InstagramKöşe Yazarlarımız

Gözlerini Ancak Toprak Doyurur







Tok olan, açın halinden anlamaz; gözlerini doyuracak olan ise artık vicdan değil, topraktır.

Böyle bir hırs, böyle bir talan, böyle bir yolsuzluk düzenini daha önce hatırlamıyorum. Bu kadar pervasızlık, bu kadar arsızlık, bu kadar utanmazlık hangi dönemde normalleşti?

Yaşananları evlatlarımıza nasıl anlatacağız?

Bu ortamda çocuklarımıza memleket sevgisini, dürüstlüğü, emeğin kutsallığını nasıl aşılayacağız, gerçekten bilmiyorum.

Yöneticilerle ilgili iddiaları kim, kime, nasıl anlatacak? Her gün yeni bir iddia, yeni bir skandal, yeni bir utançla uyanıyoruz.

Bu yaşananlar, siyasetten bağımsızdır. Bu satırları yazarken siyasi gailem yoktur. Hangi dönemde, kim olursa olsun aynı tepkiyi ortaya koymak gerekir.

Ortaya atılan iddialar yalansa, bu da en erken zamanda temizlenmeli ki toplum nefes alsın.

Arkadaş, bu kadar mı insan kendi memleketine düşman olur?
Bu kadar mı yaşadığı toprağı hor görür?

Yerelden genele kadar insanlar yaşadığı toprakları sevmezse, o memlekette ilerleme olmaz, umut olmaz, kalkınma olmaz.

Çünkü bu topraklar sadece üzerinde yaşadığımız yer değil; geçmişimiz, geleceğimiz ve çocuklarımızın kaderidir.

Bunları çocuklarımıza ve gençlerimize anlatırken, yaşananlar hepsini çöp ediyor.
Bazı yapılanların siyaseti olmaz.

Bölgesel çıkarları, kişisel menfaatleri; toplumsal faydanın, ülke sevgisinin ve halkın refahının önüne koyamazsınız. Siyaset, halkın yararına yapılır; cebin yararına değil.

Hele de bu zamanda, ekonomik sıkıntılar halkın belini bükerken, gençler gelecek hayali kuramazken, böyle bir sorumsuzluk asla kabul edilemez.

Mesela, İskele’de orman arazisini yapılaşmaya açmak nedir arkadaş?

Bu komik rakamlar ve yapılanların arkasında neler var? Buna sessiz kalınırsa yarına başka bir orman arazisi, tarihi eser, sit alanı için aynı uygulama olmayacak mı?

İhalelerden yolsuzluklar yapmak, sahte diploma alacak kadar gözleri kör etmek, rüşvet almak, almaya teşvik etmek gibi bin bir söylemle halkın kafası karmakarışık hale getirildi.

Baştan aşağıya çamura batmış bir düzende yaşamaya zorlanıyoruz. Kime güveneceğiz, neye inanacağız, hangi sözün doğru olduğunu nasıl anlayacağız?

Çalmak, talan etmek, peşkeş çekmek normalleşirse ve halk artık buna tepki koyamaz hale gelirse, ne yazık ki bu noktaya doğru sürükleniyoruz. İşte o gün gerçekten bittiğimiz gündür. Bir toplum, haksızlığa alıştığı gün çökmeye başlar.

Vicdan körelirse, adalet susturulursa, geriye sadece karanlık kalır.

Ancak yöneticiler ayrıcalık görmezse ve tek dayanağımız olan bağımsız yargı gerçekten olaylara el atarsa, toplum rahatlar.

Kim olursa olsun hukukun önünde hesap verebilirse bu memleket nefes alabilir. Cezasızlık düzeni sürdükçe, bu düzen düzelmez.

Bu memleketi sevin be arkadaş!

Sevene, dert edene, sahip çıkanlara yönetme hakkı verin. Bu toprakları çıkar kapısı değil, emanet olarak gören insanlar öne çıksın. Kendi ayaklarımızın üzerinde, başımız dik, onurlu ve insanca yaşayabilelim.

Bu ülke sahipsiz değil.

Ama sahiplenecek yürek, cesaret ve vicdan gerek.

Güneşin Doğduğu Yerden, Herkese Selam Olsun.













Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu