
Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşmiş Milletler‘in (BM), Kıbrıs sorununun çözümü için “birlikte çalışan iki önemli uluslararası sutün” olduğunu söyleyerek, hükümetlerinin çözüm arayışındaki her diplomatik aracı kullanmaya devam edeceklerini belirtti.
Kıbrıs sorununun çözümünün, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla belirlenen ve uluslararası hukuk, ilkeler, değerler, müktesebat ve AB hukukuyla uyumlu bir çerçevede olması gerektiğini belirten Letymbiotis, bu çerçeve dışında bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini vurguladı
Letymbiotis: Hükümetimiz çözüm arayışındaki her diplomatik aracı kullanmaya devam eddecek
Güneydeki bir anma töreninde konuşan Letymbiotis, BM Genel Sekreteri’nin yeni girişimini, Avrupa Komisyonu temsilcisinin atanmasını ve AB’nin konuya daha fazla dahil olmasını; “diplomatik çabalar için yeni koşullar yaratan faktörler” olarak değerlendirdi.
Letymbiotis, “Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin girişiminin devam ettiği bir dönemde, esaslı müzakerelere yeniden başlama çabalarımıza tam olarak bağlıyız. Hükümetimiz çözüm arayışındaki her diplomatik aracı, her olasılığı, her fırsat penceresini kullanmaya devam eddecek” dedi.
“Çağ dışı garantiler 21. yüzyıl Avrupa’sına uymuyor”
Letymbiotis, BM ve AB’nin; Kıbrıs sorununun çözümü sürecinde “birlikte çalışan iki önemli uluslararası sütun” olduğunu söyleyrek, yaşanan gelişmelerin tutarlı bir diplomatik stratejinin sonucu olduğunu savundu.
Letymbiotis, “Kıbrıs sorununun çözümü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarıyla belirlenen ve uluslararası hukuk, ilkeler, değerler, müktesebat ve Avrupa Birliği hukukuyla uyumlu olan çerçeveye uygun olacaktır” dedi.
Ayrıca hükümetin mevcut çerçeve dışında bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini yineleyen Letymbiotis, “çağ dışı garantilerin 21. yüzyıl Avrupa’sına uymadığını” belirtti.
Hükümet sözcüsü, amacın tüm Kıbrıslıların eşit haklardan yararlanacağı bir Avrupa devleti yaratmak olduğunu belirterek, Kıbrıs’ın “yasalarımıza, argümanlarımızın gücüne ve iddialarımızın meşruiyetine mutlak güven duyduğunu” sözlerine ekledi.




















