InstagramKöşe Yazarlarımız

Kara Sevda: Meclis CTP’yi Terk Etti, CTP Terk Edemeyyor!







Siyasette bazı anlar vardır; orada kalmak, aslında tarafsızlık değil, düzenin parçası olmaktır. Bugün tam da o anlardan birindeyiz. Ve bu kez tartışılması gereken şey hükümetin ne yaptığı değil muhalefetin ne yapmadığıdır.

Adanın kuzeyinde kurulan UBP–DP–YDP hattı artık klasik anlamda bir “hükümet” değil. Ne toplumsal rızası var, ne siyasi bütünlüğü.

Kendi iç krizleriyle ayakta kalmaya çalışan, günü kurtarmaya odaklı bir yapıdan bahsediyoruz. Buna rağmen hâlâ yasa geçiriyor, hâlâ karar alıyor, hâlâ hayatlarımızı belirliyor.

Peki nasıl?

Çünkü karşısında gerçek bir siyasal tehdit yok.

CTP, bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde en güçlü muhalefet olmasına rağmen elindeki en sert aracı kullanmaktan özellikle kaçınıyor; Meclis’i terk etmek.

Bu sadece bir taktik meselesi değil. Bu, siyasetin nerede yapılacağına dair bir tercih meselesidir.

CTP, mücadeleyi Meclis kürsüsüne hapsetmiş durumda. Oysa o kürsü artık etkisiz. Konuşmalar yapılıyor, itirazlar yükseliyor, komitelerde tartışmalar dönüyor… ama sonuç değişmiyor. Yasalar geçiyor. Protokoller imzalanıyor. Haklar geriliyor.

Ve her geçen gün şu gerçek daha görünür hale geliyor; Bu Meclis, hükümeti sınırlayan bir alan değil; ona işlemeye devam edebilmesi için gerekli görüntüyü sağlayan bir dekor.

İşte tam bu noktada CTP’nin pozisyonu kritikleşiyor. Çünkü Meclis’te kalmak, artık “mücadele etmek” anlamına gelmiyor. Aksine, mücadele ediliyormuş gibi görünen bir düzenin devamına katkı sunmak anlamına geliyor.

Son haftalarda toplumun farklı kesimlerinden yükselen tepkilere bakın. Eğitimde, sağlıkta, ekonomide biriken öfke artık daha açık. Sokak, kendi dilini kurmaya başlamış durumda.

Ama bu dil ile Meclis arasında bir bağ kurulamıyor. Çünkü Meclis’teki muhalefet, bu enerjiyi büyütecek bir kırılma yaratmıyor.

CTP’nin en büyük sorunu tam da burada; Sokağı takip ediyor ama yön vermiyor.

Oysa bazen siyasette yön vermek, mevcut zemini terk etmeyi gerektirir. Meclis’ten çekilmek, “kaçmak” değil; oyunun kurallarını reddetmektir. Hükümeti alıştığı konfor alanından çıkarmaktır. Onu, meşruiyetini tamamen kaybettiği bir boşlukta bırakmaktır.

Bugün Meclis’te kalmanın bedeli görünmez değil. Geçen her yasa, alınan her karar, sadece iktidarın değil; o sürece fiilen müdahale etmeyen muhalefetin de hanesine yazılıyor. Bu bir siyasi sorumluluktur ve ertelenemez.

CTP hâlâ “doğru zaman“ı bekliyor olabilir. Ama gerçek şu ki, bazen doğru zaman diye bir şey yoktur doğru hamle vardır. Ve o hamle yapılmadıkça zaman, sadece iktidarın lehine işlemeye devam eder.

Artık mesele hükümeti eleştirmek değil.
Onu gerçekten zorlayacak bir kriz yaratmaktır.

Ve o kriz, Meclis sıralarında oturarak değil; o sıraları boş bırakarak başlar.

Dediğim gibi Meclis CTP’yi terk etti ama CTP terk edemeyyor…















Başa dön tuşu