür Özel de davet edilmiş, ama araya Kıbrıs ziyareti girdiği için katılamamış. “Katılabilseymiş, o da nikah şahidi olacakmış

Etrafa böyle sırf gösteriş için düzenlenen düğünlere her zaman tiksinti ile baktım.

Nasıl bir para israfı! Ama bu kez durum daha da katmerli; Ülkede yoksulluk sınırının mayıs ayında 81 bin TL iken Ekim itibarıyla 91 bin TL’ye çıktığı, milyonlarca ailenin çocuklarını beslemekte büyük güçlük çektiği, kredi veya kredi kartı borcu bulunan kişi sayısının 42.4 milyona ulaştığı, gelirinin en az yarısını borç ödemeye ayıranların oranının yüzde 52’ye çıktığı, üç milyon kişinin işsizlikten bunaldığı gayet açıkken bu ilkel gösteri, sadece ve sadece utanmazlık, arsızlıktır.

Ötesi de var ki, kararsız seçmen oranının neden yüzde 30’lardan aşağı inmediğinin kanıtı. Yıllardır kamuoyunu sahte kavgalarla, sözde muhalif bir söylemle meşgul eden zevat, aslında gayet sıkı fıkı, gayet “dost”, yüksek gelir ve ikbal sarmalında sarmaş dolaş!

Hepsi de siyaseti şahsi emeller için araçsallaştırmış profesyoneller. Milyarlar akıyor, zat-ı alileri de böyle şık pozlarla ülkenin dertlerini ne kadar dert etmediklerini bir kez daha göstermiş oluyor.

Yoktur birbirlerinden farkları. Muhalif siyasetin öteki tarafına bakalım. DEM eski başkanlarından, şimdiki İmralı heyetinin azası Mithat Sancar da anayasa hukukçusu olmanın da verdiği rahatlıkla, “süreç” ve af konusunda bir gazeteye konuşurken, minareye şöyle bir kılıf giydiriyor;

Şu an Öcalan’ın, örgütün ve iktidarın tercihi, ‘sürece özgü yasa‘ yönünde; yani kendini fesheden ve silah bırakan örgüt için özel bir yasa.

Sadece kendini fesheden, silah bırakan örgütün mensuplarının toplumsal ve siyasal hayata dönüşlerini düzenleyecek bir yasadır burada kastedilen.

Genel af tartışmaları da var, biliyorsunuz. Bu sürecin işleyişi bakımından doğru olan, kendini fesheden ve silah bırakan örgütü konu alan düzenlemelerin yapılmasıdır

Bunları duyunca, “aaa tabii, zaten anayasa, anayasanın eşitlik ilkesi filan artık nasıl olsa kimsenin umurunda değil, arabayı da atın önüne koşmak meşrudur, hayırlısı olsun” diyebilirsiniz. Ama demeyen çok, Prof. sıfatlı Sancar’a sosyal medyada gelen tepkiler yağmur gibi.

Minareye kılıf uydurmanın bir başka versiyonu da DEM Eş Başkanı ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan’a ait.

Malum, kendisi, geçenlerde, “barış süreci” dediği “olup biten” ile ilgili medya tartışmaları konusunda “kurucu lider” Öcalan’ın rahatsız olduğunu söylemiş, medyadaki süreç itirazlarının sansürlenmesini önermiş, tepki geldiği halde özür de dilememişti.

Şimdi gelelim kılıf meselesine. Neymiş? Efendim, sadece PKK’liler değil tabii, ama aynı zamanda cezaevlerinde çok sayıda “kader mahkûmu” varmış, onlara da bir şeyler yapılmalıymış!

Evrensel hukukta “kader mahkûmu” diye bir kavram yoktur.

Bunu Türkiye’de uydurdular. Şayet böyle iki kelime bir ifadeyi Fransız veya Brezilyalı veya Güney Afrikalı birisine çevirip söylerseniz yüzünüze bön bön bakacaklardır.

Bir yanda düğün manzaraları. Öbür yanda “amaç her türlü aracı meşru kılar” zihniyetiyle laf cambazlıkları… Ve Türkiye’de olup bitenlerde artık haber değeri bile görmeyen dünya medyası.

Şu anlattıklarımı düşününce netleşmiyor mu?

Batı boşu boşuna oryantalist olmadı.

Türkiye siyaseti bir “oryantal dans”tan ibarettir.













Başa dön tuşu