InstagramKıbrısManşetSağlıkSiyaset

Çobanoğlu: Sadece bir çevre kirliliği değil, sistematik bir çevre suçu







Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Çevre ve İklim Politikalarından Sorumlu Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Çevre Mühendisi Yasemin Çobanoğlu, peynir altı suyunun çevreye verdiği zarara dikkat çekerek, bu konuda neler yapılabileceğini, kimlerin sorumluluğu olduğunu madde madde sıraladı ve Tarım Bakanlığı ile denetim makamlarının sessizliğine dikkat çekti

Çobanoğlu: Sadece bir çevre kirliliği değil, sistematik bir çevre suçu

“Göz Yumulan Her Atık Geleceğimizi Kirletiyor” başlığıyla yazılı açıklama yapan Çobanoğlu, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin (LTB) defalarca yaptığı uyarılara ve arıtma yükümlülüğüne rağmen süt ürünleri üreticilerinin peynir altı suyu atıklarını kontrolsüz bir şekilde doğaya bırakmaya devam etmesinin, sadece bir çevre kirliliği değil, sistematik bir çevre suçu olduğuna vurgu yaptı.

Çevre ve İklim Politikalarından Sorumlu Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyesi Çevre Mühendisi Yasemin Çobanoğlu

Bu süreçte en dikkat çekici olan şeyin ise; Tarım Bakanlığı’nın ve ilgili denetim makamlarının sessizliği olduğunu belirten Çobanoğlu, “Çevrenin korunması, yalnızca belediyelerin değil, doğrudan Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı‘nın anayasal sorumluluğudur. Tarım Bakanlığı yalnızca üretimi değil, üretimin çevresel etkilerini de yönetmekle yükümlüdür” dedi.

Peynir altı suyunun içeriği nedir?

Peynir altı suyunun (PAS), peynir üretiminde sütün kesilmesiyle elde edilen sıvı bir yan ürün olduğunu, 2023 yılı verilerine göre; sadece Haspolat Merkezi Atık Su Arıtma Tesisi’ne günde 257 ton peynir altı suyu verildiğini kaydeden Çobanoğlu, bunun dışında günlük 10 tonun üzerinde süt işleyen fabrikalardan toplanabilecek peynir altı suyunun da günde 250 ton olduğunu ve yapılan analizlerde bu atık su içerisindeki kuru madde oranının yüzde 6,5 olduğunu belirtti.

Çobanoğlu, Peynir altı suyu kuru maddesinin bileşenlerini şöyle sıraladı;

Laktoz: En büyük kısmı oluşturur, genellikle yüzde 39-60 civarındadır.

Protein: yüzde 6-8 oranında bulunur.

Mineraller: yüzde 7-12 arasında değişir.

Yağ: yüzde 4-5 civarında bulunur.

Azotlu bileşenler: Termal olarak çökeltilemeyen proteinler ve diğer azotlu bileşikler.

Peynir altı suyu: Görünmeyen zehir

Peynir altı suyunun (whey), sanıldığı gibi zararsız bir sıvı olmadığını, yüksek düzeyde organik madde, protein, tuz ve laktoz içerdiği için doğaya kontrolsüz verildiğinde çok ciddi tahribat yarattığını kaydeden Çobanoğlu, o tahribatı da şöyle sıraladı;

Akarsulardaki çözünmüş oksijen hızla tükenir,

Balıklar ve su canlıları ölür,

Yeraltı suyu kaynakları kirlenir,

Kötü koku ve sinek gibi halk sağlığı tehditleri ortaya çıkar.

Arıtılması neden önemli?

Bir litre peynir altı suyunun, arıtılmadan bırakıldığında evsel atığın birkaç katı kadar çevre yükü yarattığına dikkat çeken Çobanoğlu peynir altı suyunun arıtılmasının önemini de şöyle açıkladı;

Peynir altı suyunun arıtılması, çevre kirliliğini azaltmaya yardımcı olur, toprak ve su kaynaklarını korur.

Arıtma yöntemleri, peynir altı suyunun bileşimine ve istenen arıtma derecesine bağlı olarak değişiklik gösterebilir.

Peynir altı suyu, biyolojik olarak parçalanarak biyogaz üretimi için kullanılabilir.  Süt tozu ayrılarak Enerji elde edilebilinir.

Yükümlülük Belediyelerin mi?

Bu konuda yükümlülüğün sadece belediyelerde olmadığına vurgu yapan Çobanoğlu, bu yükümlülük zincirinin en başında Tarım Bakanlığı ve Çevre Koruma Dairesi’nin yer aldığını belirtti. Çobanoğlu,

“AB fonlarını reddedip ‘biz kendi tesisimizi kurarız’ diyerek yıllarca hiçbir adım atmayan üreticilerin bu tutumu hem belediyelere hem de çevreye yük olmuştur. Ancak burada esas sorun, bu süreci izlemekle yetinen ve gerekli yasal yaptırımları uygulamayan bakanlığın denetimsizlik politikasıdır” dedi.

Çözüm var: Peynir suyu ekonomik değere dönüştürülebilir

Sorunun teknik olarak çözümsüz olmadığını aksine, peynir altı suyunun doğru yönetilirse çevreye zarar değil, ekonomik katkı dahi sunabileceğini anlatan Çobanoğlu, uygulanabilecek yöntemleri şöyle sıraladı;

Gıda ve kozmetik sanayisinde protein kaynağı olarak işlenebilir.

Peynir suyu, biyogaz üretiminde enerjiye dönüştürülebilir.

Fermantasyonla organik sıvı gübre olarak kullanılabilir.

Kurutularak hayvan yemi katkısı olur.

Peynir altı suyu ve mısır proteininden elde edilen nano taneciklerle çevre dostu ambalaj malzemeleri üretilebilir.

Ancak bu dönüşüm için üreticiye teknik destek ve altyapı sağlanmalı; yatırım maliyetlerini düşürecek şekilde devlet teşviki ve AB fonları devreye sokulmalıdır. Arıtma tesisleri kurulmalı, ön arıtmasız deşarja izin verilmemelidir.

Ne yapmalı?

Tarım Bakanlığı ve Çevre Koruma Dairesi’nin, peynir altı suyu gibi yüksek çevresel etkili atıklar için zorunlu arıtma tüzükleri yayımlaması gerektiğine işaret eden Çobanoğlu, üreticilerin Çevre Yasası ve Tüzüklerine ayrıca
uluslararası çevresel sertifikasyon kriterlerine uyumlu çalışması, ‘Kirleten Öder Prensibi’ni kabullenmesi gerektiğini vurguladı. Çobanoğlu,

“Üreticilere bu yükümlülükleri karşılamaları için teknik ve mali destek verilmelidir. Belediyelerin altyapı yükü azaltılmalı, çevreyi koruyan üreticiler ödüllendirilmelidir. Denetimler şeffaf şekilde yürütülmeli, halkla paylaşılmalıdır. Bu ülkenin doğası, halkı ve üreticisi bu kaosu hak etmiyor.

Çevreye karşı işlenen suçlar yalnızca bugünün değil, yarının da sorunudur. Tarım Bakanlığı’nı ve tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz: Ya bu yükümlülüğü üstlenin ya da doğayı mahkûm ettiğiniz bu sessiz felaketin sorumluluğunu
halkın vicdanında taşıyın” dedi.

Tarım Bakanlığı ve üreticiler; Bu atık suları hangi dereye dökeceksiniz?













Başa dön tuşu