İşgali Görmeden Gelecek Olmaz!

Bu ülkede kim ne vaat ederse etsin, esas sorunu görmeden konuşanların tek bir cümlesi kıymetli değildir.
Çünkü bu toplumun asıl meselesi işgaldir. Elimizi kolumuzu bağlayan, irademizi gasp eden, kurumlarımızı işlemez hale getiren, geleceğimizi karartan budur: İşgaldir!
Bugün işgali konuşmayanlar, işgalden söz etmeyenler, bu topluma hiçbir şey veremezler. Kavga edilecekse, mücadele verilecekse, bu işgale karşı verilmelidir. Çözülecek ilk düğüm, açılacak ilk zincir budur.
Şimdi bakıyoruz, önümüzde bir seçim var. CTP lideri Erhürman, Ekim ayında gençlere gelecek, topluma huzur, hak ve hukuk vaat ediyor. Sanki sihirli bir değnek var elinde de seçimden sonra dokununca her şey değişecekmiş gibi konuşuyor.
Ama biz soruyoruz:
Ustasına karşı koyamayan biri, bu vaatleri nasıl gerçekleştirecek?
Çünkü gerçek ortada. Türkiye’nin dayattığı düzene, Ankara’nın vesayetine, işgalin zincirlerine başkaldırmadan “gençlere gelecek” de “hukuk” da “huzur” da boş bir slogandan ibarettir.
Hadi gelecek vaat edenlere bir soru soralım: Anayasa’daki o meşhur 10’uncu madde kalkacak mı? Yani polis, savunma, iç güvenlik Türkiye’nin kontrolünden çıkacak mı? Bu toplum kendi güvenliğini, kendi polisini, kendi iradesiyle yönetebilecek mi?
Cevap kocaman bir hayır.
Çünkü buna cesaret edecek tek bir siyasetçi yok! İşte o yüzden, Anayasa’da yazılı o zincir devam ettikçe, bu topraklarda ne hukuk gelir ne özgürlük ne de gençlere gelecek.
Erhürman da diğerleri gibi biliyor ki; işgale dokunmadan, Türkiye’nin gölgesine karşı çıkmadan hiçbir şey değişmez. Ama o da susuyor. Çünkü makamın, koltuğun, varlığını sürdürebilmenin bedeli Ankara’ya boyun eğmekten geçiyor.
Halkı kandırıyorlar: “Hak getireceğiz, hukuk sağlayacağız, gençlere umut vereceğiz…”
Ama zincirleri kırmadan, işgali kaldırmadan bunların hepsi yalan.
Göz boyamaktan, seçimi kazanmak için kurulan sahte cümlelerden öteye geçmez.
Bu topluma gerçek söylenmeli:
Sorun elektrik değil, sorun yol değil, sorun üç beş maaş değil…
Sorun işgaldir!
Ve işgale dokunmayan herkes, bilerek ya da bilmeyerek bu düzenin suç ortağıdır.
O yüzden Erhürman’a da diğerlerine de sesleniyoruz:
Siz işgali konuşmadan, işgali gündeme taşımadan, Anayasa’daki zincirleri kaldırmadan bu topluma tek bir şey veremezsiniz!
Huzur vaat etmek kolaydır, özgürlük vaat etmek kolaydır. Ama özgürlüğün önündeki zinciri koparmak yürek ister. İşte o yürek yoktur sizde!
Bu halka boş vaatlerle umut satmayı bırakın!
Bu halkın derdi işgaldir, işgale karşı verilecek kavganın yokluğudur.
Onu dile getirmeyen, dile getirmeye cesaret edemeyen hiç kimse çözümün değil, sorunun parçasıdır.
Ve unutmayın:
Bu toplum işgali dile getirmeyenlere değil, işgali sona erdirecek cesareti göstereceklere güvenecektir.



















