Cevap Bulundu: “Cumhur Komisyonu”

Önce “Terörsüz Türkiye” diye adlandırılmaya çalışılan ama itirazlar üzerine adı Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak değiştirilen ad-hoc teşekkülle ilgili son gelişme, gidişatla ilgili yeterli veriyi sunmakta.
Ucube adımlarla ilgili aritmetik tabloyu “Neyin Komisyonu?” başlıklı önceki yazımda ele almış, işlerin tamamen iktidarın dizayn ettiği yönde ilerlediğini sayılarla anlatmıştım.
Malum, komisyonun TBMM’de grubu bulunan toplam 12 partiden 51 üyeden oluşması öngörülmüştü. Önce, kararların 2/3 nitelikli çoğunlukla alınacağı söylenmiş, bu her şeye rağmen makul görünmüştü.
Ama sonra 3/5 çoğunluğa evrildi, CHP de her nedense(!) bu koşulu kabul etti.
Yine malum, İYİ Parti siyasi tercihini (müstakbel oy hesabını içerecek şekilde) komisyona katılmayacağını bildirmişti.
Geçen gün de -aynı zamanda istediği an komisyonu lağvetme yetkisini zaten elde etmiş olan- Meclis Başkanı Kurtulmuş, İYİ Parti’nin sandalyelerini üç partiye dağıttı. AKP, CHP ve DEM birer üye daha kazanmış oldu.
Yeni görevlendirmeden sonra komisyonda partilere göre dağılım şöyle oldu:
AKP 22, CHP 11, DEM Parti 5, MHP 4, Yeni Yol Grubu 3, HÜDA PAR 1, Yeniden Refah Partisi 1, TİP 1, EMEP 1, DSP 1 ve Demokrat Parti 1.
Şimdi aritmetik hesabı güncelleyelim. 3/5 nitelikli çoğunluk 29 üyenin oyu anlamına gelmekte.
Tabloya bakıldığında AKP+MHP+DSP+DP 28 oya zaten ulaşıyor. Buna, AKP’nin “dış mandalı” HÜDA-PAR’ı da ekleyince ediyor 29.
Yani, artık kritik kararlarda –özellikle milliyetçi/muhafazakâr cephenin ideolojik hedeflerine uyanlarda– DEM’in dahi oylarına ihtiyaç kalmadı.
Kaldı ki, YRP ve hatta Yeni Yol bile bu ad-hoc ittifaka katılabilir.
İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun kendilerine ayrılan kontenjanların paylaştırılmasına tepkisi sert:
“Önümüzdeki dönem içerisinde, şayet bir başka parti komisyondan çekilmeye karar verirse, onun üyeliklerini de diğer partilere dağıtacak mısınız? Yoksa, hayır öyle bir şey olmayacak diye düşünüp, kendi inisiyatifinize göre nitelikli çoğunluk ayarlaması mı yapıyorsunuz?”
Denilebilir ki, komisyon artık tamamen bir “Cumhur Komisyonu”na dönüşmüş durumda. Bu da bir bakıma doğal, oradaki oy dengesi ile TBMM Genel Kurulu’ndaki oy dengesi de örtüştürülmüş oluyor.
Önceki durumda, bir bıçak sırtı gibi manzara vardı, ama zaten bu teşekkül –anladığımız kadarıyla– kanun taslak tavsiyeleri hazırlayıp Meclis’e gönderecek, orada hemen tüm kanunlar şu ana kadar iktidarın arzu ettiği şekilde geçmiş.
Şimdi, değerli meslektaşımız Ceren Bayar’ın haberinden öğreniyoruz ki AKP sürece özel ve ‘müstakil’ bir yasanın hazırlıklarına başlamış.
Bunun sebebi “AKP’nin Türkiye’de bir örgütün ilk kez kendini feshediyor olması” imiş.
“Bu özel yasan başka örgütler için teşvik edici” olacakmış, “ilerleyen süreçte kendini feshettiğini ilan eden ve gerekli adımları atan başka örgütler olması halinde bu yasa uygulanabilecek”miş.
Ve en önemlisi de şu: “AKP, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu gibi DEM Parti başta olmak üzere muhalefetin değişiklik talep ettiği yasalarda ise değişiklik yapılmasını öngörmüyor. Buna gerekçe olarak faaliyetlerine devam eden terör örgütleri gösteriliyor”
Yani –toplumun beklentisi olan– genel af söz konusu değil. “Gruba özel” düzenleme olacak. Anayasa’ya uymasa da uydurulacağını varsayabiliriz.
Ayrıca TMK’da değişiklik de olmayacağına göre, biz daha çook uzun süre “neden AB bize vize vermiyor” feryatlarını duymaya devam edeceğiz.
Malum, vize serbestisi için AB Komisyonu, yıllardır TMK’nın AİHS normlarına uygun hale getirilmesini şart koşmakta.
Son sözü, hukuk ve anayasal haklar mücadelesinde bir duayen avukat olan Fikret İlkiz’in yazısından şu bölümlerle söylemiş olalım:
“Kanunları torbalara doldurdular. Kanun devleti ortasında hukuk yok…
TBMM yerine hukuk, adalet, demokrasi adına Komisyon kurdular…
Görevlerinin ne olduğunu açıkladılar. Nedir, anlaşılmadı.
Bekleyin, dediler. Adında ‘demokrasi’, ‘kardeşlik’ ve ‘milli’ olan Komisyon 2025 yılı sonuna kadar çalışacak! Sonra 10 yıl gizlilik kararı aldılar. 51’ler bilecek, bizler bilmeyeceğiz.
Komisyon var ve her şeyi yapacak, lakin kimse bilmeyecek. Bilgi vermek “mevzubahis” olmayacak… Fısıltılar çoğalacak…
Tutanaklar ‘tam’ tutulacak, içeriğini bilmek için on yıl beklenecek. Toplantıları kamuoyun duyurmak, haber yapmak ve bilgilendirmek yasaklandı. Hangi hukuka göre, hangi kanunun hangi maddesine göre bilmiyoruz. Ama yasak işte ne hukuku ne kanunu? Yasak!
51 kişiye emanet edilen demokrasi, barış, hukuk, adalet ve ‘süreç’ yasaklarla başladı”
Yıllardır hapiste olanlar var. Hapishaneler tıka basa dolu. Ancak Komisyon var!
“Komisyon kararlarında durum tespit edilecek. Sanki her şey yeniden keşfedilecek… Komisyon antika olunca, demokrasi gelecek, barış olacak, silahlar bırakılacak, terör bitecek, vicdanların kanaması duracak…. Çok beklersiniz…”



















