
Bağımsızlık Yolu, Ceza Muhakemeleri Usul (Değişiklik) Yasası‘ndaki; basın ve ifade özgürlüğüne darbe niteliğinde olan “masumiyet karinesi” maddesine işaret ederek, hükümet partilerinin böyle bir maddeyi yasalaştırmaktaki çıkarının aşikar olduğunu ancak bir meslek birliği olan Barolar Birliği‘nin hükümetin bu amacına hizmet edecek düzenlemeyi kendi önerisi olarak sunmasının en hafif tabirle manidar olduğunu söyledi. Parti açıklamasında; Cumhuriyetçi Türk Partisi‘nin (CTP) ilgili yasaya komitede evet dediğini ancak Genel Kurul’da kürsü muhalefeti yaparak yönünü değiştirdiğini ancak maddenin değiştirilmesi için hiçbir etkili muhalefet yapmadığını söyledi
BY: Hükümet partilerinin böyle bir maddeyi yasalaştırmaktaki çıkarı aşikardır
Yazılı açıklama yapan parti, Barolar Birliği tarafından hazırlanan Ceza Muhakemeleri Usul (Değişiklik) Yasası, komite toplantılarına katılan basın örgütlerinin bütün uyarılarına rağmen Meclis’ten oy çokluğuyla geçtiğine işaret ederek, yasanın sıkıntılı olan maddesinin “masumiyet karinesine” uyulmamasına hapis ve para cezası öngördüğüne vurgu yaptı.
Açıklamada, “İlgili maddeye göre yargılanan tanınmış bir kişi de olsa ismini yazmak ve fotoğrafını paylaşmak artık suç. Hükümet partilerinin atadığı üst düzey bürokratların, eski bakanların, hükümet eden parti yöneticilerinin cezai olarak yargılandığı bu dönemde, hükümet partilerinin böyle bir maddeyi yasalaştırmaktaki çıkarı aşikardır. Ancak bir meslek birliği olan Barolar Birliği’nin hükümetin bu amacına hizmet edecek düzenlemeyi kendi önerisi olarak sunması en hafif tabirle manidardır” denildi.
“Siyasi bir tercihtir”
Açıklama şöyle devam etti;
“Kamu denetimi görevi olan basına yapacağı mahkeme haberleri üzerinden ceza davası getirilmesi tehdidi, baskıcı ve sansürcü bir rejimin işi olabilir.
Evrensel olarak masumiyet karinesini verili koşullarda korumak aklına gelen Barolar Birliğinin basın örgütlerinin uyarılarına ve ifade özgürlüğüyle ilgili AİHM kararları hilafına diretmesi kanaatimizce siyasi bir tercihtir.
Yolsuzluk, usulsüzlük, görevi kötüye kullanma, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, sahte diploma gibi birçok suçtan üst düzey kamu görevlilerinin, siyasetçilerin, atanmışların yargılanmasını sansürlemek isteyen bu düzenleme hem halkın haber alma özgürlüğünü hem de basın özgürlüğünü açıkça ihlal etmektedir.
“CTP’nin ilgili maddeye verdiği destek de dikkat çekicidir”
İfade özgürlüğüyle ilgili yerleşmiş AİHM içtihatları, tanınmış kişilerin sıradan kişilere göre haberleştirilmesinin veyahut eleştirilmesinin daha esnek olması gerektiğini göstermektedir.
Ayrıca masumiyet karinesiyle ilgili AİHM kararları tanınmış kişilerin yargılanmasının haberleştirilmesini kamuyu ilgilendirdiği ölçüde ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmektedir. Bütün bunlara rağmen Barolar Birliği’nin önerisinde ısrarcı olması kadar CTP’nin ilgili maddeye verdiği destek de dikkat çekicidir.
“CTP komitede olumlu oy verdi, göstermelik kürsü muhalefetinde yönünü değiştirmeyi alışkanlık haline getirdi”
Komitede ilgili maddeyi prensip olarak destekleyen CTP’li vekiller, bu yasa komiteden Genel Kurul’a taşınırken de yasaya verdikleri olumlu oy ile OY BİRLİĞİ sağlamışlardır.
Göstermelik kürsü muhalefeti ve son oylamada oy yönünü değiştirmek ana muhalefetin siyasi bir alışkanlığı haline gelmiştir. Komitede onayladıkları yasayı Genel Kurul’da reddeden ancak yasanın değişmesi için hiçbir etkili muhalefet göstermeyen CTP’nin Meclis’teki varlığı artık göstermelik olarak bile muhalif değildir.
Halkın hakları hilafına, geleceğimizi ipotek altına alan ve toplum üzerinde baskıyı artırmayı amaçlayan yasalar geçerken hükümetin ana muhalefetin sergilediği danışıklı dövüşe artık kimse itibar etmemektedir.
Ülkemizde gerçek iktidar sahibi olan TC ve büyük sermaye ne buyurursa hükümet olmak ya da kalmak isteyenler makam için buna boyun eğecektir.
“Özgür basın onurumuzdur”
Meclis’te olmadığı halde hükümet hayalleri kuran diğer partilerden farklı olarak, Bağımsızlık Yolu, ifade ve basın özgürlüğüne samimiyetle sahip çıkıp birbirine karşı görünen rejim partilerinin oy birliğini bozacak muhalefeti sergileyebilecek tek partidir.
Çünkü biliyoruz ki önce hükümete gelmek, sonra da hükümette kalmak için rejim partilerinin programlarında ne yazarsa yazsın yapabileceklerinin bir sınırı yoktur.
3 Mayıs Basın Özgürlüğü Günü ertesinde yolsuzluk, rüşvet, sahte diploma, görevi kötüye kullanma suçlarından yargılanan idarecilerin, siyasetçilerin, bürokratların masumiyet karinesi koruma kisvesiyle yargılamaları açıkça haber yapan gazetecileri suçlu haline getirecek bu düzenlemeyi Meclis’in gündemine getirenleri de, komitede onay verip Genel Kurul’da reddedenleri de Genel Kurul’dan geçirenleri de ne unuturuz ne unuttururuz.
İfade özgürlüğü ve basın özgürlüğü Kıbrıslıtürk halkının kırmızı çizgisidir. Emekçinin Partisi olarak basın emekçilerinin safında rüşvetçilerin, sahtekarların, işbirlikçilerin karşısındayız. Özgür basın onurumuzdur”




















